HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 173
Yazar: Memiş Okuyucu
DURDURAMAYACAKSINIZ!

DURDURAMAYACAKSINIZ!Maarif tarihimizi incelerken, bu alanı düşünce tarihinden bağımsız düşünemeyiz. Bugünkü eğitim uygulamalarının düşünce tarihi ile ilgili arka planına da kısaca bir göz atalım.

Batı, hristiyan din adamlarının bütün orta çağ boyunca toplum üzerinde kurduğu tasallutu kırdı ve kendi içinde sekülerleşerek bu düzenin alternatifini meydana getirdi. Bu yeni düzenin adını aydınlanma koyarak toplumda kendi içinde bir meşruiyet oluşturdu. Din ve din adamlarından boşalttığı alanı ‘bilim’ ve ‘akıl’ adına kurduğu vesayetle doldurdu. Pozitivizm de bu seküler dönemde 19. asırda Avrupa’da doğdu. İlk başlarda dinin yerini almak üzere, bilim kılıfı ile ortaya konulmuş bir öğreti olarak ortaya konuldu. Devlet ve toplum hayatının nerede ise tamamını tanzim etmek üzere bir inanış olarak sunuldu. Burada bizi ilgilendiren toplumsal yönüne bakmak istiyoruz.

Bu felsefenin kurucularından A. Comte, Pozitif Felsefe Derslerinde bu konudaki görüşlerini şöyle anlatır: ’’(Pozitivizm) doğası gereği boyun eğme güdüsünü geliştirerek kamu düzenini geliştirmeye yöneliktir’’.

Görüldüğü gibi pozitivizmin kurucularından biri, bu felsefenin kuruluş amacını toplumda boyun eğme güdüsünü geliştirmek olarak açıklamıştır. Yani boyun eğdirilip kontrol altında tutularak ‘yönetilecek’ bir toplum hedefi var!.

Yakın dönem fikir adamlarımızdan Cemil Meriç ‘bu sahte bilim’ der ve devam eder ‘’tek işe yaramış: Nesillerin uyanmasını önlemek!’’(Bu Ülke: sf:87) diye açıklama getirmiş olduğu bir görüş ve felsefe ekolüdür Pozitivizm. Ve giderek bir ideoloji. Sosyolojinin en kötü örneği olarak toplumda uygulama imkânı olmayan/bulamayan bir ideoloji.

Pozitivizm, 1920’lerde Avrupa’da terk edildi. Ancak Türkiye’de özellikle eğitim sisteminde, felsefesiyle ve bütünüyle bir ideoloji olarak özellikle eğitim alanında uygulanmaya devam edildi.

Hem de giderayak bu ekolün Türkiye’deki fikri nakilcileri gözden kaçırılarak, uygulanmaya devam edildi. Pozitivizm bilim kılıfı ile devlet ve maarif sistemimizin resmi ideolojisi haline getirildi. Allah ve peygamber adını anmadan, milletimize ait değer kimlik alanına yer vermeden ders kitapları ve müfredatlar oluşturularak bilim kılıfı ile pozitivist ideoloji milletimize yıllar yılı dayatıldı.

Ve iki binli yıllar...

İki binli yılların başında Türkiye siyaseten kendisine giydirilen vesayet gömleğini yırttı. Ancak siyaseten iktidar döneminde girilemeyen alanlardan birisi de maarifimiz sahası idi.

Maarif tarihimizin; batıdan sistem, metodoloji, öğretim metotları alışı ile başlayan ve giderek ideolojik bir muhtevaya bürünen medeniyet yolculuğumuzun, şu anda en önemli kavşağına gelmiş bulunuyoruz!.

Türkiye, siyasi alandaki vesayeti iki binli yılların başında kırdı. Ancak bu vesayet altında kendilerine çıkış arayan içeriden birileri bürokratik bir huruç harekatına girişti!. Hem varlıklarını koruma refleksiyle hem de uluslararası bir etkileşimi de kullanarak harekete geçti!. Varlıklarını, gölgesine sığındıkları pozitivist eğitim sistemi içerisinde ve batı himayesinde sürdürme insiyakı burada göze çarpmaktadır!.

Peki bunun anlamı ne ?

1950’lerde yeryüzünde en zenginle en fakir arasındaki fark iki buçuk kat idi!..

Kan, gözyaşı, kargaşa ve kaostan içinde geçen bu yetmiş yıldan sonra batı sömürüsüne örnek teşkil etsin diye şu bilgileri paylaşalım:

Dünyadaki en zengin 42 kişinin mal varlığı, dünya nüfusunun %50’sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşittir; en zengin 10 ülkenin geliri de en fakir 10 ülke gelirinin tam 77 katıdır.

Görüldüğü gibi zenginlerle fakirler arsındaki fark uçurumları da aşmış, artık okyanuslar mesabesine varmıştır!

Batı işte bu sömürü düzenini ekonomi ve siyasetten sonra, eğitim üzerinden kurduğu vesayetle sağlamıştır!. Zihinleri felç eden, düşünceye pranga vuran, halkına yabancı, özgür düşünme melekelerini ortadan kaldıran, bilim kılıfı ile ülkelere dayatılan mevcut sömürge eğitimi modeli ile sömürüsünü sürdürmüştür batı!

Toplumların uyanışı bu eğitim modeli ile engellenmiştir! Bu modeli savunanlar, bilerek bilmeyerek batının sömürge/ateş değirmenine odun taşımaktalar!.

Şu an yapılan da maarif alanındaki vesayeti sürdürme çabasıdır. Hazzı düşünen, batılı tüketen, seküler yaşayan ve farklı düşüncelere hayat hakkı tanımayan ve bütün farklılıkları yok eden ‘batıcılık’ ideolojisi bu ülkede ve dünyada fikren mevta olmuş bir ideolojidir!.

Bizim maarifimizin; akleden, fikreden, şükreden, zikreden, dua eden, say eden; dünyayı imar, mülkü mamur etme şuuru yüklenmiş; hakkı ve hakikati bilen, hakkı üstün tutan bir talim/terbiye sistemi ve insanı kamil ideali vardır! Maksat insanı yaşatmaktır!. Bu millet tekrar tarihe yürüyecektir! Milli bir maarif ile tarihine yürüyecektir milletimiz!.

Maarifin hedefi milleti özgürleştirmektir!

Siz köleliğe talip olmayın! Batıcı eğitim sistemi celladına aşık köleler yetiştirmektir! Bu millet köleliğe değil, bütün insanlığın özlediği özgürlüğe taliptir!

Oysa siz ölmüş bir ideolojiden medet ummaktasınız!. Ölüler dirilmez! Diriltemezsiniz! Onun yerine siz bu millet ile dirilin ve hayat bulun!. Yoksa siz de yok olacaksınız!

Başaramayacaksınız.

Durduramayacaksınız.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Memiş Okuyucu
14-08-19
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
DURDURAMAYACAKSINIZ!
Online Kişi: 22
Bu Gün: 240 || Bu Ay: 1631 || Toplam Ziyaretçi: 1425674 || Toplam Tıklanma: 37199195