HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 3442
Yazar: Yavuz Bahadıroğlu
BAÅžARININ SIRRI

Başarının bir sırrı var mı?..

Var...

Yakınmak yerine gerekeni yapmaktır, başarının sırrı.

Tarih gerekeni yapan insanların baÅŸarı öyküleriyle doludur.

Meselâ, meÅŸhur fizikçi Albert Einstein, dört yaşına kadar konuÅŸamamış, okumayı yedi yaşına gelene dek sökememiÅŸti...

O kadar ki hem öÄŸretmenleri, hem de ailesi Einstein’in “zihinsel özürlü” olduÄŸundan kuÅŸkulanmışlardı...

Yani baÅŸarısızlığın tüm ÅŸartları hazırdı...

Ama çalıştı, çabaladı, inandı, umdu, tüm engelleri yendi ve sonunda çağının en büyük fizikçisi oldu.

MeÅŸhur bestekâr Ludwig Van Beethoven de öyle...

Beethoven’in müzik öÄŸretmeni, bir gün aileyi ziyaret etti ve oÄŸullarının müziÄŸe kabiliyetinin olmadığını, boÅŸuna emek sarf etmemelerini söyledi...

Beethoven buna hiç aldırmadı: Çok çalıştı, çabaladı, inandı, umdu; karşısına çıkan güçlükleri bir bir yendi ve dünyanın “en iyi bestekâr”larından biri haline geldi.

Ya Walt Disney?..

Disney, “Gereksiz ÅŸeylerle uÄŸraÅŸtığı, onlara fazla vakit harcadığı, bu yüzden iÅŸe yaramadığı” gerekçesiyle çalıştığı gazetelerden kovulmuÅŸtu...

Çalıştı, çabaladı, inandı, umdu ve dünyanın tartışmasız en tanınan ve en çok para kazanan ressamı oldu.

Åžimdi “içimizden biri”ne, Koca Mimar Sinan’a bakalım...

Sinan sıradan bir “acemioÄŸlanı” olarak Yeniçeri Ocağı’na girmiÅŸti...

Çalıştı, çabaladı, basamakları bir bir çıktı, önüne gelen fırsatları deÄŸerlendirdi ve binlerce “acemioÄŸlanı” arasından sıyrılıp yükseldi...

Nihayet “Koca Mimar Sinan” oldu, Selimiye gibi eÅŸsiz bir mâbede imza attı.

Bir “içimizden biri” daha: Sokollu Mehmed PaÅŸa...

1519 yılında DevÅŸirme Sistemi ile çocuk yaÅŸta Edirne Sarayı’na getirilen küçük Mehmed, baÅŸlangıçta kimsesiz bir garibandı. Hiç kimseyi de tanımıyordu. Yani arkasında “dayı”sı filan yoktu...

Kendi emeÄŸi, kararlılığı, çabası ve gücü ile yükseldi. 1541’de Kapıcıbaşılığa, 1546’da saray hizmetlerinde baÅŸarılı olanların dış göreve atanmaları yolundaki gelenek uyarınca Kaptan-ı Deryalığa geldi.

Görevde iken Trablusgarp Seferi’ne katıldı, İstanbul Tersanesi’ni geniÅŸletti ve yeniledi. 1549’da vezirliÄŸe gelerek Rumeli BeylerbeyliÄŸine atandı.

Nihayet Kaptan-ı Derya ve Sadrazam oldu.

Osmanlı donanması İnebahtı’da (07 Ekim 1571) yanıp kül olduktan bir sene sonra dünyanın en büyük donanmalarından birini kuran Sokollu Mehmed PaÅŸa’dır...

Buna baÅŸlangıçta inanamayan Kaptan-ı Derya Ali PaÅŸa’ya ÅŸöyle demiÅŸtir:

“Bak a PaÅŸa!.. Kaptan-ı Deryası olduÄŸun devlet öyle muazzam bir devlettir ki, isterse bütün donanmanın demirlerini gümüÅŸten, halatlarını ibriÅŸimden, yelkenlerini atlastan yapabilir. Hangi geminin malzemesi yetiÅŸmezse, gel onu benden al!”

Ve “İnebahtı Deniz Savaşı’nda donanmanızı nasıl da mahvettik!..” diye böbürlenmeye kalkışan Venedik elçisine:

“Biz, Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı’da bizi yenmekle, sakalımızı tıraÅŸ ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez, fakat kesilen sakal daha gür çıkar!..” diyerek, dersini vermiÅŸtir.

Ve Baltacı Mehmed Paşa...

Baltacı Mehmed PaÅŸa (Prut Savaşı’nda Rus Çarlığı ordularını dize getiren komutan) Osmanlı Sarayı’na “oduncu çırağı” olarak girmiÅŸti. Yani balta (baltacı unvanı buradan gelir) ile odun kırıyor, ocaklara taşıyordu...

İşini iyi yapması, odun kırmada pratik ve uygun yeni metotlar geliÅŸtirmesi sonucu dikkat çekti. Enderun’a alınıp eÄŸitildi. İğnenin deliÄŸinden geçirildi. Önce “Baltacı HalifeliÄŸi”ne terfi etti.

Sesinin güzelliÄŸi yüzünden musikiye teÅŸvik edildi, “müezzin” oldu. Oradan yazıcılığa terfi etti. Basamakları hızla çıkarak 1703 Aralık ayında “Mirahurluk”a yükseldi.

Çok zeki ve son derece çalışkandı. İlme karşı müthiÅŸ bir merakı vardı. Durmadan okuyordu. Bu çabası onu 1704 yılı Kasımında “vezir”liÄŸe, hemen ardından “Kaptan-ı Derya”lığa (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı), 21 Aralık 1704’te de “Sadrazam”lığa (baÅŸbakanlık) taşıdı.

Prut Savaşı’nın kahramanı iÅŸte bu eski “saray oduncusu”dur.

Onlar başardıysa, biz neden başaramayalım?

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Yavuz Bahadıroğlu
10-01-12
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BAÅžARININ SIRRI
Online KiÅŸi: 33
Bu Gün: 383 || Bu Ay: 6.362 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.699 || Toplam Tıklanma: 58.630.705