HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 205
Yazar: Osman Çakmak (Prof. Dr.)
Çocuklarınızı üniversitelere gönderip hayatlarını karartmayın

Çocuklarınızı üniversitelere gönderip hayatlarını karartmayınBir kısım işverenlere göre üniversite mezunlarına ülkenin ihtiyacı yok. Meslek yüksekokulu bölümleri daha önemli. Üniversite bitirmek çözüm değil [1].

Üniversite mezunları iş bulamadığından bölüm üstüne bölüm değiştiriyorlar. Geçen yıl bir tıp doktorunu MYO Optisyenlik programında verdiğim Genel Kimya dersinde öğrenci olarak görünce şaşırmıştım. Meslek yüksekokulu bölümlerini okuyan çok sayıda meslek değiştiren ya da ek meslekleri öğrenen kişiler var.

İlk ve ortaöğretimde öğrenci, hayatı ve kendisini-sınırlarını-yeteneklerini tanıyor, nasıl öğrendiğini öğreniyor. Öğrenciye bu imkânı vermezseniz; “beceri” yerine “bilgi” esas olursa; öğrenci özgüvensiz hale gelecek ve ayağının üzerinde duramayacak ve ne olacağını ve nereye yöneleceğini bilemeyecektir. Bizdeki durum tam da bu.

Sanayimiz bir yandan değişik alanlarda sıçrama üstüne sıçrama yaparken hangi iş verenle karşılaşsanız nitelikli ara işgücü bulamamaktan şikâyetçi.

Üniversite bitirdim diye eline diploma alan, ben ne zaman müdür, mühendis, öğretmen olacağımın derdine düşüyor.

Parayı basınca diploma sunan bir kısım vakıf üniversiteleri sebebiyle, buradan mezun olan gençlerin ve ailelerin beklentileri yükseliyor. Bu mezunlar ara iş gücüne talip olmuyor.

Bir yandan da yetkililerimiz herkese üniversite diploması diyerek tehlikeli bir gidişin yolunu açıyor.

İşsizliğin çözümünün mesleki planlamadan geçtiğini göremiyorlar.

Bu yanlış arayış ve bakışın değişmesi lazım. Ülkenin üniversite mezununa değil meslek erbabına ihtiyaç duyduğunu sadece yetkililere değil medyaya ve aydınlarımıza da anlatılması lazım.

Halihazırda bir üniversite mezununa karşılık piyasada genelde yedi sekiz hatta dokuz ara gücü insana ihtiyaç var. En yüksek işsizlik oranı üniversite mezunları arasında.

Bu yüzden plansız yükseköğretim SOS veriyor.

Üniversite mezunu işsizlik tavan yapmaya başladı.

Artan üniversite talebinden dolayı “Sitcom üniversitelerin” sayısında son yıllarda hızlı bir artış var. Vakıf üniversitelerine bakarsanız göstermelik laboratuvar ve uygulama ile birkaç hoca ile (çoğu dışarıdan toplama) eğitimi götürmeye çalışıyorlar. Tabii ki tek derdi “para kazanmak” olmayan, eğitim kaygısı öne çıkan vakıf üniversiteleri de var. Onlara sözümüz yok…

Çoğu iş yerlerinden dönüştürme kampüssüz yapılanmalara esasen “üniversite” adını vermek çok yanlış.

Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler gibi bölümlerden mezun olanlar dışarıya çıktığı zaman şunu görüyor. Siyaset yapmak için bilime gerek yok...

Baksanıza belediyelerin yönetimlerine. Şehircilikte uzman insan pek göremezsiniz. Gerçi sadece belediye meclisi üyesi olmak için değil, milletvekili olmak için bile okulunu bitirmeye/eğitimini almaya gerek yok.

Bilimden ve estetik kaygısı olmayan yetkililerden mürekkep yönetimlerin onayladığı kentin ortasına “kıyamet kazıkları” gibi gökdelenler, kültürümüzü ve medeniyetimizi yansıtmayan “kimliksiz” şehirlerimizin hali neyin işareti!

İki yıl araştırma için bulunduğum Almanya’da gördüğüm şuydu: Berberi ve çobanı, boyacısı bile sahası ile ilgili meslek okulunu bitirmek zorundaydı… Araştırınca, Almanya’nın sağlam mesleki eğitiminin altında Osmanlının Ahilik sistemini görürsünüz [2].

Kendiniz olmayınca, aslınıza dönmeyince bu “kimliksiz” yapınızla doğru bir “kopyalama” bile yapamazsınız. Karikatür taklitler ortaya çıkar.

Ülkemizde hiç siyasetten anlamayan kişi milletvekili olabiliyor. Hâlbuki “beğenmediğiniz” Osmanlıda mebuslar için bile belli kriterler vardı [3].

Devlet üniversitelerinde eğitimde kalite sorunu belli. Ancak hiç değilse belli bir ciddiyetten söz edebiliriz. Çoğu vakıf üniversitelerinde eğitim ve araştırma adına yapılan ise bir cambazlık örneği. Parayı bastırınca yüksek lisans ve doktora sahibi olabiliyorsunuz.

Sözün özeti bizdeki eğitim nereye gideceğini bilmeden yola koyulan şaşkınların haline benziyor…

Hedefi olmadan, yol nereye götürürse oraya giderim mantığı ile eğitim yapmayı ne zaman bırakacağız?

Meslekleri ve insan gücü planlaması yapmanın zamanı geldi de geçiyor. YÖK’ün ve MEB’in en önemli kaygısı “planlama” olmalı. Artık memleket kaynaklarını israfa son verelim.

[1] https://www.yeniakit.com.tr/haber/cocuklarinizi-sitcom-universitelere-gondermeyin-79846.html

[2] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/302485

[3] https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/yavuz-bahadiroglu/eskiden-milletvekili-olmanin-kriterleri-vardi-24212.htm

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Osman Çakmak (Prof. Dr.)
05-08-18
E mail: dirilispostasi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Çocuklarınızı üniversitelere gönderip hayatlarını karartmayın
Online Kişi: 33
Bu Gün: 235 || Bu Ay: 3262 || Toplam Ziyaretçi: 1150432 || Toplam Tıklanma: 31306228