Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / HİKÂYE
Okunma sayısı: 188
 
 
BİR TANITIM, BİR TENKİD ve HİKÂYENİN NE İDÜĞÜ
 
 



İyi Şeyler Olacak

13.04.2007 - 16:33, Kırkikindi



2003'te Saklı Değerler, 2006'da Bekleyen adlı öykü kitaplarını yayınlayan Hüzeyme Yeşim Koçak'ın ikinci öykü kitabı Muhabbet Buyursun Gelsin (Romantik Kitap, İstanbul 2005) üzerine, sanırım kitap yayınlandığı günlerde bir şeyler düşünmüş ve yazmıştım. Yazar, bu târihten sonra üçüncü öykü kitabını çıkarmış olmasına rağmen, ben ikinci kitabı üzerine yazdıklarımı yayınlayamadım; zîrâ bu yazıyı verdiğim (Konya merkezli) her iki dergi de kapandı. Aşağıdaki yargıların, yazarın diğer kitaplarda bulunan öykülerini de kapsayacağını düşünüyor, Hece Öykü'ye[*] uzun ömürler diliyorum. :)

Hüzeyme Yeşim Koçak'ın öykülerini okurken dikkatimizi çeken ilk nokta, yazarın dili. Öykülerin önemli bir bölümünde, Nazlı Eray'da da gördüğümüz sular seller gibi akıp giden bir anlatım var. Üstelik Nazlı Eray'ın akıl almaz anlatım hatâlarını çok sık yaptığını hatırlayacak olursak, Koçak'ın ondan daha üstün bir noktada durduğunu söyleyebiliriz. Ancak Koçak'ın bazı öykülerinde karşımıza çıkan bu (tâbiri câizse) "hızlı anlatım", öykü türünün -tabiatı gereği- kısa olmak zorunda olduğu hatırlanırsa, öykülerin aleyhine işliyor. "Karımın Hikâyeleri" adlı metin -nispeten daha uzun olduğu için belki de- bu handikaptan sıyrılmasını bilmiş.

Yazarın diliyle ilgili olarak belirteceğimiz bir başka nokta, günümüz öykücülerinin artık kullanmaktan çoktan vazgeçtikleri "ağır" kelimeleri kullanması. Meyus, meçhul, itminan, sermest, mütecessis... gibi. Yazar bu kararında direnir ve bunu titizce yapmaya kalkışırsa, bu durum, kendisinin bir üslûp özelliği bile olabilir. Ancak çok estetik durmayan, yâhut ince bir buluş gerektirmeyen benzetmelerden de uzak durmalı.

Kıvrak, devingen, kendini okutan, sıcak, canlı bir dil... Fakat şunu da belirtmeli ki, yazar, bu kıvrak, bu devingen anlatımın sarhoşluğuna kapılıp, bu "hız"ın esrikliği içerisinde yazmakta olduğu metnin edebî bir metin olduğunu unutmamalı. Şu demek: Edebî metinlerde sosyal, felsefî, insânî bir öz, bir derinlik ararız. Yazarın yazma heyecanından öte, bundan daha fazla bir şeydir gereksindiğimiz. Örneğin "Yazarlık Dersleri"nde bu heyecandan, bu dil zevkinden, bu anlatım sarhoşluğundan öte bir durum var. Ülkemizdeki edebiyat yayıncılığının hâl-i pürmelâli... İronik, iğneleyici, dozunda bırakılmış bir öfkeyle halhamur, başarılı bir öykü "Yazarlık Dersleri"... Edebiyatın gereksindiği derinliğe sâhip.

"Yazarlık Dersleri" gibi, "Bıçak" gibi, "Havva Hanım'ın Saçı" gibi, "Elmasiye" gibi sıkı metinlerle buluşturuyor Hüzeyme Yeşim Koçak bizleri. Söylenebilecek tek bir şey var: Keşke daha iyi bir elemeden geçirseydi yazar öykülerini. Daha ince ama daha sıkı bir kitap olsaydı Muhabbet Buyursun Gelsin... Örneğin "Defile", doğrudan mesaj kaygıları içerdiğinden, "İlk Doğum" yeterince sarahat içermediğinden, "Söyleşi Keyfi" akıcı anlatımından öte bir derinliğe sâhip olmadığından, kitaba alınmamalı ya da üzerinde çalışılmalıydı.

