HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / DİL KALESİ
Okunma Sayısı: 3832
Yazar: C.Yakup ÅžimÅŸek
TDK'NİN ATASÖZLERİ – 3

Açıklamasında İfade BozukluÄŸu Olan Atasözleri

Atasözlerimizi naklederken ve açıklarken imla ve noktalamada keyfine göre takılan TDK, çalakalem yazdığı izahlarında düÅŸük cümleler kurmuÅŸ, ataların sözlerine birçok darbeler vurmuÅŸ. Resmî İnternet sitesinde milyonlarca vatandaÅŸa atasözlerimizi ve onların açıklamalarını sunan TDK’nin bu hizmeti atalarımıza ve onların yaÅŸayan torunlarına layık olamamış.

TDK’liler atasözlerimize daha çok çalışmalı, o sözlerdeki bütün sanatlı söyleyiÅŸlere ve mana inceliklerine ulaÅŸmalı, buna uygun cümle kurmaya alışmalılar. Hakiki bir Türkçe terbiyesine eriÅŸmek için ataların sözüne ve özüne daha derin bakmalı.

Gelgelelim TDK henüz böyle bakamıyor, düÅŸtüÄŸü keÅŸmekeÅŸin içinden çıkamıyor.

AÅŸağıda yalnızca birkaçını dikkatinize sunduÄŸum atasözlerini açıklamak üzere TDK’nin kurduÄŸu cümlelere bakarsanız bunu anlarsınız:

“mezar taşı ile övünülmez: kiÅŸi geçmiÅŸteki atalarıyla deÄŸil kendi yaptıklarıyla övünmelidir.”

Bu ifadede “geçmiÅŸteki” kelimesinin lüzumu yoktur, zararı vardır. EÄŸer siz “geçmiÅŸteki atalar” derseniz “ata” kelimesinin bozulmasına yol açabilirsiniz. Mesela ÅŸöyle: “GeçmiÅŸteki atalar” diye galiba çok eski atalara deniyor; baba, dede filan onlar da hâliyle “yeni atalar, dünkü atalar” oluyorlar.

***

“güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz: yüz güzelliÄŸinden ziyade huy güzelliÄŸi daha deÄŸerlidir.”

Burada da “-den ziyade” dedikten sonra “daha” kelimesini kullanmak gereksiz. Ya “Yüz güzelliÄŸinden ziyade huy güzelliÄŸi deÄŸerlidir.” denmeliydi veya “Huy güzelliÄŸi yüz güzelliÄŸinden daha deÄŸerlidir.” ÅŸeklinde bir ifade tercih edilmeliydi.

***
“doÄŸru söz acıdır:
eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleÅŸtiren söz, bu iÅŸi yapanlara acı gelir.”

Açıklama cümlesindeki “bu iÅŸ” sözüyle aÅŸağıdakilerden hangisi kastedilmiÅŸtir?
 

A) eksikler, yanlışlar, yolsuzluklar
B) eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koymak ve tenkit etmek

EÄŸer A şıkkı kastedildiyse – ki atalarımızın kastı odur – TDK’nin ifadesi gene hatalıdır: Hadi “yolsuzluklar”ı bir “iÅŸ” saydınız diyelim; peki “yanlışlar” veya “eksikler” için ne demeli, onlar da “iÅŸ” mi yani? Hadi bunları (eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları) hep birer “iÅŸ” olarak farz edelim, bu sefer baÅŸka bir hata var: Mademki ibarede üç ayrı “iÅŸ” adı sayılıyor, o hâlde bunlar hakkında “iÅŸ” deÄŸil “iÅŸler” denmeliydi.

TDK “hak söz ağıdan acıdır” atasözünü açıklarken de bu bozuk ifadeyi aynen kullanmıştır (“Kopyala / yapıştır” kolaylığının zararlarından).

***
“aç tavuk kendini arpa (buÄŸday) ambarında sanır:
insanlar, yokluÄŸunu, yoksulluÄŸunu çektikleri ÅŸeyler için olmayacak hayaller, düÅŸler kurar.”

Bu açıklamayı yapan TDK’ye göre “hayal kurmak” ile “düÅŸ kurmak” birbirinden farklı hâlleri ifade ediyor olmalı. Bu iki söz hakikaten farklı manaları anlatıyorsa TDK bunu lügatlerinde net olarak açıklamalı.

Benim bildiÄŸim ÅŸu: TDK, Türkçede eskiden beri var olan “düÅŸ” kelimesini yalnızca "rüya"nın deÄŸil aynı zamanda “hayal”in de yerini tutması için teklif edip devlete kabul ettirdiÄŸinden beri iki mefhum (rüya-hayal) birbirine iyice karıştı. Yine TDK tarafından çıkarılan “düÅŸ gücü, düÅŸçü, düÅŸ kırıklığı, düÅŸlem, düÅŸleme, düÅŸlemek, düÅŸlemli, düÅŸlemlilik, düÅŸlemsel, düÅŸlemsellik, düÅŸlemsiz, düÅŸlemsizlik, düÅŸleyebilme, düÅŸleyebilmek, düÅŸleyiÅŸ, düÅŸsel, düÅŸsellik” gibi yeni kelimeler bu karışıklığı artık içinden çıkılmaz hâle getirdi.

TDK’liler “düÅŸ”lerimize ve “hayal”lerimize böylesine müdahalelerde bulunmadan önceki Türkçede bu iki kelime yerli yerinde kullanılıyor ve arasındaki mesafe korunuyordu. Mesela DadaloÄŸlu, yârinden bahsederken, “DadaloÄŸlu'm, sevdası var başımda / Gündüz hayalimde, gece düÅŸümde" diyor, KaracaoÄŸlan da “Mâvi donlum sallanıyor karşımda / Gündüz hayalımda, gece düÅŸümde" mısralarını söylüyordu. Yine KaracaoÄŸlan, “Ben varmaz oldum iÅŸime / Hayalın girmez düÅŸüme”  sözleriyle bu iki mefhumu hep birbirinden ayrı düÅŸünüyordu.

Ben de ÅŸöyle düÅŸünüyorum:

Onlar iyi ki 1935’ten önce yaÅŸamış ve ÅŸiir söylemiÅŸler.

O zamanlar ne güzel “düÅŸ”ler görüyorduk ve ne hoÅŸ “hayal”ler kuruyorduk...

Yazar: C.Yakup ÅžimÅŸek
26-11-11
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com
Yazar Hakkında Bilgi ve Diğer Yazıları
 
 
Yorumlar: 1
Alaettin Emre YAPAR
Onulmaz dil yaramız
Tarih : 30-11-11

KâMusa uzanmış eller ile dertleri olan bizlerin tercumânı Okulumuz ve bu husustaki gayretininizden dolayı tesekkür ederiz.

 
TDK'NİN ATASÖZLERİ – 3
Online KiÅŸi: 58
Bu Gün: 218 || Bu Ay: 53.509 || Toplam Ziyaretçi: 3.146.753 || Toplam Tıklanma: 59.507.071