HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MEKTEP (Talebe Yazıları)
Okunma Sayısı: 1752
Yazar: A.Tunahan Şimşek
YEDİ ASRIN KÜLTÜRÜ

Her şey eski kıymetini yitirmişti artık. Her şey câhilliğin getirdiği şuursuzluğun benliğimizi kazıyıp yok etmesiyle yitirmişti ehemmiyetini. Kimilerinde ise o benlik hiç yoktu.
Kocaman bir medeniyetin varlığı, tarihî hâdiselerin doğruluğu veya yanlışlığı, mâziyi hor gören, basit ve kaba bir bakışa mahkûmdu.
Eski kültür ve medeniyetimiz şimdilerde içi kurtlarla dolu, çürümüş bir elma olmuştu.
Yeni sâhip olduğumuz bir güzellik yoktu, var olanı da kaybediyorduk.
Gece yarısı çâresizce karanlıkta bir bankta oturan yaşlı bir adam olmuştu kültürümüz. Sen n’aparsan yap, eski yaralar kapanmaz, elin kolun bağlı otursan gönül razı olmaz. Gidip soğuktan üşüyen adamın yanına otursan onunla birlikte üşürsün. Geleceğini tamir edebilirsin belki fakat geçmişini tamir edemezsin.
Dönüşü olmayan bir yola girmiştik çoktan. Geçmişti artık, zamanı geçmişti... Sızlayan kemikler kimsenin umrunda değildi…
Dedelerimiz bize paha biçilmez miraslar bıraktı, biz – ne yazıktır ki – o mirası bir an bile düşünmeden reddettik. Şuursuzluğun ve câhilliğin beslediği kötü hislerle dolan içimizi her yerde, her şekilde dışımıza aksettirdik.
Geçmişin bize bıraktığı sanatı bozup her türlü pisliğe alet etmekle kalmadık, bir de bu yaptıklarımızı müdâfaa ettik utanmadan!.. Hoyratça, büyük bir zevkle, şerefine kadehler kaldırarak bozduk onca asırlık kültürümüzü. Sonra kalkıp bunlara “devrim, değişim” falan dedik. Başka ne diyebilirdik ki? “Kültürümüzü bozduk.” diyemezdik nasıl olsa… Kuyruklu yalanları allayıp pullayıp “abrakadabra”larla mutluluk masalları anlatarak insanların gözlerini boyamalıydık. Böylelikle kusurumuzu örtebilirdik.
Ağlanası bir fecî manzarayla karşı karşıyaydık. İdam sehpasına çekilen kültürümüze bakamıyorduk, yanından bile geçemiyorduk korkudan.
Geçmişin bize bıraktığıyla bizim var etmeye çalıştığımız arasında dünyalar kadar fark vardı. Mesafe gün geçtikçe daha da açılıyordu.
Ne sanat kalmıştı, ne dil ne din ne tarih... Bozmuştuk ve bozmaya devam ediyorduk.
Asırların bizler için verdiği mücâdele boşa gidiyordu ve bu kimsenin umurunda değildi.
Koca yedi asır bir anda yok olmaya mahkûm edilmişti; işte en büyük hakikat buydu… Bunu görmek ve anlamak çok zor değildi aslında… Her şey göz önündeydi ama kimsenin olan bitenden haberi yoktu. Kültür ölmek üzereydi, yardım istiyordu insanlıktan fakat sesini duyan yoktu. Karanlıktan göremiyorduk kültürü… Aynada ruhumuzu değil bedenimizi görüyorduk. Kaybolmuştu o derin, engin ruh…
Artık nankörlük kanımıza iyice karışmış, tavan yapmıştı.
Yedi asırlık hakikati yok saydık ve bundan dolayı hep yerimizde saydık.
Yedi asır ne idüğü belli olmayan bir ‘çağdaşlık’ uğruna yok olup gitti…

NOT: Değerli kardeşimiz, yine güzel bir yazı kaleme almışsın. Yazmaya devam etmen bizi çok sevindiriyor. İnşaallah bu yazılar büyük bir yazarın ilk karalamaları olur. O büyük yazarın teşvikinde bizim de bir payımızın olması bizi mes'ûd eder. Selamlar.

Yazar: A.Tunahan Şimşek
29-08-10
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YEDİ ASRIN KÜLTÜRÜ
Online Kişi: 26
Bu Gün: 14 || Bu Ay: 8429 || Toplam Ziyaretçi: 1346508 || Toplam Tıklanma: 35429638