Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : TÂRİH / İSLÂM TÂRİHİNDEN
Okunma sayısı: 187
 
 
İDRİS-İ BİTLİSÎLERE İHTİYACIMIZ VAR
 
 
İdris-i  Bitlisîlere ihtiyacımız var!

Yavuz Sultan Selim Han’ın müsteşarlığını yapan İdris-i Bitlisî büyük bir tarihçi, önemli bir din âlimi ve aynı zamanda yetenekli bir siyaset bilimciydi.

Ünlü tarihçi ve siyaset bilimci İdris-i Bitlisi

İdris-i Bitlisî, tam adı Hakimeddin İdris Bin Hüsameddin Ali El-Bitlisî’dir. Osmanlı tarihçisi, siyaset bilimci ve devlet adamı. Bitlis doğumludur. İlk sekiz Osmanlı padişahını konu alan ve Heşt Bihişt adlı eseriyle ün yapmıştır. Şeyh Ömer Yesir tarikatına bağlı, Hüsameddin Ali’nin oğluydu. Hüsamettin Ali, Âlim ve faziletli bir şeyhti. Bitlisî, ilim tahsilinin ilk ve önemli bir kısmını babasının yanında yaptı. Daha sonra çeşitli âlimlerden de farklı branşlarda ilim tahsil etti. Önce Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın divanında uzun yıllar nişancılık yaptı. Daha sonra 1490 senesine kadar Uzun Hasan’ın oğlu Yakup Bey’in divanında bulundu. II Bayezid’in 1485’te kazandığı bir zafer üzerine tebrik name yazınca padişahın dikkatini çekti.

1501’de Şah İsmail Safevi Devletini kurunca II. Bayezid Han tarafından İstanbul’a davet edilerek kendisine önemli görevler tevdi edildi. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Çaldıran Savaşı’na katıldı.

Yavuz Sultan Selim Han’ın müsteşarıydı

Yavuz Sultan Selim Han’ın bir nevi müsteşarlığını yapan İdris-i Bitlisî büyük bir tarihçi, önemli bir din âlimi ve aynı zamanda yetenekli bir siyaset bilimciydi. Bitlisli olması sebebiyle bölge halkı hakkında oldukça geniş bilgiye sahipti. Ayrıca bölge insanının yapısını da gayet iyi biliyordu. Yavuz Sultan Selim Han, Doğu ve Güney Doğu’da muhtelif aşiretlerin reislerine, Şah İsmail’in itaatinden çıkmaları için, Amasya’daki otağından İdris-i Bitlisî’yi defalarca adı geçen bölgeye gönderdi. Bitlisî’nin, Yavuz Sultan Selim Han’ın emriyle bölgedeki çalışmaları tam bir başarıyla sonuçlandı. İdris-i Bitlisi; Mardin, Urfa, Bitlis, Diyarbekir, Sason, Hizan, İmadiyye gibi birçok bölgeyi dolaşarak, o yer beylerinin Osmanlıya itaatlerini sağladı. Hasankeyf ve Siirt Eyyubî sülalesinden II. Halil, Bitlis Emiri Şeref Han, Hizan Emiri Davut Bey, İmadiyye Hâkimi Emir Seyfeddin gibi önemli şahsiyetler dâhil olmak üzere yirmi beş emir bir toplantı yaparak Osmanlı tebaiyetini kabul etti. Bitlisî’nin Kürt beyleriyle anlaşarak onları Osmanlıların yanına çekmesi, böylece bu yörelerin savaş yapılmadan Osmanlı egemenliğine girmesi onun ne kadar sevilen sayılan bir şahsiyet olduğunun ve siyasi dehasının apaçık göstergesidir.  

1517 yılında Mısır’ın fethine de katılan Bitlisî, 1520’de yazdığı ve Yavuz Sultan Selim Han’ı övdüğü bir kasidesinde memleketin iç işlerini tanzim eden esaslar hakkında görüşlerini belirtir. 1502–4 yılları arasında II. Bayezid’in isteği üzerine yazdığı Heşt Bihişt, 80 bin beyitten oluşan manzum bir tarih kitabıdır. Osmanlı hanedanının soyağacının verildiği, Selçuklularla bağlarının ve yaptıkları ilk savaşların ele alındığı bir girişle başlar. Osmanlı padişahlarının ilk sekizinin saltanat dönemlerini anlatır ve 1506’da Firuz Bey’in Bosna valisi olmasıyla sona erer. Süslü üslubundan dolayı daha sonraki kuşaklarca pekiyi anlaşılamayan eser, II. Mahmud’un emri ile Abdülbaki Sadi tarafından Türkçeye de çevrilmiştir. Bitlisi’nin ayrıca II. Bayezid’e sunduğu Münazara-i Savm-ü İd adlı temsili bir öyküsü ile ölümünden sonra bazı parçaları ele geçen ve oğlu Ebu’l-Fazl tarafından yeniden düzenlenen Farsça bir Selimname’si vardır. Bunların yanında İdris-i Bitlisî’nin Türkçe, Farsça, Arapça şiirleriyle edebiyat, hadis ve siyaset bilimi üzerine yazılmış eserleri de vardır.

