HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 618
Yazar: D. Mehmet DoÄŸan
"ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE"NİN NÂMUSU
“Atatürkçü düÅŸünce” ile “nâmus” kelimesini bir araya getiren biz deÄŸiliz. Mevcut baÅŸkanı ile meÅŸhur bir eski gazeteci ve televizyoncu konuÅŸmuÅŸ. İkisi de yaÅŸlarını baÅŸlarını almış kiÅŸiler, elbette böyle kelimelere ünsiyetleri vardır.

BaÅŸkan o konuÅŸmada Atatürk ve Kemalist devrimcilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hamuruna “namus mayası”nı kattıklarını ifade etmiÅŸ. BaÅŸkan düÅŸünce kesiminden gelmediÄŸi için (tabipmiÅŸ) bu kavramın tarihi seyrinden haberdar deÄŸil demek ki.

Dilimize arapçadan geçen bu kelimenin kökü aramice-süryaniceye kadar gidiyor. Yunancaya bu kadim dillerden geçmiÅŸ olma ihtimali var.

BaÅŸkanı üzmek bahasına ÅŸunu söylemek zorundayız: BahsettiÄŸi devrimcilerin bu kelime ile, kavramla araları iyi deÄŸildi. Yok, bu kadarı yetmez: Açık konuÅŸalım, bozuktu!

Daha kolay ulaÅŸabileceÄŸi için onun sempati duyduÄŸu bir isim tarafından hazırlanan bir kitabı tavsiye edeceÄŸim: Kâzım Karabekir Anlatıyor. (İnkılâp hareketleri neden oldu, nasıl oldu). Kâzım PaÅŸa’nın hatıralarını merhum UÄŸur Mumcu yayınladı; ilk baskısı 1990’dadır, sonraki yıllarda da basılmıştır. Kemal PaÅŸa ile Kâzım PaÅŸa arasında 1923’de geçen mükalemede Kemal PaÅŸa bir hüküm cümlesi olarak ÅŸunu söyler: “Dinî ve nâmusu olan insanlar kazanamazlar!”

Nâmus kavramının o tarihlerden sonra geri plana düÅŸürüldüÄŸünü, namuslu olmanın bir deÄŸer olmadığının çeÅŸitli ÅŸekillerde ders kitaplarına kadar sokulduÄŸunu hatırlamamız gerekiyor. GeniÅŸ anlam alanı olan bu kelimenin zamanla sadece cinsî-ahlâkî mânası bilinir hale gelmiÅŸtir.

Şimdi kelimenin farklı anlamlarına bakalım:

nâmus. (--) [A.i.Yun.nomos’dan] 1. Edeb, haya, doÄŸruluk ve güvenilirlik gibi faziletlerin sonucu olan ve yüksek deÄŸer taşıyan haslet; ahlâkî ölçülere baÄŸlılık. Müsliman olan elbette gerek nâmus u ar üzre/Pes evvel ÅŸartı İslâmın o kim nâmus u ar ister-Nazmi 2. Edep, iffet, ırz, ismet, hayâ. Nâmus deyince siz bundan yalnız ırz manası anlıyorsunuz-H.Rahmi 3. DoÄŸruluk, dürüstlük. Fakat onun da kendine mahsus bir nâmus ölçüsü vardı-H.Edip 4. Haysiyet, itibar. O benim namusumdur, bırakmam. Ne diye kaçıyorsunuz? diyordu-F.Rıfkı 5. Åžan, ÅŸeref, ün. Nâmusumu ben saklar iken kendi elimde/IÅŸkıla gönül kanuban taÅŸraya düÅŸdün-K.Abdal 6. Emniyet, istikâmet. 7. [es.] Åžeriat, kanun, kaide. 8. [h.i.] Büyük melek, Cebrail. Vereka “bu o Nâmus’tur ki Cenab-ı Allah Musa’ya indirmiÅŸ idi”-Elmalılı

DeÄŸerli baÅŸkanı böyle mevzularla meÅŸgul etmek istemezdim, ama mesele mühimdir, bu yüzden bu kelime ile yapılmış ve dilimize yerleÅŸmiÅŸ olan bazı deyimleri ve sözleri de hatırlatmak ihtiyacını hissediyorum:

