Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / PORTRELER
Okunma sayısı: 173
 
 
BOZULMAYAN DİNDE REFORM OLMAZ
 
 

omer-nasuhi-bilmen.jpg

ÖMER NASUHİ BİLMEN

Dik yaşadı, dik durdu, dik öldü. İlmini ve irfanını hep iyiye kullandı. O insan, âlimin harman yeri Erzurum'dan Ömer Nasuhi Bilmen.


Müslümana has bir duruş ve hayat tarzı O'nun bütün iliklerine kadar işlemiş olacak ki ömrü boyunca bulunduğu çizgiden hiç bir zaman taviz vermedi ve tolerans göstermedi. Dik yaşadı, dik durdu, dik öldü. İlmini ve irfanını hep iyiye kullandı. O insan, âlimin harman yeri Erzurum'dan Ömer Nasuhi Bilmen.

Salasar'lı Ömer Nasuhi

Cihan imparatorluğunun hastalandığı ve hatta yatağa düştüğü en zor günlerde hayata gelmişti o. Bu zor günlerde hayatta olmanın ve müslüman olmanın bir bedeli olacaktı ya, yaşadığı hayatıyla ödemişti bu bedeli. 1883 yılında Erzurum'un Salasar köyünde hayata gelen Bilmen; vatana, millete ve İslam’a hayırlı bir evlat yetiştirmek isteyen babası Hacı Ahmet Hocaefendi'nin gözetiminde büyüdü. Oğlunu her zaman bir âlim olarak yetiştirmeyi arzulayan babası her ne kadar bunu göremeyip ahirete irtihal eylese de, evladını, ülküsüne eriştirecek emin bir âlime teslim etmişti.

Ömer Nasuhi'nin küçük yaşta babasını kaybetmesiyle beraber, yeni hamisi kaymakam ve müderris olan amcası Abdürrezzak İlmi Efendiydi. 80 yılı aşkın sürecek olan ilim hayatı da, babasının ardından amcasının himayesine girmesiyle başlamıştı. Ömer Nasuhi Bilmen için ilk hocası diyebileceğimiz amcasını, akabinde Erzurum Müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendi takip ediyor.

Âlimlerin yolu İstanbul'dan geçer

Tarih boyunca Anadolu'da ilimle uğraşmış her ilim erbabının yolu geçmiştir İstanbul'dan.

Ömer Nasuhi Bilmen'in yolunu İstanbul'a düşüren alın yazısı ise her iki hocasının da yakın tarihlerle vefat etmesiydi. İstanbul/Fatih'e gelip, burada dersiamlardan Tokatlı Şakir Efendi'den aynı yıl içerisinde icazet aldı Bilmen. Okumakta olduğu Medresetü’l Kudat'ı (hukuk fakültesi) da bitiren Bilmen, 1912 yılında Bayezıd Medresesi dersiamlığına başladı.

Çok renkli bir hayat sahibi Bilmen, çok kez şehir, yaşam ve görev değiştiriyordu. Görevinden hemen iki yıl sonra Fetvahane'de mülazamlığının ardından başmülazam olmuştu. 1915'te heyet-i telfiyye üyesi olan Bilmen, bu heyetin kaldırılmasıyla beraber dersiamlığa devam etti.

Mütevazı ve bir o kadar vakur dersiam

Uzun yıllar dersiamlık yapan Ömer Nasuhi Bilmen, Anadolu insanının gönlünde kurduğu tahtı, talebelerinin gönlünde de kurmuştu. O'nu sorduğumuz bütün yakınlarında ve bütün talebelerinde rastlayabileceğimiz en bariz cevap; 'mütevazı, vakur, âlim ve arif bir şahsiyet'di. İlim öğrenmeyi ve öğretmeyi çok seven bu güzel insan, her zaman hazreti Peygamberin “fırka-i naciye” olarak adlandırdığı ehl-i sünnet itikadını sapasağlam korumuş ve onun bekçisi olmuştu.

pr_01_1171_max.jpgŞan şöhret ve mülk gibi dünyevî meyveleri bulunduğu her mevkide rahatça edinebileceği halde, asla bunlara tamah etmemiş, ümmete en faydalı olabileceği mevkilerde bulunmuştu. Başkanlıklar ve sorumluluklar ona kibir değil tevazu katmış, omuzlarının üstüne daha büyük sorumluluklar yüklemişti. Dersiamlıktan, müftülüğe ve daha ötesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nda o mütevazı yaşamını hiç ama hiç bozmamıştı. Bulunduğu mevkilerde, zihniyet ve ideolojilerini onun üzerinden kullanmak isteyen mercilere her zaman uzak durmuş ve bedelini ödemek kaydıyla bu mercilere hep tezat davranmıştı.

