ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN!

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

ÂYET-İ KERÎME
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Araf, 7/199.
HADÎS-İ ŞERİF
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, işimdeki aşırılıkları, ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla...
Buhari, Deavat, 60.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Güzel, anlamlı, güncel, resimli Cuma mesajları 23 Şubat    Terör konvoyu imha edildi    Pusula böyle olacak       Para yoksa barter       Cenaze töreni ABD üssünde    Kusurlu araçlara takip    Türkiye 1 haftada soyunu öğrendi    Sürüsüne bereket    Sonuç değişmez       ANKA yerli motorla uçtu    Artık kazanma zamanı    Öğretmenler silahlandırılsın   
ÇOCUK TECÂVÜZLERİNE KARŞI TOPYEKÛN SEFERBERLİK ÇAĞRISI

ÇOCUK TECÂVÜZLERİNE KARŞI TOPYEKÛN SEFERBERLİK ÇAĞRISIHükümet sözcüsü Bekir Bozdağ Bakanlar kurulu sonrası çocuk tecavüzleriyle ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu.

Açıklamaların satır başları şöyle:

“Cezaların artırılması başta olmak üzere gereken tüm tedbirler alınacak.”

“Çocuklarımızın her biri bize emanettir. Her türlü ahlaksızlığa, her türlü saldırıya karşı çocuklarımızı korumak bizim görevimizdir.”

“Şunun da altını çizmek gerekir ki suçun ortadan kaldırılması tek başına hükümetin çalışmasıyla başarılabilecek bir şey değildir. Hep beraber bu suçla, bu suçun failleriyle mücadele etmeliyiz. Ev ev mücadele etmeliyiz. Sokak sokak mücadele etmeliyiz. Mahalle mahalle mücadele etmeliyiz. Evimizde, okulumuzda, mahallemizde, işyerimizde, üniversitemizde hasılı her yerde mücadele etmeliyiz.”

İşte açıklamanın can damarı burası...

Bu hayati konuda kimsenin sorumluluğu tümden hükümete yıkmaya hakkı yok. Çok açık ifade edildiği gibi istismarla mücadele ancak toplumun bütün kesimlerini içine alan bir seferberlikle çözülebilir.

Neden?

Bozdağ bunu şu cümlelerle açıkladı,

“Sadece cezalarla bu işi halledemeyeceğimizi hepimizin bilmesi gerekiyor.”

“ÇOCUKLARI HERTÜRLÜ AHLAKSIZLIĞA KARŞI KORUMAK…”

Bizler bu köşelerden çocukların uygunsuz kıyafetlerle televizyonlarda dans ettirilmesinin yanlışlığına dikkat çektiğimizde bizleri sapıklıkla itham ederek susturmaya çalışıyorlardı. Tecavüze meyilli sınır tanımaz ruh hastalarının varlığını inkar ediyorlardı. Bu körlüktü…

Tecavüze idam diyenler “Çocuktan Al Haberi” programında yetişkinler tarafından “sirk hayvanına” dönüştürülen çocukları keyifle izliyorlardı.

İzleyerek çocukların aileleri ve yapımcılar tarafından ruhsal olarak sömürülmelerine destek oluyorlardı.

Çünkü tek istekleri vardı, eğlenmek.

Bir çocuğun masumiyetiyle eğlenmek…

Biz duygusal istismarın çok ama çok büyük problemlere gebe olduğunu samimiyetle anlatmaya çalışırken bugün “çocuk hakları” diye bağıranların bir tek eleştirel yazı yazdıklarını görmedik.

Aksine bu programları göklere çıkarıyorlardı…

Netice itibariye duvara tosladık.

BENCİLLİK, ZEVKPERESTLİK,ÇIKARCILIK, RAHAT YAŞAM…

Televizyon ve internetin tüm toplum kesimlerini kışkırtarak hayatlarımızı kontrol ettiğinden mantıklı hiç kimsenin şüphe duymaması gerekir.

Bu mecralarda aralıksız bir şekilde kötü insanlar ve insanlıktan uzak hayatlar sunuluyor topluma.

Bencillik, zevkperestlik, çıkarcılık, rahat yaşam kutsanıyor.

Bu köşeden kanalların reytinglerini artırmak için şiddet gibi cinselliği de bin şekilde kullandıklarını sayısız kez söyledik.

Tek meselesi esas oğlanla esas kızın zifafı olan diziler örtük pornografiden başka bir şey değildir dedik. Herkes bunun böyle olduğunu biliyordu ama çok az kişi kabul ediyordu.

