
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 3048 |
BaÅŸörtüsü yasakları Türkiye’nin canını çok yaktı. Yeni nesil, yasakların ismini bilse de o zeminde yaÅŸanan acıların varabildiÄŸi boyutları pek bilmez. İslâmî câmia AK Parti iktidara geldiÄŸinde bu hükümet bu yasağı kaldırabilirse görevini baÅŸarıyla yerine getirmiÅŸ olacaktır, baÅŸka bir ÅŸey yapmasa da olur, hissiyatındaydı.
BaÅŸörtüsü takmak ağır bir bedel ödemeyi göze almak demekti çünkü. Seney-i devriyesini iki gün önce idrak ettiÄŸimiz 28 Åžubat sürecinin sembol yasağıydı. Türkiye’nin içine girdiÄŸi karanlık tünelin en belirgin göstergesiydi. Aşılması gereken bir merhaleydi ve hamdolsun aşıldı.
BaÅŸörtüsü Müslümanların kutsal kitabı Kur’an’ın emriydi oysa. Sünnet ve icma ile, tarihsel süreklilikle sabitti. Buna raÄŸmen yasaktı. Biz, Türkiye’de bu yasağın ideolojik sebeplerini biliyorduk ve yurt dışında sorulduÄŸunda da anlatıyorduk.
Yasakların ideolojik sebeplerini anlattığımızda muhataplarımız durumu anlıyor gibi oluyordu ama bu yasağın nüfusunun yüzde 95’inin Müslüman olduÄŸu bir ülkede nasıl uygulanabildiÄŸini anlayamıyordu. Muhataplarımızdan ‘abartıyorsunuz’ yollu itiraz cümleleri sökün ediyordu. Halbuki biz yasakların vardığı boyutu küçülterek anlatıyorduk ki inandırıcı olsun. Zira aklı tutulmuÅŸ, vicdanları kararmış yasakçıların söylem ve pratiklerinin vardığı boyutların izahı mümkün deÄŸildi.
2008 yılında yasağın arka planını, izlediÄŸi seyri, tarafları, ilgili kanun maddelerini vs. anlatan İngilizce bir makale de kaleme almış, uluslararası hakemli bir dergide yayımlamıştım. Zira baÅŸörtüsü zulmünü yurt dışında anlatamamıştık. YaÅŸananların boyutları bilinmiyordu. Varolan birkaç makale de meseleyi taraflı olarak ele alıyordu.
Bu dönemin hem maÄŸduru hem de tanığı olarak baÅŸörtüsü yasağının uygulandığı son kurum olan orduda da nihayet serbest bırakılması bizi ziyadesiyle memnun etti. Milli Savunma Bakanlığı, yaptığı düzenlemeyle kadın subay ve astsubayların baÅŸörtüsü takmalarına iliÅŸkin yasağı kaldırdı. Ne kıyamet koptu, ne yasakçıların iddia ettiÄŸi gibi baÅŸörtüsü takmayanlar baÅŸörtüsü takmak zorunda kaldı.
Ülkeye büyük acılar yaÅŸatmış, devlet millet gerilimini sürekli canlı tutmuÅŸ bir mesele daha sessiz sedasız geride kaldı derken birileri Türkiye’nin normalleÅŸmesinden rahatsız olduÄŸunu yine ortaya koydu. Hürriyet gazetesinin Cumartesi günü “Karargah Rahatsız” baÅŸlığı tam da bunu anlatıyor. Asıl rahatsız olanın Hürriyet gazetesi olduÄŸu o yazıdan öyle bir baÅŸlık üretmesinden belli.
Daha 15 Temmuz askeri darbe giriÅŸimini dün yaÅŸadık. Vatan, millet ve din için hayatını feda eden ÅŸehitlerinin kanı kurumadı. Elini, kolunu, bacağını, gözünü vs. kaybeden nice gaziler iyileÅŸme mücadelesi veriyor..
FETÖ ile mücadelenin sürdüÄŸü, askerlerin Suriye’de fiilen bir savaÅŸ verdiÄŸi, bölgede dengelerin yeniden kurulduÄŸu, Yunanistan’ın diÅŸ bilediÄŸi, küresel güçlerin operasyon üstüne operasyon yaptığı, milli güvenlik, ülkenin bütünlüÄŸü adına ordu-halk birlikteliÄŸinin en fazla ihtiyaç hissediliÄŸi bir demde gündemi deÄŸiÅŸtirmek ve yeniden ordu-halk arasına gerilim fay hatları döÅŸemek kimin iÅŸine gelir? Bunun yargı önünde hesabının sorulması lazım.
28 Åžubat günlerini özleyenler var. 16 Nisan bu darbe özlemi içinde olanlara cevabın en net verilmesi imkânını sunmaktadır. Öyle inanıyoruz ki, halkımız o gün o cevabı da en net ÅŸekliyle verecektir. Allah bir daha bu ülkeye bir 28 Åžubat yaÅŸatmasın...
Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Serdar Demirel |
02-03-17 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||