Ümmetin birliği için mücadele etti

Bitlisî’nin bu hizmetlerini günümüzde bazı çevreler maalesef görmemezlikten geliyor, iyi idrak edemiyorlar veya onu kasıtlı olarak anlamak istemiyorlar. Elbette onun gibi âlim fazıl Ümmeti Muhammed’in ittihadını düşünmekten başka düşüncesi olmayan güzide insanı anlamak için önce kapasite sonra da basiret lazım. Bitlisî’yi siyasi tercihinden dolayı veya Yavuz Sultan Selim Han’a yazdığı Selimname yüzünden eleştirenler yüzlerce yıllık büyük medeniyeti maalesef içlerine sindirememiş, küçük hesaplar peşinde çabalayıp durmaktadırlar. Bunları neye dayanarak söylüyoruz? İsterseniz Bitlisî’nin dava arkadaşının hayatından bir pasaj sunalım da kiminle niçin beraber olmuş? Neden onun için methiyeler yazmış? iyice anlayıp öğrenelim.

Yavuz Sultan Selim Han Mısır’ı fethedip, hilafeti esaretten kurtarınca, alışkanlıkla kendisine de “Hakimu'l-Haremeyn-i Şerifeyn” diyen hatibi susturup;"Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana “Hadimu'l-Haremeyn-i Şerifeyn” (Kutsal yerlerin-Mekke ve Medine’nin hizmetçisi) deyin" buyurmuştur. Suudi Kralları bu veciz ifadeyi günümüzde de bir unvan olarak kullanmaktadırlar. Sultan Selim, o günden sonra bu önemli anın unutulmaması için başındaki sarığa sorguç denen temsili bir süpürge yerleştirmiş, diğer padişahlarda bu geleneği sürdürmüşlerdir. Bu nüktenin anlamı “biz kutsal mekânları başımızın tacı yaparız ve o mekânların hizmetkârıyız” şeklindedir.

Sekiz ay süren Mısır seferi sona ermiş, dönüş yolculuğu başlamıştır. Yavuz Sultan Selim’in yanında hocası Anadolu Kazaskeri İbni Kemal de bulunmaktadır. Ordu ilerlerken bir ara çamurla kaplı bir sahadan geçilir. Bu arada hiç beklenmedik bir hadise olur ve İbni Kemal’in atının ayağı sürçer. Yerden sıçrayan çamurlar Yavuz’un kaftanını yapışır. Büyük âlim İbni Kemal ise istemeyerek sebep olduğu bu durum karşısında utancından başını önüne eğmiş beklemektedir.  Selim Han, hocasının edebi ve mahcubiyeti karşısında kızarır ve ilme ne kadar değer verdiğini anlatan şu sözleri söyler: “Hocam üzülmeyiniz! Sizin gibi bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için bir şereftir, ziynettir.” Ve kaftanını çıkarıp vezirine uzatırken: “Vasiyetimdir, öldüğüm zaman bu kaftanı sandukamın üzerine sersinler!” diye emir buyurur. Gerçekten de vefat ettiğinde ulu hakanın vasiyeti yerine getirilmiş ve sözü edilen kaftan Yavuz Sultan Selim’in sandukasını süslemiştir. Böyle Peygamber sevgisine, böyle alçak gönüllülüğe, böyle ilme ve âlime değer veren insana 160 bin beyit medhiye de yazılsa azdır. Hangi milletten, hangi ırktan, hangi meşrepten olursa olsun hiç fark etmez… İdris-i Bitlisî İşte böyle değerli, böyle faziletli bir komutanın, devlet adamının yanında olmuştur. Yani “Hadimu'l-Haremyni Şerifeyn”’in şerefli bir nedimi olmuştur.  

Yaşadığı asrın ileri gelen âlimlerinden olan Bitlisî’nin sohbetlerine padişahlar, devlet ileri gelenleri büyük bir ilgi gösterirlerdi. Bir müddet Yavuz Sultan Selim Han’ın ile sohbet arkadaşlığı da yapan İdris-i Bitlisî, 1520 tarihinde, Yavuz Sultan Selim Han’ın öldüğü sene İstanbul, Eyüp Sultan’da vefat etti. Mezarı, Eyüp Sultan- Gümüşsuyu yolundan, kendi adı ile anılan İdrisköşkü Caddesi’ne dönülen köşede, Kerimağa Sokağı girişinde soldadır. Bu mezarın hemen yanı başında muhterem zevceleri Zeynep Hatun’un vakfederek yaptırdığı mescit yer almaktadır. Rivayetlere göre Zeynep Hatun, vakfettiği bu mescidi bizzat kendi el emeği-göz nuru ile eğirip, ördüğü çorap ve benzeri el işlerini satarak, biriktirdiği para ile yaptırmıştır. Buradaki mescit ve mezarın çok yakınındaki bir parka İdris-i Bitlisî adı verilmiştir. Bugün İdris-i Bitlisî gibi aklıselim devlet adamlarına ve muhterem hanımefendileri gibi annelere ne kadar da çok ihtiyacımız var öyle değil mi aziz dostlar? Kabirleri nur, mekânları cennet olsun…

İdris-i Bitlisî’nin sütun mezar taşındaki kitabede:

“Kutb’ül arifin, (Ariflerin Kutbu) merhum ve mağfur İdris Efendi Ruhu içün el-fatiha” yazmaktadır.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.



 



 
 
Yazar: Nidayi Sevim
04-06-10
 
  E mail: Haberkültür.net  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İDRİS-İ BİTLİSÎLERE İHTİYACIMIZ VAR / İSLÂM TÂRİHİNDEN Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
181f9
 
Kodu Gir

Online Kişi: 19
Bu Gün: 51 Bu Ay: 313 Toplam Ziyaretçi: 36384 Toplam Tıklanma: 519529
Copyright © 2009 AlanJaweb