Bu pornografi her kanalda aralıksız yayımlanarak kitle sürekli tahrik ediliyor ve insanlar hayatta tek meselenin cinsellik olduğu algısına yönlendiriliyorlar dedik.

Gelen felaketi haber verir gibi, bu kadar kışkırtmanın toplumu ruhen dinamitlediğini tekrar tekrar söyledik…

Ve beklenen oldu.

Şu an bin yıllık toplumumuz şiddet ve cinsellik suçlarıyla şiddetli bir şekilde temellerinden sarsılıyor.

Adliyeler nitelikli utanç verici cinsel saldırı dosyalarıyla dolup taşıyor.

Ne insan canının ne de insan namusunun hiçbir öneminin kalmadığı bir karanlığa doğru savruluyoruz.

Çocuklara, genç/yaşlı kadınlara tecavüz edilen ve seksenlik ihtiyarların hayvanlara hallendiği korkunç bir topluma doğru evriliyoruz…

Evet, birileri o kışkırtıcı dizileri, insan düşmanı yarışmaları köşelerinde köpürtürken biz bütün bunları söyledik ve ne gericiliğimiz kaldı, ne çağdışılığımız…

*****

İşte bir örnek:

Balıkesir’de bir köy evi… Evde iki aile… Görünen o ki kız isteme merasimi yapılıyor. Ardından evde tartışma çıkıyor. Müstakbel damat kapıyı çarpıp çıkıyor, az sonra kız evine tüfekle dönüyor. Bam bam bam… 3 kişiyi öldüren şahıs 4 kişiyi de yaralıyor. Telefonunu çıkarıyor… Soğuk kanlılıkla katliamı telefonuna kaydederken bir taraftan da konuşuyor. Sesinde ne bir üzüntü ne de bir pişmanlık belirtisi… Daha çok hastalıklı bir galibiyet ve rüştünü ispat duygusu var…

Maalesef bu kan donduran olay bir dizi film sahnesi değil.

Tıpkı 3 yaşındaki çocuğun tecavüze uğraması gibi kaskatı bir gerçek…

*****

Çukur, Siyah Beyaz Aşk, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Ufak Tefek Cinayetler, Söz,  Sen Anlat Karadeniz gibi insani değerlerden fersah fersah  uzak yapımları ailece izleyip sonra da ‘Vah vahh, insanlar ne kadar kötü oldu, güzel ülkem ne hale geldi!’ demek affedilmez bir tutarsızlık.

Ama bunlar iyi günlerimiz…

Mafya babalarına, seri katillere, fahişelere, tecavüzcülere hayran hale getirilen bu toplum diğer insanlara duyduğu nefreti kim bilir ne tür sapkınlıklarla görünür kılacak. Kör olmayanlar, o sahneleri şaşırmadan izleyecekler eminim…

*****

Kimse neden devlet bu konuyu çözmüyor dememeli…

Bu, sorundan kaçmaktır.

Asıl meselemiz “Neden ben kendim ve ailem için televizyonu kaptamıyor ve çocukları internetten korumak için çaba sarf etmiyorum?” olmalı.

Bu büyük baştan çıkarıcılar durdurulmadan ne düzeltilebilir ki?

Eve lağım akarken temizlik olur mu hiç?

O dizileri, magazin programlarını, yarışmaları izleyerek psikolojisi sakatlanan  çocuğu, değil devlet en uzman mürebbiyeler gelse dahi terbiye edemez.

Çocukların ve geleceğimizin bir değeri varsa kötü örnekleri yaygınlaştıran, ahlaksızlığı kurumsallaştıran televizyon ve internet yayınlarına karşı Bozdağ’ın ifade ettiği gibi “mücadele” etmemiz lazım.

Hem de kıran kırana…

Sadece yasalarla değil…

Sadece Ankara’da da değil…

Ev ev, her mahallede…

Popüler kültürü tüm pisliğiyle hayatımızdan def edip, aile kurumuna daha çok ehemmiyet göstererek, değerlerimizi yeniden ihya ederek…

Dinin şefkat mayasını yeniden kararak…

Yoksa bu uçurumdan dönebilmemiz imkansız…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Osman Aydın
Okunma sayısı: 35
E mail: yeniakit.com
 
DOĞRULUŞ
Online Kişi: 15
Bu Gün: 63 || Bu Ay: 7403 || Toplam Ziyaretçi: 964445 || Toplam Tıklanma: 24989566