HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 311
Yazar: Mustafa Çelik
FİRAVUN'A KARŞI OLMAK YETMEZ

FİRAVUN'A KARÅžI OLMAK YETMEZMusa’nın yanında yer almak, adaletin yükünü omuzlamayı göze almaktır. Zira Musa’nın yürüdüÄŸü yol, yalnızca zulme direnmenin deÄŸil, aynı zamanda bir umudu taşımanın yoludur. O umut, halkı hürriyete ve güvene taşımak için bir deÄŸnekle denizi yaran o büyük iradede saklıdır. Firavun’a karşı olmak, protestonun sesini çıkarır; Musa’nın yanında yer almak ise eylemin sorumluluÄŸunu.

Bugün birçok insan haksızlık karşısında sesini yükseltebiliyor. Sosyal medyada yazılan bir cümle, bir protesto iÅŸareti veya gündelik hayatta söylenen küçük itirazlar… Bunlar elbette anlamlıdır, fakat yeterli deÄŸildir. Çünkü sadece reddetmek, bizi iyiye yaklaÅŸtırmaz; yalnızca kötüden uzaklaÅŸtırır. Oysa insan, yönüyle tanımlanır. UzaklaÅŸtığıyla deÄŸil, yaklaÅŸtığıyla.

Musa’nın yanında yer almak, adil bir düzen için çalışmak, mazlumun yükünü paylaÅŸmak, doÄŸru bildiÄŸi sözün ve eylemin arkasında durmak demektir. Bu bazen toplumda bir haksızlığa karşı durmak, bazen kendi içimizdeki küçük Firavunlara—kibire, hırsa, duyarsızlığa—karşı mücadele etmekle olur. Çünkü zalim çoÄŸu zaman dışarıda deÄŸil, insanın içindedir; ona karşı çıkmak da Musa’yı kendimizde bulmakla baÅŸlar.

“Hiç ÅŸüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiÅŸ bir bina gibi saf baÄŸlayarak çarpışanları sever.

Hani Mûsâ kavmine, “Ey kavmim! Allah’ın size gönderdiÄŸi peygamberi olduÄŸumu bilip durduÄŸunuz hâlde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demiÅŸti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doÄŸru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluÄŸunu hidayete erdirmez.” (Saf Sûresi/4-5)

KötülüÄŸe direnmek kolaydır; iyiliÄŸi taşımak zordur. Firavun’a karşı olmak bir baÅŸlangıçtır, ama Musa’nın yanında durmak bir yolculuktur. Ve bu yolculuk, insanın hem kendini hem dünyayı dönüÅŸtürme cesaretiyle anlam bulur.

Toplumsal ve bireysel ahlakın en kritik sınavlarından biri, haksızlık karşısında takınılan tavırdır. ÇoÄŸu zaman insanlar zulme karşı olduklarını söyleyerek iç huzur bulurlar. Oysa yalnızca karşı olmak, bir fikir beyanından ibaret kalabilir; riski, bedeli ve sorumluluÄŸu yoktur. Asıl mesele, iyinin yanında durmayı göze alabilmektir. Çünkü zulme itiraz etmek cesaret ister, ama adaletin tarafına geçmek çok daha fazlasını: emek, tutarlılık ve kararlılık.

“Tarih, yalnızca zalimlerin deÄŸil, doÄŸruyu desteklemekten çekinenlerin de sorumluluÄŸunu taşıdığı bir sahnedir.”

Bu nedenle Firavun’a karşı olmayı yüksek sesle dile getirmek, Musa’nın yanında saf tutmadıkça eksik kalır. Zira kötülük çoÄŸu zaman iyiliÄŸin yokluÄŸunda büyür; sessizlik ve tarafsızlık, karanlığın en verimli tohumudur.

Musa’nın yanında yer almak ise bir ideoloji deÄŸil, bir etik duruÅŸtur. DoÄŸru olanı tanımakla kalmayıp ona omuz vermek demektir. Hakkın tarafında durmak, bedeli ne olursa olsun adalet için elini taşın altına koymaktır.

Belki de bu yüzden insanlık, yalnızca karşı çıkmayı deÄŸil, doÄŸruyu desteklemenin ne kadar dönüÅŸtürücü bir güç olduÄŸunu hatırlamaya muhtaçtır. Çünkü iyilik, ancak savunulduÄŸunda kalıcı olur; adalet, ancak sahip çıkıldığında ayaÄŸa kalkar.

İnsanın dünyaya karşı aldığı tavır, yalnızca kendisini deÄŸil, çevresini ve geleceÄŸi de ÅŸekillendirir. Bu yüzden tarih boyunca zulmün karşısında duranlarla, zulme boyun eÄŸenler arasında keskin bir ayrım olmuÅŸtur. Firavunun karşısında Musa’nın yanında yer almak, bu ayrımın sembolik ve güçlü bir ifadesidir. Burada Firavun, çıkar uÄŸruna her ÅŸeyi ezip geçmeyi göze alan kibri; Musa ise adalet uÄŸruna bedel ödemeyi göze alan cesareti temsil eder.

Böylesi bir yol ayrımında tercihini Musa’dan yana kullanmak, yalnızca bir inanç bildirimi deÄŸildir. Bu, dünyaya nasıl bir iz bırakmak istediÄŸinin de beyanıdır. Çünkü iyiliÄŸin tarafında durmak, iyiliÄŸin kendiliÄŸinden çoÄŸalmasını saÄŸlar. Bir insanın attığı küçük bir doÄŸru adım, bir baÅŸkasına cesaret verir; cesaret çoÄŸaldıkça da karanlık daralmaya baÅŸlar.

İyi bir dünya, büyük sözlerle deÄŸil, doÄŸru zamanda alınan küçük ama kararlı tavırlarla kurulur. Haksızlığa karşı susmamak, mazlumun yanında durmak, güçsüzün sesine kulak vermek… Bunların her biri, insanlığın ortak vicdanında biriken iyi tohumlardır. Zamanla filizlenir, gövdeleÅŸir ve topluma gölge veren bir iyilik aÄŸacına dönüÅŸür.

Sonuçta Firavunun karşısında Musa’nın yanında durmak; yalnızca tarihin bir sahnesine atıf deÄŸildir. Bu, bugün de geçerliliÄŸini koruyan bir çaÄŸrıdır:

EÄŸer iyi bir dünya istiyorsak, önce iyi insanların cesaretini biriktirmeliyiz. Ve bu cesaret, her zaman ilk adımı atan tek bir kiÅŸinin kalbinde baÅŸlar.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Çelik
07-01-26
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
FİRAVUN'A KARŞI OLMAK YETMEZ
Online KiÅŸi: 14
Bu Gün: 2835 || Bu Ay: 95.581 || Toplam Ziyaretçi: 3.075.221 || Toplam Tıklanma: 59.179.469