Yazarla yaptığımız bir söyleşide (bkz. 40ikindi.com), yazarın bize kendi öyküsü hakkında söylediklerini burada zikretmezsek yazımızda bir şeyler eksik kalacak. Hüzeyme Yeşim Koçak'a sorulmuş: "...kendi hikâyelerinize baktığınız zaman, kendinizi nasıl tahlil ediyorsunuz? Kendinizi nasıl yorumluyorsunuz? Örneğin yoğunlaştığınız izlekler, odaklaştığınız noktalar..." Yazarın cevabı: "Emin olmamakla birlikte bazı şahsî özelliklerimi söyleyebilirim belki. Sevecen, gülümseyen, biraz da mûzip, delişmen bir yazar. (...) Ayaklarımı yere basıyor, ama hissî bir yoğunluğu, bir parça romantizmi, ironiyi de inkâr edemem. (...) Karanlık, vâveylâcı, fazla telâşlı, bunaltıcı yazılardan hoşlanmıyorum. Çünkü yeterince acı bir dünyâda yaşadığımızı biliyorum. Hayâtın kendisinin muhteşem bir güzellik olduğunu düşünerek, benim için en temel gerçeklik olarak sevgiyi görerek; metinlerime bir muhabbet sıcaklığı ve hoşluğu vermek istiyorum. Aşk, sıkça ele aldığım sevdiğim bir konu. Gönül işleri, gönül rengi ve sesi beni cezbediyor. Sonra beşerin mükemmelleşme serüveni, kemal yolculuğu aşkınlık... İnsanın ve hayâtın derinlikleri... Güzellikler..."

Koçak'la yapmış olduğumuz söyleşiden alıntıladığımız bu satırlar, öykülerin içeriğine ilişkin olarak söylemek istediklerimizi bir ölçüde yansıtıyor. Tıpkı Memduh Şevket Esendal gibi, Hüzeyme Yeşim Koçak da yeterince acı bir dünyâda yaşadığımızı öne sürerek güzele, iyiye, sevecenliğe yöneliyor. Bu yöneliş, edebiyatımızın şimdilerde yoğun hüzün, yoğun karanlık, acı... karabasanında bunaldığı düşünülürse Koçak'a bir avantaj kazandırıyor.

Koçak'ın aynı soruya cevap verirken söylediği şu sözler düşündürücü: "Bazı değerlerimiz üzerindeki hassâsiyetim ve samîmiyetim kalemimi sivrileştiriyor..." Düşündürücü, çünkü, bir deneme yazarı için bu sivrilik ne kadar normal karşılanacaksa, bir öykü yazarı için de aynı oranda tehlikelidir. Nitekim yukarda da andığımız "Defile" öyküsü, yazarın dünyâ görüşünü metinden doğrudan doğruya ifâde etme heyecanına engel olamaması sebebiyle "edebî"lik özelliğini yitiriyor. Mesaj iletme derdine düşüyor yazar... Koçak'a lâzım olan şey, "mesaj" değil, "mesele"... Her öykü bir "mesele"nin, bir çelişkinin, bir açmazın, bir çıkmazın "ân" içinde belirlenmesidir, dersek yanılmış olmayız. Elbette "anlatıcı"lığın gerektirdiği soğukkanlılığı ihmal etmeden... Öykülerde "mesele"nin hiç olmadığını da söylemiyorum, ancak bu, tesâdüf eseri olarak giriyor metinlere; "yazarına rağmen" belki de...

Sonuç: Anadolu'dan bir darbımesel: Kırk deve boğmadan dereden deve geçirmek öğrenilmezmiş... Avrupa'dan bir darbımesel: İyi balıkçı küçük balıkları denize atarmış...


NOT:
Vurgular bize âittir. (Doğruluş)



 
 
Yazar: Abdullah Harmancı
20-07-09
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BİR TANITIM, BİR TENKİD ve HİKÂYENİN NE İDÜĞÜ / HİKÂYE Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
0dbd7
 
Kodu Gir

Online Kişi: 11
Bu Gün: 49 Bu Ay: 311 Toplam Ziyaretçi: 36382 Toplam Tıklanma: 519527
Copyright © 2009 AlanJaweb