HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / KÜLTÜR ve MEDENİYET
Okunma Sayısı: 1619
Yazar: Yusuf Kaplan
VARLIĞA VE HAKÎKATE "KÖK"LÜ YOLCULUK: RIHLE

Türkiye'nin en iyi "haber" portallerinden Timetürk'ün yayın yönetmeni Turan Kışlakçı kardeşim, bir gün, Fatih'te Pınar'ın eski bürosunda Umran'ın hummalı hummalı yeni sayısının hazırlıklarıyla uğraşırken, "Yusuf Hocam, gel seni ilginç bir yere götüreyim; çok sevecek ve sevineceksin" dedi. Ve beni Fatih'te İtfaiye'nin arka sokaklarındaki mütevazı bir binanın önüne getirip bıraktı...

Küçük bir levha vardı binanın giriş kapısının üzerinde, "Dâru'l-Hikme" yazan: "Nasıl yani?" diye hayretimi ifade etmeye kalmadan, kapının zilini çaldı Turan ve iki arkadaş "hoş geldiniz hocam" diyerek bizi içeri aldı. Ayakkabılarımızı çıkararak süzülüverdiğimiz bir evdi girdiğimiz yer: Yerlerde kilimler, odalarda birkaç masa, duvarlarda sade hat tabloları ve birkaç bilgisayarla, bilgisayarların başında harıl harıl çalışan birkaç genç arkadaş...

İlk tepkim, "Dâru'l-Hikme, güzel de; buradan bir şey çıkar mı, Turan?" şeklinde olmuştu. Nitekim birkaç yıl, bir ses soluk çıkmadı oradan. Meğer bu sessizlik, "fırtına öncesi bir sessizlik"miş. En önemlisi de, Ebubekir Sifil gibi mütevazi bir düşünürün işin "başında" olduğunu söylememişti Turan kardeşim.

"Dâru'l-Hikme" gibi iddialı bir isim; ve mütevazı, iddiasız, daracık bir yer. Buradan ne çıkar, diye düşünüyor insan ister istemez. Ama galiba asıl büyük işler, asil işler, kalıcı ve köklü işler, büyük iddialarını "iddiasız" bir üslûpla fakat kendinden emin bir hâlet-i rûhiye ile telâffuz ederek yola revân olan hakikat yolcularının eseri oluyor. Tıpkı Efendimiz (sav) ve eşsiz eseri gibi: İnsanlığa rahmet ve hidâyet rehberi olarak bıraktığı derin, köklü, sarsılmaz iz gibi. O'nun "vâris"lerine yakışan ve onlardan beklenen de, bu, değil mi?

Ebubekir Sifil, Taha Hakan Alp, Serdar Demirel ve Ömer Faruk Tokat. Bu isimleri bir tarafa not edin, yakından takip edin. Başka isimler de var elbette. Bu isimler, medeniyetin temel yapıtaşları demek olan ilim, irfan ve hikmet menzillerinin yollarını açıyor, taşlarını döşüyorlar. İlim, mekke sürecinde hakikatin hayat bulduğu; irfan medine sürecinde hakikatin hayat olduğu; hikmetse, medeniyet sürecinde hakikatin herkese hayat sunduğu üç temel menzili, varoluş ve hakikat yolculuğunun.

İşte çağdaş bir İslâm düşüncesi ve hayat-dünya tasavvuru inşa edilecekse, bu üç menzilde de eşzamanlı ve ardışık olarak yolculuğa çıkmakla mümkün bu. Bu üç menzilin kapıları birbirine bakıyor ve birbirine açılıyor sürekli olarak. Bu üç menzile, tevhid, tenzih ve teşbih; ya da ilâhî şiar, nebevî şuur ve beşerî şiir veya vücud, vicdan ve vecd menzilleri olarak da bakabiliriz.

Ümmîleşmeden ümmetleşemeyiz; yani her şeyin "ana"sı (yegâne "vasat" olan ümmet) katına yükselemeyiz. Ümmîleşmenin yolu, nebevî yolculuğun bize "şâhid, mübeşşir ve nezîr" sıfatlarıyla sunduğu âlim, ârif ve hakîm figürlerine aynı ânda hayat buldurtabilmekten geçiyor.

İşte Dâru'l-Hikme'nin mütevazı erleri, geleceğimizi inşa edecek esaslı bir ilim, irfan ve hikmet geleneğinin tohumlarını toprağa düşürdüler ve tohumun meyveye durması için durmadan yol alıyorlar: Sahici, samimi, nitelikli, gönendirici, ufuk ve çığır açıcı bir yolculuk yapıyorlar...

Rıhle, bu mütevazi ama asil yolculuğun meyvesi üç aylık bir ilim, irfan ve hikmet dergisi. Türkiye'de benzeri olmayan bir dergi; son on yılın en vaatkâr, en uzun soluklu, en sahici, en umut vadeden ufku. Gerek Daru'l-Hikme'de verilen fıkıh, tefsir, kelâm, tasavvuf, usûl seminerleri; gerekse Rıhle'de yayımlanan dosyalar ve makaleler, Türkiye'de ilim, irfan ve hikmet menzilleri üzerinden geliştirilecek çağdaş bir İslâm düşüncesinin harcını karan, tohumlarını toprağa düşüren ve yapıtaşlarını özenle, özü gür bir özgüvenle döşeyen varlığa ve hakikate köklü, kalıcı ve kanatlandırıcı bir yolculuğa çıkarıyor bizi.

Rıhle'yi takip edin dikkatle. Rıhle'siz yaşıyorsanız, "boş yere" yaşadığınızı unutmayın ve Rıhle'nin son sayısında Mısır Dâru'l-İftâ müdürü Amr el-Verdânî ile Talha Hakan Alp'in yaptığı ve Ömer Faruk Tokat'ın özenle çevirdiği enfes röportajı "döne döne" okuyun.

Rıhle'yi kutluyorum. (Tel: 0212-531 50 30 / 631 24 43). Rıhle ekibine, "varlığın anlamına... eşyanın hakikatine... ve köklerimize..." yaptıkları köklü ve asil yolculuklarında başarılar diliyorum.

Ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir Bey'in Beral Madra'ya gösterdiği ilginin onda birini Ebubekir Sifil'den, bu temiz, parlak ve geleceğimiz demek olan öncü arkadaşlardan esirgememesini, sorunlarıyla yakından ilgilenmesini diliyorum. Yoksa "işiniz zor" Mustafa Başkan! "Hesap günü" diye bir "şey" var, değil mi? Tam da Fatih'in ruh-köklerini deşifre eden ve geleceğimizi kuran bir öncü kuşağa ilgisiz kalanlara "hesap günü"nde ilgi gösterilir mi?

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Yusuf Kaplan
24-04-11
E mail: yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
VARLIĞA VE HAKÎKATE "KÖK"LÜ YOLCULUK: RIHLE
Online Kişi: 21
Bu Gün: 113 || Bu Ay: 6.918 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.558 || Toplam Tıklanma: 58.645.593