HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / KÜLTÜR ve MEDENİYET
Okunma Sayısı: 3309
Yazar: Yusuf Kaplan
RİSALE SEMPOZYUMUNDAN NİÇİN KAÇTIM?

Risâleler ve ve bektaÅŸi mantığı: Üç eksen kayması-1

(...)
ÇaÄŸ, bizim çaÄŸrı'mızın kurduÄŸu bir çaÄŸ mı? Bizim çaÄŸrımızın kurmadığı bir çaÄŸ, bizim idrak biçimlerimizin iÅŸlemediÄŸi, zihnimizi köleleÅŸtirici bir aÄŸ, idrak biçimlerimizi yok edici bir baÄŸ, bakış açılarımızı yer'inden ederek yerle bir edici bir ayakbağı deÄŸil de nedir; düÅŸündük mü hiç?

Böylesi bir hâl, bizi, BektaÅŸî mantığından (yani, Hakikate / dolayısıyla Risalelere teslim olmak yerine, Hakikati / dolayısıyla Risaleleri teslim almaktan) baÅŸka nereye götürebilir ki?

* * *

Åžam'da dünyaca ünlü bir tarihçinin ofisindeyiz. Adama bir soru soruyorum; aldığım cevap çıldırtıyor beni. SorduÄŸum soru ÅŸu: Hz. Peygamber, tarihte ne yapmıştır? "Liberte, egalite ve fraternite" diyor Åžam'lı tarihçi. Adam, bana Fransız Devrimi'ni anlatıyor!

Şirazem bozuluyor: Adama diyorum ki, "Beyefendi! Ben size, Fransız Devrimi nedir, diye sormadım; Hz. Peygamber, tarihte ne yapmıştır, diye sordum".

Cevap: "Ben de size, Hz. Peygamber'in Fransız Devrimi'nden 1200 yıl önce Fransız Devrimi'ni gerçekleÅŸtirdiÄŸini söylüyorum ya iÅŸte!"

Kafayı yemek üzereyim: "Beyefendi! Bana hâlâ Hz. Peygamber'in ne yaptığını söylemediniz. Bana, Hz. Peygamber'in, 1200 yıl önce Fransız Devrimi'ni gerçekleÅŸtirdiÄŸini söylemekle, nasıl bir zihin kayması yaÅŸadığınızın, tarihin belli bir döneminde gerçekleÅŸtirilen Fransız Devrimi'ni tarihötesi'leÅŸtirerek özneleÅŸtirdiÄŸinizin, Efendimizi' de tarih dışına iterek nesneleÅŸtirdiÄŸinizin farkında mısınız, siz?" diyorum. Ve arkadaÅŸlara, "bu adam, tam bir fosil, ne dediÄŸinin farkında deÄŸil" diyerek ünlü Åžam'lı tarihçinin ofisini terk ediyoruz derhal.

* * *

İkinci örnek: Bu kez bir risale sempozyumundayız Türkiye'de. KonuÅŸmacıların çoÄŸu profesör. İlk konuÅŸmacı prof., bildik ezberleri tekrarlıyor sadece. İkincisi de aynı ÅŸekilde. Onlar rahat; ama ben (yine) kafayı yemek üzereyim: "Bu ne yahu?" diyorum kendi kendime ve sinirden elimdeki kalemi kırdığımı fark edemiyorum bile. Herkes bana bakıyor: "Pardon!" diyorum, özür diliyorum.

Ardından üçüncü profesör de risalelerden cümle cümle yaptığı ezberlerle aynı "ezber"leri tekrarlayınca, "Hoca be!" diyorum, "ne kadar da güzel ezberlemiÅŸsiniz böyle!" Hoca, ne dediÄŸimi anlamadan, bir de, "teÅŸekkür ederim Yusuf Hocam!" deyince, kendimi dışarı atıyorum hemen: Deli danalar gibi boÅŸ bir oda arıyorum, nefes nefese. Çıldırmak üzereyim. BaÅŸka uygun bir yer bulamadığım için, lavabo'ya "atıyorum kapağı." Ve, "iki dil sahibi, geleceÄŸimizin anahtarlarını elinde bulunduran bir adam, bu kadar mı döndürülür mezarında!" diyerek yüksek sesle hem konuÅŸuyor, hem hıçkırıklara boÄŸuluyor, hem de elimi yüzümü yıkamaya çalışıyorum!

Ve bir anda sempozyumu düzenleyen arkadaÅŸlardan biri beliriveriyor yanıbaşımda: "Hayırdır, Yusuf Hocam; kötü bir ÅŸey mi var?" diye soruyor. "Sormayın", diyorum, "dert büyük, hem de çok büyük"...

Bir taksiye atlayarak, sempozyumdan kaçıyorum...

* * *

DurduÄŸunuz yer, baktığınız yeri de, bakış biçimlerinizi de, gördüklerinizi de belirler.

Oysa durduÄŸumuz bir yer yok bizim: Yersiz-yurtsuzuz: ArÅŸimet noktamızı yitirmiÅŸ, pergelimizi ÅŸaşırmış vaziyetteyiz: "Evsiz" ve "dilsiz"iz: Her ÅŸeye baÅŸkalarının durduÄŸu yer'den bakıyor, baÅŸkalarının dilini konuÅŸuyoruz: İslâm'a da, çaÄŸa da, eÅŸyaya da İslâm'ın idrakiyle deÄŸil, asrın idrakiyle bakıyoruz: Çağın aÄŸları ve baÄŸları, "idrakimize deli gömleÄŸi gibi giydirilmiÅŸ", asrın idrakinin belirlediÄŸi kalkış noktası, bizim de kalkış noktamız hâline ge/tiri/lmiÅŸ durumda: Biz de varış noktası'na (saadet asrı'na) bu kalkış noktası'ndan (yani asrın idraki'nin zihnimizi, idrak biçimlerimizi ve bakış açılarımızı tarumar ettiÄŸi bu yıkıcı ve her ÅŸeyimizi yok edici algılama ve görme biçimleriyle) gidebileceÄŸimizi düÅŸündüÄŸümüzün de; çaÄŸları aÅŸan nebevî yer'imizi, idrak biçimlerimizi, bakış açılarımızı yitirdiÄŸimizin de farkında bile deÄŸiliz hâlâ: Tastamam semantik bir intihar bu, oysa.
(...)

Yazının tamamı için tıklayınız.

Yazar: Yusuf Kaplan
22-01-12
E mail: yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
RİSALE SEMPOZYUMUNDAN NİÇİN KAÇTIM?
Online KiÅŸi: 31
Bu Gün: 457 || Bu Ay: 6.436 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.817 || Toplam Tıklanma: 58.633.469