Nâmus belâsı: İstemediÄŸi hâlde yapmak mecburiyeti hissedilen ÅŸey. Namus belâsına kardaÅŸ/DöktüÄŸümüz kan bizim-Türkü Nâmus kan bahasıdır: Nâmusdan, ahlâkî deÄŸerlerden, ölüm karşılığı vazgeçilir. Nâmus sözü: Yerine getirilmemesi ahlâksızlık sayılan söz, ÅŸeref sözü. Nâmus-ı ekber: Cebrail. Nâmus-ı ekber: Cebrail. Nâmus-ı ilahî: İlahî kanun, İslâmiyet. Namus-ı mücessem: CisimlenmiÅŸ namus gibi, çok namuslu. Nâmusuna yedirememek: Nâmus ölçülerine uymadığı için yapmamak. Nâmusu akıl, dini nakil muhafaza eder: Din esas kaynaklarına baÄŸlılıkla, kanun ve kaideler de akılla korunur. Nâmusunu bir paralık etmek: Kötü bir fiille nâmusuna leke sürmek. Nâmusunu temizlemek: Nâmusuna sürülmüÅŸ leke yüzünden cinayet iÅŸlemek.

Bu arada Hamamın nâmusunu kurtarmak” diye bir deyimimizin olduÄŸunu da bir yere yazalım.

Nâmus bu milletin mayasının en esaslı unsurlarından biri olarak bilinmiÅŸtir. Millî Mücadele’nin en erken anıtlarından olan İzmir Halkapınar ÅŸehidliÄŸindeki “Vatan ve Namus” âbidesini hatırlamalıyız.

Onunla 1970’lerde ilk karşılaÅŸtığımda derin bir inÅŸirah duymuÅŸtum.

Orada vatan ve nâmus için ölümü göze almış ve ÅŸehid olmuÅŸ mehmedciklerimiz yatıyordu. Fâtihalar okudum. Fakat ÅŸehidlik ve anıt âdeta tek edilmiÅŸti. Zaten üzerinde lânetli bir alfabe ile yazılmış, artık herkesçe okunmayan bir yazı vardı.

O zaman İzmir’e giren askerlerimizden ÅŸehid olanların gömüldüÄŸü bu araziye bir anıt yapılmak istendiÄŸinde iÅŸte bu sade ve zarif sütun dikilmiÅŸ ve üzerine sadece “Vatan ve nâmus” yazılmıştı…Ne kadar az kelime ile ne kadar büyük manalar ifade edilebiliyor, deÄŸil mi? (İnÅŸallah İzmir ÅŸubenize emir buyurursunuz da ziyaret ederler).

Bu anıt şimdi dikilse idi, yine bu kelimeler yazılır mıydı?

Belki vatan yazılırdı, fakat “nâmus” asla!

Öyle bir tasvire fazla girmek istemem ama bir heykel bloku yapılır, en tepeye baÅŸkomutan konulur ona nisbetle diÄŸer ÅŸahıslar sıralanırdı. Fakat burası bir ÅŸehidliktir; bizim geleneÄŸimizde kabristanlarda ve bilhassa ÅŸehidliklerde heykelin yeri olmaz! Ve zaten mekân oradaki ÅŸehidlere hasredilmiÅŸtir.

“Vatan ve nâmus” denilirken müÅŸahhas (somut) bir varlıkla, manevî bir kavram bir araya getirilmektedir. Bu vatan ve maneviyat denmektir. UÄŸruna ölünen bunlardır!

Peki, milletimizin mayasında bulunan nâmus kavramını o yıllarda en çok dile getiren kimdi? Mehmet Âkif, ki o aynı zamanda gerçek bir nâmus timsali idi. O gençler için model ortaya koyduÄŸu Âsım kitabında bu kavramı geniÅŸ anlam alanıyla kullanır ve iÅŸte bu kitabın en çok ezberlenen bölümünde ÅŸöyle söyler:

Âsım'ın nesli... Diyordum ya... NesilmiÅŸ gerçek:
İşte çiÄŸnetmedi nâmûsunu, çiÄŸnetmeyecek.

İşte İzmir’deki abideye “vatan ve nâmus” yazılmasının arka planında büyük ÅŸairimizin Çanakkale ÅŸehidleri için yazdığı bu mısralar vardır.

Peki ne olmuÅŸtur da bu namus timsali İstiklâl Marşı ÅŸairimizin cumhuriyetten sonra aziz bildiÄŸi vatanında yaÅŸaması imkânsız hale gelmiÅŸ, gönüllü bir sürgünü ihtiyar etmiÅŸtir?

Sizin düÅŸünce derneÄŸinde bilmem ki bu mevzularda düÅŸünen olur mu?

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: D. Mehmet DoÄŸan
27-06-22
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
"ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE"NİN NÂMUSU
Online KiÅŸi: 29
Bu Gün: 414 || Bu Ay: 6.393 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.746 || Toplam Tıklanma: 58.631.801