Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : EDEBİYAT / UNUTULMAYANLAR
Okunma sayısı: 355
 
 
FETHİ GEMUHLUOĞLU VE DOSTLUK ÜZERİNE MÜLAHAZALAR
 
 

Fethi Gemuhluoğlu ile geç tanışan talihsizlerdenim…

Kendisinin ismini ilk kez ne zaman duyduğumu bilmiyorum.

Ama O'nun dünyasına nüfuz etmeme Üstad Sadık Yalsızuçanlar, Kamuran Sezer ve oğlu Ali Bey’in vermiş oldukları bir panel vesile olmuştu…

Şu mübarek Anadolu topraklarında ne erenler yetişmiş meğer…

Ne mümbit topraklardır bu Anadolu bozkırları… Ali cenap, cömert…

Gemuhluoğlu bir aşk insanı…

Hiç âşık olmayanı adamdan saymayacak kadar aşka iman etmiş bir adam…

Kâinatın mayasının, sevgi ve muhabbet olduğunu bilen onun bu halini yadırgamaz elbet…

Aşk şarabıyla sarhoş olan dostlar aramakla geçmiş Gemuhluoğlu’nun ömrü…

“Evvela insan kendisine dost olmalı” diyor…

Kendini bilmeyen ve kendisine dostça bakmayan, kime ne verebilir ki?

Her şeye dost olmayı tavsiye eder O… Ölüme dahi…

Birbirine kesesini, karısını emanet edemeyenlerin kalkıp da İslam’ı kurtarmaya kalkışanları alaylı bir dille ikaz ederken bizlere neyi, nerde kaybettiğimizi hatırlatıveriyor.

“Emin” olmayan, “dost” olmayan, nasıl “dost doğru” yola erişebilir ki…

Gemuhluoğlu’nun lügatinde “İslamiyet”, “insanlıktan” ibarettir.

Bütün plan ve projesi, söylemi ve eylemi dostluk üzerine kurulmuştu…

Onun için de Necip Fazıl kendinin (küfrü) yıkmak için geldiğini ifade ederken; kendisinin ise inşa için var olduğunu söylüyor…

Onun hayat felsefesi, var oluş gayesi “aşk, dostluk, inşa” idi.

O “Narın da hoş,
Nurun da hoş.
Kahrın da hoş
Lutfun da hoş”

“Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim”

diyen Yunus’un yolundaydı…

“Tenkit etmekten tebliğe zaman bulamıyoruz”,

“Dişinizı fırçalayınız” fermanı karşısında ağzında bir dişi çürük olan kimsenin Kelime-i Şahadet getirmesinden utanması lazım.

Kardeşim adam tıraş olmak zahmetinden kurtulmak için sakal bırakacak, öteki içtimai adaba uygunluk endişesiyle her gün tıraş olacak; sonra da biz kalkıp tıraş olmayanı daha kâmil Müslüman ilan edeceğiz. Olur mu böyle şey? Dişini fırçalamayanların suçu sakalını kesenlerden az mı kardeşim…” Satırları yüzüme inen bir sille…

Yüzüm kızararak okuyorum… Şok ediyor…

“Yahu insan bu kadar da açık konuşmaz ki” diye nefsim isyan ediyor…

 Nebevi hayatın sosyal hayatımızdan ne kadar da uzaklaştığını, dışlandığının, nasıl da şekilci ve şabloncu olduğumuzun çığlığıdır bu sözler…

O bir “gönül adamı” olmanın yanında “eylem” adamıdır da…

Zamanın da diğer varlıklar gibi yaratılmış olduğun söylüyor…

Gündüzler yetmez bize, geceleri de çalışmak lazım diyor…

Aradaki farkın ancak hummalı bir çalışma ile kapatılacağını bizlere hatırlatıyor…

Çünkü O, yeni bir dünyanın inşasına soyunmuştu…

Bunun için de çok çalışmak lazımdı…

Ve bundan dolayı Diojen gibi adam aramaya kendini vakfetmişti.

