
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 1503 |
Her zaman yerinden çıkacak gibidir.
Çabuk kabul eder, hızlı sever, kolay vazgeçmez. Bir muştuyu koşturan yanakları kızarık bir çocuk gibi, ağzında taşıdığını hemen diyemez. Önce soluklanması gerekir. Ne var ki buna da vakti yokmuş gibidir. Türkler, bu arz üzerinde vakti en dar insanlar olduklarını düşünürler. Bu vakit darlığının sebebi meşguliyet değil, dünyanın geçiciliğine olan imandır. Bu yüzden şairin dediği gibi hepsinde “bir gençlik ölümü” saklı kalmıştır.
Her zaman biraz kırıktır.
Günü kurtarandır ama daha gecesinde, çekildiği sessiz köşede unutulur. Dese bir türlü olandır, demese bir türlü. Bu yüzden pek sever “Hayırlısı” demeyi. Bir sonraki musibet ve şer zamanında, unutulduğu köşeden nasılsa gelip ortaya atılacaktır.
Her zaman başka türlü söyler.
Hesap, kitap yapmasını o da bilir. Ötesini, berisini o da düşünür. Başka türlüsünün aleyhine gelişebileceğini o da görür. Ama yine gider kalbinin kelamını masaya koyar. Onun dediğini eder, o mutmain olana kadar da ettiğinden dönmez.
Her zaman açıktır.
Özgürlüğüne vurulacak zincirin her halkasına başka bir zalimi geçirir de, elden gördüğü iyilik, onu bir ömür adına vefa dediği gönül tutsaklığında alıkoyar. Hiç de şikâyet etmez. Bu tutsaklıkta saklı özgürlüğü kutsal bilir çünkü.
Her zaman uzak ihtimallere inanır.
Öyle uzak ihtimallere, öyle uzak coğrafyalara, öyle imkânsızlara âşıktır ki ölçü birimleri şaşırır. Bu, modern dünyaya göre bir zaaftır. Politikaya göre hayal, sosyologlara göre kaos, ekonomistlere göre irrasyoneldir.
Her zaman Müslümanlarla birlikte atar.
Dilini, örfünü, âdetini ve geldiği memleketini bilmediği birisiyle sadece Müslüman olduğunu öğrendiği anda kurduğu ilişki, bin dört yüz yıllık bir geçmişe sahip olur bir anda. Dünyada en hızlı tesis edilen kardeşlik biçimi budur.
Her zaman Kâbe’yi gördüğünde duracak gibi olur.
Görmüştür, geçirmiştir, hata etmiştir, günaha girmiştir, heves etmiştir amma velakin “Vara vara vardım ol kara taşa” dedi mi geriye “Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm” kalır. Hayat dediğin Beytullah’ı gördüğün ilk andan bir saniye daha fazlası değildir.
***
Velhasıl, bugün Arefe günü. Helak olduğumuzu bildiren ve bunu bildiriyor olmaktan büyük zevk alan hedonistleri, bizden adam olmazcıları, bu ülkede yaşanmazcıları, içine dâhil olduğumuz bütün cümleleri olumsuz kuran bunca zevatı bir kez olsun bir kenara bırakıp, şöyle bir sarılsak mı hakikatimize?
Bu ümmetin sevgili bir milleti olarak, nice bayramlara nice Müslüman kardeşimize derman olmak üzere bizi kavuşturmasını Rabbimizden niyaz etsek ya.
Değil mi ki O'nun rahmeti gazabından fazladır.
Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.
Yazar: Furkan Çalışkan |
28-06-17 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||