HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
KAFES GÜVENLİDİR, SAKIN ÇIKMA

KAFES GÜVENLİDİR, SAKIN ÇIKMAGeçmiş ile gelecek arasında

Kafes kuşlarına biraz merakı olanlar iyi bilir. Kuş, mesela kanarya, dünyaya gözlerini kafeste açmış, orada büyümüştür. Onu odada serbest bıraktığınız vakit panikler, bir an önce kafese geri dönmeye çalışır. Ona göre kafesin içi güvenli, dışı tehlikelidir.

Ülkemizin cumhuriyet tarihini biraz bu örneğe benzetiyorum. Bizi kafesin içine razı etmişler. Dışarısının çok tehlikeli olduğuna inandırmışlar.

Türkiye’nin son yılları, aynı zamanda kafesten çıkma çabasıdır. Ne zaman bu yönde bir hamle yapılsa, adım atılsa, belli bir kesim hemen itiraz ediyor. Söylem daima aynı: Bizim orada ne işimiz var? Amerika’yı karşımıza almayalım. Vesaire.

Oysa orası ile burası arasında pek fark yok. Suriye meselesi bunu bize kesin bir şekilde anlattı.

Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşunun yüzüncü yılını dört gün önce kutladık. Bağımsız Azerbaycan, buradan doğdu.

Milletimiz, kıyamet günlerinde bile karşı hamle yapma kabiliyetine ve kuvvetine sahiptir. Kafkas İslâm Ordusu’nun ileri harekâtı bize evvela bunu anlatır.

15 Eylül 1918 tarihinde ne durumdaydık ve buna rağmen neyi başardık?

Cennetmekân Enver Paşa’nın emri ve isteğiyle kurtarma harekâtı yapılmasaydı eğer, bugün bir kardeşimiz olmayacaktı.

O yıllarda stratejik ortağımız, müttefikimiz Almanya idi. Beraber savaşıyorduk. Türk ordusunun Kafkas topraklarındaki hızlı ilerleyişi, onları bile korkutmuş, askeri ve siyasi tedbirler almaya yöneltmişti. Ayrıca tehditler. Özellikle Gürcü bölgelerine çok sayıda asker ve silah sevk ettiler.

Almanların Türk gidişatını engellemek için çatışmayı dahi göze aldıklarını biliyoruz. Nitekim 10 Haziran 1918’de böyle bir çatışma vuku bulmuş, birçok Alman askeri esir alınmıştır. (Bir ayrıntı: Çatışmanın yaşandığı Tashir, bugün, Ermenistan sınırları içindedir.)

Ordumuzun Kafkas Harekâtı, kimleri karşımıza alabileceğimizi göstermesi açısından büyük öneme haizdir.

Bunlar bize yabancı geliyor mu? Gelmiyor. Şimdi stratejik ortağımız Amerika ve Suriye’deki icraatları ortada.

Türkiye, kendi bekası ve bağımsızlığı için Suriye topraklarında güvenli bölge oluşturmak mecburiyetinde kaldı. Sınırlı da olsa ileri harekât yapıldı. Yine hayli zor zamanlarımızdan birinde.

Karşımızda hemen sözde müttefikimiz Amerika’yı bulduk. Ülkemizin varlığını korumasına karşı direnç sergiliyorlar. Siyasi manevralar, yeminli düşmanlara silah yardımları ve elbette tehditler. Özetle; bunların hepsi aynıdır.

Geçmiş, sadece dünümüzü anlatmaz, günümüzü ve önümüzü de aydınlatır.

Birinci Cihan Harbi’nin sonlarına doğru ne olmuştu, hatırlamak gerekiyor. Birbirlerine karşı düşmanlıkta sınır tanımayan İngiltere ve Almanya, konu ülkemiz olunca, derhal aynı çizgide buluşmuştu. Bu bize günümüz için bir fikir verebilir. Dikkatli davranmak lazım.

Dün ile bugünü yakınlaştırmak adına bir örnek daha verelim: İngiltere, ödemesini yaptığımız savaş gemilerini bize teslim etmemişti. (Reşadiye ve Sultan Osman.) Yüz sene sonra, Amerika, üretimine ortak olduğumuz uçakları vermemek için diretiyor.

Tekrar kafes bahsine dönelim.

Dışımızdakileri biliyoruz. Onlarla beraber, içimizde, bizi kafese mahkûm etmeye çalışan bir zümre var. Garip ama gerçek; özgürlük ve bağımsızlık söylemlerini dillerinden düşürmeyenler de yine bunlar.

Kıymetli atılımların, kayda değer adımların ciddiyetini kundaklamak için adeta seferberlik ilân ediyorlar.

İnsanımızın önemli bir iş başarabileceğine inanmıyorlar.

Milletimizi mutlu eden, onurlu kılan her şeye karşı çıkıyor gibiler.

Türkiye kazandıkça, sanki onlar kaybediyor. Türkiye kaybettikçe sevinmelerinin başka bir izahı olamaz çünkü.

Ülkemizin kafesten kurtulma çabası elbette kolay olmayacak. Bu yolculuğun askeri, siyasi ve iktisadi cepheleri var. Bizi durdurmak için her yolu denediler ve deneyecekler.

Bu çaba esnasında kimi acemilikler yapıldı, yapılıyor. Hatalar meydana gelebiliyor. Günün sonuna değil, güneşin doğuşuna bakmalıyız.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İbrahim Tenekeci
Okunma sayısı: 7
E mail: yenisafak.com
 
DOĞRULUŞ
Online Kişi: 29
Bu Gün: 147 || Bu Ay: 4539 || Toplam Ziyaretçi: 1095953 || Toplam Tıklanma: 29650737