Bozulmayan dinde reform olmaz

1943'te İstanbul müftülüğüne atandı ve 1960 yılında da Diyanet İşleri başkanı olarak görev yaptı Bilmen. Fakat Diyanet İşleri başkanlığı 1 yıl bile sürmeyen Bilmen, görev başlangıcından 10 ay sonra kendisini kullanmak isteyen kurumlara karşın, ezanın Türkçe okunması ve dinde reform gibi hiç bir mantığı olmayan saçmalıklara göz yummamış ve en ağır tepkiyi istifasıyla vermişti. Ömer Nasuhi Bilmen istifasını; “Bozulmayan dinde reform olmaz” diyerek verirken, böylelikle reform tartışmalarını da bitirmişti.

İstifasından sonra, Darüşşafaka, İstanbul İHL ve Yüksek İslam Ensitütüsü’nde muallimlik görevi yapan hocaefendi, hayatının sonuna kadar ilmî çalışmalarını sürdürdü.

Emekli olduktan sonra evvela 8 ciltlik tefsiri olmak üzere birçok eseri kaleme aldı. Âlim, ârif, âbid ve mütevazı bir yaşam süren Ömer Nasuhi Bilmen 12 Ekim 1971'de 88 yaşında Rahmet-i Rahman'a kavuştu.

Nâçiz vücudu göçtü ama eserleri hâlâ yaşıyor

Kelâm, akaid, tefsir, fıkıh ve İslam hukuku alanlarında birçok eserleri bulunan hocaefendinin kitapları okunmaya değer. Özellikle kaleme aldığı Büyük İslam İlmihali yazıldığı günden bugüne, her kesimin tartışmasız olarak kabul ettiği bir ilmihal niteliğinde. Açık, sade ve delilli bir ilmihal olması hasebiyle hem avama hem de âlimlere hitap eder nitelikte.

Fıkıh dalında usta olduğu kadar tefsirde de muvaffak olan hocaefendi, yazdığı 8 ciltlik tefsiriyle bir çok ev, yurt ve ilim meclislerinin kütüphanelerine girmiş durumda. Hadis dalında da kaleme aldığı ince, titiz ve bir o kadar da akıcı üslup içeren Hikmet Goncaları'nı önerebiliriz. Eser sürükleyici ve nezih bir biçimde 500 hadis-i şerif-i şerhleriyle beraber ele almakta.pr_01_1253_max.jpg

Temiz ve nezih bir ehl-i sünnet itikadını öğrenmeye talip kimselere, Ömer Nasuhi Bilmen'in eserlerini şiddetle tavsiye ederken bu manada tüm Ömer Nasuhi Bilmen eserlerinin basıldığı yayınevlerine teşekkür ve takdiri bir borç biliyoruz.

Birçok kesimin kafasında sadece medrese ilimleri erbabı olarak tasavvur ettiği Hocaefendi, bitirdiği hukuk fakültesinin yanısıra iyi bir edebî dil ve kaleme de sahip. Bunun en iyi ispatlarından birisi de orijinal ismiyle İki Şukufe-i Taaşşuk (İki Aşk Çiçeği) adlı romanı.

Hocaefendinin duruşu, yaşayışı ve ilmiyle geçen bir ömrü herkese tavsiye ediyor, eserleriyle bol bol Ömer Nasuhi Bilmenli günler diliyoruz.

Mehmet Bahadıroğlu'nun burnuna bir hoş koku geldi.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.




 
 
Yazar: Mehmet Bahadıroğlu
15-06-10
 
  E mail: Dünyabizim.com  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BOZULMAYAN DİNDE REFORM OLMAZ / PORTRELER Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
377bb
 
Kodu Gir

Online Kişi: 13
Bu Gün: 44 Bu Ay: 306 Toplam Ziyaretçi: 36376 Toplam Tıklanma: 519514
Copyright © 2009 AlanJaweb