HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 177
Yazar: Metin Uygun
OSMANLI'NIN EHL-İ SÜNNET HASSÂSİYETİ

OSMANLI'NIN EHL-İ SÜNNET HASSÂSİYETİOsmanlı Devleti İslam’a hizmet etmeyi kendisine gaye edinen, hükümranlığını, kuruluş felsefesini bu gaye üzerine bina eden, gaza ruhunu bu gayenin şekillendirdiği bir devlettir. “İla-yı kelimetullah”ı yaymak, yani Hz. Allah’ın ismini yüceltmek, tevhid inancını yaymak ve Peygamber Efendimize (sav) sevgi ve hürmet beslemek Osmanlı’nın davası ve vazifesi olmuştur. Bu inancı devletin temeline oturtan Osmanlılar Ehl-i Sünnet konusunda da devletin kuruluşundan yıkılışına kadar çok büyük hassasiyet göstermişlerdir.

Ahmet Uçar, Hamidiye Kitaplığı tarafından 2015 yılında okura kazandırılan Sultan, Güç ve Hassasiyet isimli kitabında, Osmanlı Devleti’nin ve Sultan İkinci Abdülhamid’in Ehl-i Sünnet konusundaki hassasiyetini, Kur’an-ı Kerim’e gösterilen hürmeti ve Peygamber Efendimize (sav) olan tazim ve sevgiyi işlemektedir. Bu konuda yurt içinde ve yurt dışında verilen mücadeleyi, Osmanlı Arşivi belgelerine dayanarak ele almaktadır.

Sultan II. Mahmud’un fermanı

Osmanlı sultanları devletin en sıkıntılı olduğu dönemlerde bile İslam’a hizmet gayesine uygun hareket etmişlerdir. Uçar’ın kitabında paylaştığı belgeler sayesinde bunu kolayca görebiliyoruz. Osmanlı eğitim sisteminin sıbyan mektebi ile başladığını hayata atılmanın temel şartının Kur’an-ı Kerim tedrisatında olduğunu ifade eden Uçar, Sultan İkinci Mahmud’un bir fermanını paylaşır. Sultan İkinci Mahmud, altı yedi yaşındaki çocukların daha temel dini ilimleri öğrenmeden mektepten alınıp işe verildiklerini, bu yüzden de halkı cehaletin sardığından kaygılanarak İstanbul Kadılığına bir ferman gönderir. H. 1244 (m. 1828/29) tarihini taşıyan ferman: “Bir müddetten beri ehl-i İslam içinde, ta’lim ve terbiye-i sıbyan hususuna ehemmiyet verilmez olduğundan, çoğunlukla insanların çocuklarını altı yedi yaşlarında mektepten alıp sanata verdiğinden ve bu yüzden de halkı cehaletin istila eylediğinden bahisle, herkesin evladına buluğ çağına varıncaya kadar; Kur’an-ı Kerim, tecvid ve ilmihal derslerini, şeriat-ı İslamiyeyi öğretmesini, bunları öğrenmedikçe de onları mektepten alıp ustaya vermemelerini” emretmektedir.

Kur’an-ı Kerim’i kimler basabilir?

