Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : SANAT / ŞEHİR ve MÎMÂRÎ
Okunma sayısı: 291
 
 
BİLGE MÎMAR TURGUT CANSEVER
 
 



Turgut Cansever, öteye yürürken arkasından söylenebilecek sözlerin ne kadar yavan ve tıkız kaldığını daha yazının başında hissediyorum.

Bir mütefekkir, bir mimar olarak Turgut Cansever, her şeyden önce kendisini dünyayı güzelleştirmeye adamıştı. Bir bilge olarak “dinin dünyayı güzelleştirmek” anlamına da geldiğini bize hatırlatan kişiydi. Hep güzel olanın peşinde koştu, her şeyde mutlak güzelin izlerini aradı. Bu yönüyle hikmet ve güzelliği sanatta buluşturarak dinin anlamını yaşadığımız şehire, inşa ettiğimiz evlere, kullandığımız eşyaya yansıtmaya çalıştı.

Mimarlığı, insanın varoluşsal sorunu çerçevesinde değerlendiren düşüncenin öncülüğünü yaptı. Mimarlığın insanın varoluş sorununa ilişkin en geniş/derin çözümlemelerin birleştiği bir disiplin olduğunu ve bu alanın teknik bir mesele ve meslek olmayıp 'medeniyet kurma iddiası'nın temeli olduğunu geniş birikimiyle sürekli hatırlattı. Mimarlıkla insanın varlık meselesi arasında zorunlu bir bağ kurarak; maddi hayatın metafizik açılımını sunan, bu toprakların yetiştirdiği tek mimar denilebilir.

Bu anlamda mimarlığın maddi olduğu kadar ahlaki, estetik ve metafizik boyutlarını göstererek nasıl bir dünya kurmamız gerektiğini ve bunun ilkelerini öğretmeye çalıştı. Mükemmel bir mimari eserin ortaya konması için yerli yerinde olması gerektiğini söylediği üç unsur aslında bir medeniyet tasavvurunun temel ilkelerine işaret eder: İnanç, rasyonalite ve seziş… Bu üçleme aslında varlık, insan ve mekan ilişkisini çözümleyen derin mimarlık düşüncesini formüle ediyor..

Cansever'in mimarlıkla bilgeliği buluşturan bu düşünce sistematiği aslında yaşadığımız, kurduğumuz şehirlerimizdeki temel eksikliğin ne olduğuna, çarpıklığın asıl sebebine kafa yoran, çözüm için proje üreten, konuşan, yazan bir eylemcinin düşünsel birikiminin yansımasıydı…

Turgut Cansever'i bir kuramcıdan, bir düşünce adamından farklı kılan yanı onun ömrü boyunca çözümler peşinde koşmuş olmasıdır. Bu yönüyle salt kuram peşinde bir ütopist olmaktan çok, kuramını hayata geçirmek için projeler geliştiren, insanları ikna etmek için konuşmalar yapan, yazan, yetkili makamları uyarmak için girişimlerde bulunan bir eylem adamıydı.

Düşündüklerini hayata geçirmek için pratik çözümler üretirken göz ardı edilmemesi gereken en önemli yanı onun bir muhalif olmasıdır. Kişiliği ve birikimiyle insanları kuşatan bilge tavrının arkasındaki ilkeli bir muhalif duruşu genellikle fark edilmedi. Şizofren bir inkarcılığın gelenekten kopuk modernizmine karşı ürettiği projeleri ve geliştirdiği düşünceleriyle temelden muhalif bir duruş sergiledi.

Aykırı olmaktan haz alan sorumsuz bir muhalefetten çok alternatif üreten bir muhalif duruş… Sadece karşı çıkmakla yetinmedi olması gerekeni hem teorik hem pratikte göstererek, gelenekten ve kültürden kopuk çarpık şehirleşmeye, mimari anlayışa karşı durdu.

Geleneği modern bir üslup içinde sunarken yaşadığı çağın, insanlığın sorunlarının düşünsel temellerine inerek sorguladı. Medeniyet idrakiyle hakikati bulmak için hiçbir komplekse kapılmadan hikmeti gördüğü her coğrafyaya açılmaktan çekinmedi… İbn-i Arabi ile Konfüçyüs aynı sohbette yer alırken, Nietzsche'nin “la”sının peşinden tevhidin birlik ilkesini, “illallah”la tamamlayan bütüncül bir düşünce dünyasını eşyaya yansıtmaya çalıştı. Tüm bunların temelinde ait olduğu medeniyetin “ben idraki”ne yaslanarak hikmeti her yerde arayan, çağıyla hesaplaşırken bir yüzüyle hayatı yaşanır kılacak güzellik peşinde koşan bir bilgeydi.

Cansever Hoca'nın düşüncelerini paylaştığını, ona sahip çıktığını düşünen pek çok kimsenin bugün önemli mevkilerde yönetici olarak, projelerini hayata geçirmek konusunda hemen hiçbir çaba göstermemiş olması da, en büyük çelişki.


Yazının devamı için tıklayınız.



 
 
Yazar: Akif Emre
08-08-09
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BİLGE MÎMAR TURGUT CANSEVER / ŞEHİR ve MÎMÂRÎ Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
76b3a
 
Kodu Gir

Online Kişi: 12
Bu Gün: 44 Bu Ay: 306 Toplam Ziyaretçi: 36376 Toplam Tıklanma: 519514
Copyright © 2009 AlanJaweb