Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : TASAVVUF / TASAVVUF VE TARÎKATLAR
Okunma sayısı: 146
 
 
TARÎKAT DÜŞMANLIĞININ KÖKÜ
 
 



Hatırlatma: Bu yazıdan önce aynı yazarın "Nakşîliğin Birleştirici Rolü" başlıklı yazısını,  daha sonra bu yazıyı okumanızı tavsiye ederiz. (Doğruluş)


Haminnemizin pozitivist hurâfeleri ve tekkeler


Nakşîlik, tarikatlar içinde kendini yenileyen, yaşanılan dönemin şartlarına uyum sağlayan bir akım olarak da dikkat çekicidir.
17. asrın sonunda, Hindistan’da İmam Rabbânî ile yeni bir güç kazanır. 18. asırda Hindistan’da Rabbanî’nin “müceddidiye” kolu etkili olur. Hindistan, tarikatın üçüncü büyük merkezi haline gelir. İmam Rabbânî, şiîliğe karşı siyâsî muhalefet de içeren kitabı “Mektûbât”la etkili olur ve sünnî ulemâyı da nakşiîiğe çeker. Rabbanî, “Müceddid-i elf-i sani” yani “İkinci bin yılın müceddidi”, yenileyicisi sayılır. Hicri 971’de Serhend’de doğar. Nakşîlik, kaadirîlik, çeştîlik, sühreverdîlik, kübrevîlik yollarıyla birlikte daha bir çok yolu nefsinde toplar.

Hind sahasında, Rabbanî’den sonra Şah Velîyullah Dehlevî önemli bir isimdir. Müceddidiye Hindistan dışında da tesirini gösterir. Osmanlı sahasında yayılır, Türkistan’da, tarikatın çıkış bölgesinde de hâkim olur, oradan Volga havzasına kol atar. 19. asırda yaşayan Mevlâna Halid-i Bağdadî, Dehlevi’nin halifesidir. Halidî kolu, asıl ağırlığı Osmanlı sahasında olmakla beraber, Balkanlar’dan Güneydoğu Asya’ya, Kırım’dan Arabistan’a kadar geniş bir alana yayılmış, 19. ve 20. yüzyılda bölgenin sosyal ve siyasî hayatında önemli rol oynamıştır.

Burada bir istitrata ihtiyaç var. Çiğnenen sakız şudur: Tekkeler ve türbeler, Türkiye’de ve Sovyetler’de, insanları miskinliğe, tembelliğe sevkettiği için, hurafeci yaptığı için kapatıldı... Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra bu gerekçeyi hâlâ ciddiye almalı mıyız? Bu tezle geçmiş büyüklerin kabir ziyaretini yasaklayanların, modern dönemde kabir ziyaretini zorunlu protokol listesinin başına aldıklarını hatırlamakta zorlanır mıyız?

Tasavvufa, tekkelere, tarikatlara karşı 20. yüzyılda sonuca ulaşan tepkiler ve uygulamalar, gerçekten tarikatın, tekkelerin kötülüğünden, zaaflarından, insanları atalete, miskinliğe sevketmesinden kaynaklanıyor olabilir mi? Sömürgeciler öyleyse neden tekkeleri kapatmak, tarikatları yasaklamak yönünde hareket ettiler? Onlar için İslâm dünyasını uyuşturan, güçten düşüren bu kurumlara ihtiyaç yok muydu?

21. yüzyılın başında haminnemizin inandırıldığı hurafelere inanmak zorunda mıyız? İslâm dünyasında bütün anti-emperyalist hareketlerin arka planında tekkelerin, tarikatların varlığını emperyalistler bildiği halde biz niye bilmezden geliyoruz? Sömürgeciler, yerel yöneticileri, mahallî iktidar sahiplerini kontrol altına aldıklarında dahi, karşılarında tasavvuf kaynaklı dinamik bir mücadeleci güç buluyorlardı.

Hindistan’da İngilizlerin en büyük düşmanı tarikatlardı. Afrika’da İtalyanların ve Fransızların en büyük korkuları tarikatlardandı, bilhassa Senusiliktendi.

İslâm, kilisesi olmayan, din bürokrasisi olmayan bir dindir. Bu anlamda teşkilattan yoksundur. Devlet, onun bu tarafını tamamlar. Devlet bu tamamlayıcılık görevini yapamadığı zaman ne olur? İslâm'ın, disiplinli görünüşü, kurumlaşmış yüzü tarikatlardır. Onlar devletin görevini yapmadığı veya etkisiz kaldığı zamanda, yapılması gerekeni yaparlar. Oryantalistlerin arkaplanını doldurduğundan şüphe etmediğimiz modern dönemdeki tasavvuf düşmanlığının esas sebebi bu olmalıdır.

20. yüzyılda, hem batının, hem doğunun emperyalistleri tekkelerin kapatılması, tarikatların yasaklanması için ellerinden geleni yapmışlardır.
19. yüzyılın son yıllarının akımı olan entelektüel islâmcılık dahi, selefî bir görüşle, tarikatların İslâm dünyasında oynadıkları rolü görmezden gelmiştir.

Meseleyi Osmanlı Devleti bağlamında değerlendirirsek, bilhassa nakşîliğin, daha doğrusu onun hâlidiye kolunun, etkili olduğu bütün alanlarda, Kafkaslar’dan Güney Asya’ya kadar bu devletin baş destekçisi olduğunu görmemek için gerçekten görmemek lâzımdır!

Türkiye açısından düşünürsek, nakşîliğin, Türkler ve Kürtler arasında yaygınlığı ile, ülkenin birlik ve beraberliğinin önemli unsurlarından biri olduğunu kolaylıkla fark edebiliriz. Türkiye’nin kuzey doğusunu Rusların işgalini önleyen Şeyh Şâmil ve sonrasında yürütülen ve “müridizm” olarak adlandırılan mücadelenin nakşîlikle alâkasını kurmakta kimse zorlanmaz. Çarlık rejimi yıkılınca Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni halidî şeyhlerinin kurduğu da tarihî bir hakikattir. Hâlidiye’nin sadece Kafkaslar’da değil, Tataristan ve Başkırdıstan’a kadar geniş bir alanda etkili olduğunu da unutmamalıyız.




 
 
Yazar: D. Mehmet Doğan
13-08-09
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TARÎKAT DÜŞMANLIĞININ KÖKÜ / TASAVVUF VE TARÎKATLAR Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
f72c2
 
Kodu Gir

Online Kişi: 10
Bu Gün: 46 Bu Ay: 308 Toplam Ziyaretçi: 36378 Toplam Tıklanma: 519521
Copyright © 2009 AlanJaweb