Osmanlı Devleti’nin Ehl-i Sünnet konusunda büyük hassasiyet gösterdiği uygulamaların başında Kur’an-ı Kerim gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’in basımı esnasında lazım gelen azami hürmetin gösterilmesine çok dikkat edilmiştir. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim’i ve dini kitapları kimlerin basabileceği belirlenirken hürmet kaygısı hep ön planda tutulmuştur. Hıristiyanlara ait matbaalarda başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere dini kitaplara gerekli hürmetin gösterilmeyeceği endişesiyle basım işine karşı çıkılmıştır. Kitapta 1 Ekim 1902 tarihinde Maarif Nazırı imzası ile Dahiliye Nezaretine gönderilen bir belge yer almaktadır. Bu belgede Hıristiyan matbaalarında kitap basma konusundaki kaygı şu sözlerle ifade edilmektedir: “Hıristiyan matbaalarında İlmihal, Dürr-i Yekta Şerhi, Kuduri Tercümesi, Aziziye ve Şifa-ı Şerif gibi İslam akaidine dair kitaplar ile Elifbâ-yı Osmani basılmaktadır. Bu matbaalardaki mürettiplerin kâffesinin Hıristiyan olması münasebetiyle dini eserlerin yerlere konulmakta olduğunun bir rapor ile bildirilmesi üzerine, durum Teftiş ve Muayene Heyeti’ne havale edilmişti. Bu heyet tarafından mübarek dini kitapların basılması sırasında lazım gelen tazim ve hürmetin ifasının şart olmasına ve Hıristiyan matbaalarında bu cihete pek dikkat ve itina edilemeyeceğinin tabii bulunmasına binaen; bu durumun engellenmesi için gerekli tedbirlerin süratle alınması ve uygulanması gerekmektedir.” Bu belge Osmanlı’nın konuyla alakalı hassasiyetini çok güzel yansıtmaktadır. Yine yapılan araştırma ve teftişlerde Hıristiyanların ve diğer azınlıkların bu kitapları basıp Anadolu’ya gönderdiklerinin anlaşılması üzerine devletin olaya müdahalesi istenmiş, bunun üzerine Sultan Abdülhamid Han, özellikle akaidle ilgili kitapların Hıristiyanlarca basılıp satılması için Meşihattan görüş ve Bab-ı Ali’den izin alma şartını getirmiştir.

Sultan İkinci Abdülhamid’in milli ve dini hassasiyeti

Kitapta Sultan İkinci Abdülhamid’in, Fransız yazar Bornier’in “Muhammed” isimli iftira dolu piyesinin Paris, Londra, Roma ve Washington’daki bütün tiyatrolarda sahnelenmesini engelleyen diplomasi mücadelesi belgeleriyle ortaya konmaktadır. Ayrıca Avrupa’da dini ve milli hislerimizle alay eden birçok eserin sahnelenmemesi konusunda Sultan Abdülhamid’in verdiği diplomasi mücadelesi anlatılmakta ve bu sayede böyle eserlerin oynanmasının önüne geçildiği açıklanmaktadır.

Sultan Abdülhamid’in hassasiyet gösterdiği hususlardan birisi de, yurt dışından Osmanlı ülkesine sokulan Kur’an-ı Kerim’lerdir. Özellikle İran ve Hindistan’dan gelen bu Kur’an-ı Kerim’lerin baskılarında büyük hatalar bulunmaktadır. Abdülhamid Han bu şekildeki Kur’an-ı Kerim’leri toplatarak, satın alarak ülkeye yayılmasını önlemeye çalışmıştır. Osmanlı Devleti İran’la bu konuda yazışmalar yapmıştır, Erzurum gümrüğüne bu ülkeden gelen Kur’an-ı Kerim’lerin ülkeye sokulmaması konusunda tedbir alması talimatı verilmiştir.

Ahmet Uçar’ın eseri, Osmanlı’nın Ehl-i Sünnet hassasiyetini yansıtan birçok tarihi hadiseyi özellikle Osmanlı Arşivi Belgeleriyle ortaya koymaktadır. Bunun dışında kitapta; Osmanlı Medreselerinde Talebelerin Üç Aylarda Cerre Çıkmaları, Osmanlı’da Ramazan-ı Şerif Faaliyetleri, Çarlık Rusya’sının Kur’an-ı Kerim’i Tahrif Etme Çabaları, Muhammed Abduh’un Osmanlı Hududlarına Girmesi Yasak, Osmanlı Mekteplerinde Akaidin Takviyesi, Osmanlı’nın İmam Rabbani ve Evlatlarına Bakışı gibi başlıklarla bir tarih ve kültür ziyafeti sunulmaktadır.

Metin Uygun

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Metin Uygun
16-05-19
E mail: dunyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OSMANLI'NIN EHL-İ SÜNNET HASSÂSİYETİ
Online Kişi: 40
Bu Gün: 8 || Bu Ay: 8423 || Toplam Ziyaretçi: 1346495 || Toplam Tıklanma: 35429320