Hiçbir parti, cemaat, ideoloji, kurum, sistem, tarikat farklılığı gözetmeden mukaddes değerlere saygılı adam alıyordu…

O elinden tutulursa Anadolu insanının çok şeyler yapacağına inanıyordu…

Çünkü ecdadımız Osmanlı’ya Allah’ın vermiş olduğu kutsal görev ve misyonun halen devam ettiğine sıdk ile iman ediyordu…

Bütün plan ve projesini “büyük insanlar” yetiştirmekten ziyade; yaratıcısıyla, kendisiyle, geçmişiyle, tarihiyle, barışık “insan-ı kâmil” yetiştirmek üzerine kurmuş…

Buna yönelik “söylemlerde bulunmak” kolay amma “eylemlerde bulunmak” o kadar kolay değil…

Birazcık servet ve mülkiyet kazanılınca kazandıklarını kaybetmemek için kendi kurum ve kuruluşunu, servetini, müessesini merkeze alıp, müntesiplerini, çalışanlarını, dostlarını, insanları göz ardı eden niceleri gelip geçmiştir bu fani dünyada…

Ama Gemuhluoğlu’nun dünyasında daima merkezde insan, fert varolmuştur…

Çünkü O büyük rüyaların adamıydı…

Rüyaların, hayallerin insan-ı kâmillerle hakikate dönüşeceğini biliyordu…

Rüyasında dahi küçük düşünen kimselere itibar etmez…

Istırap insanıdır O …

Istırabın, ruhun iksiri olduğunu çok iyi bilir.


Büyüklüğün, büyüklerin kaderidir, zamanlarında anlaşıl(a)mamaları…

O bunun farkındadır ve bunun için de hiçbir zaman kırılmaz, darılmaz…

“Bu yol uzundur

Menzili çoktur

Geçidi yoktur

Derin sular var”

 

“Dövene elsiz gerek

Sövene dilsiz gerek

Sen derviş olmazsın

Derviş gönülsüz gerek” diye Yunus’tan el almıştır o…

İncinse de incitmez…

 

Yıkmak için değil yapmakla mamur olduğunu şuurundadır…

Oğlu Ali Bey'e yazmış olduğu mektup, her gencin başucuna asması gerekli öğütler ihtiva ediyor…

O sık sık annesinden bahsederken, aslında ilim, irfan edeb neslinin nasıl yetişeceğine işaret ediyor…

İlk muallim(e)lerde (annelerde) var olması gereken meziyetlere işaret ediyor…

Bir gün ümmî anasını elinde aldığı bir çöpü Kur'an harflerinin üzerinde gezindirirken “Benim okuma yazmam yok oğul, böyle yaparsam ola ki Allah bana bir hatim sevabı yazar” der.

İşte neslimizin, bizim, ailemizin, hanımlarımızın, cemiyetimizin muhtaç olduğu ruh, iman, irfan…

Bu gün yine o ümmî analarımızın imanına muhtacız…

Bizim yitiğimiz çok bilmemek, ilim, teknik, teknoloji… değil…

Onlar çok basit şeyler…

Bizim ve neslimizin bu gün ihtiyaç duyduğu şey; bu ümmî analarımızın imanı, saffeti, samimiyeti, aşkı, heyecanıdır… kısacası Fethi Gemuhluoğlu’nun taşıdığı ruhtur, misyondur…

“Dostluk Üzerine” bir çırpıda okunulup sonrada kütüphaneye konulacak bir kitap değil…

Hayata geçirilmesi gereken prensipleri vaz' eden bir kitap…

Okuru dostça “insan-ı kâmil” olmaya çağırıyor…

Bu tür erenlerin hayat hikâyelerini ihtiva eden kitaplar okunmalı, okutulmalıdır nesillerimize…

Böylece belki neleri yitirdiğimizi fark ederiz de, yitiğimizi arama adına yollara koyuluruz…

Ve o yollarda dostlar ediniriz…

Zaten birçok dostluklar da yollarda edinilmiyor mu?



 
 
Yazar: Hakkı Yiğit
06-04-10
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
FETHİ GEMUHLUOĞLU VE DOSTLUK ÜZERİNE MÜLAHAZALAR / UNUTULMAYANLAR Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

Solak
Ha gayret
Dikkatinizin isabetli, azminizin sürekli olması dileğiyle elinize sağlık....
08-02-12



uğurlu
Gönül
Ey gönül, gönül gel koybolma. Yoğrul, yoğrul ve doğrul da gel....
07-02-12



uğurlu
Aciliyet arz etmektedir
Evet, eğitimde darbenin izleri müfredatta sistemde var ama en belirgin hali kesintisiz sekiz yı...
07-02-12



hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12




G. Kodu:
47f7f
 
Kodu Gir

Online Kişi: 14
Bu Gün: 27 Bu Ay: 342 Toplam Ziyaretçi: 36422 Toplam Tıklanma: 519615
Copyright © 2009 AlanJaweb