HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 3549
Yazar: Mustafa Çelik
ZÂLİME MERHAMET MAZLÛMA İHÂNETTİR

ZÂLİME MERHAMET MUZLÛMA İHÂNETTİRYeryüzünde iyilik işleyenin mükâfatsız, kötülük yapanın cezasız kalması Allah’ın adaletine aykırıdır. Zalimlere karşı direniş izzet, zalimler karşısında tevazu ise zillettir.

Zalime merhamet, mazlumun ruhuna şiddet, bedenine ise eziyettir. Zulüm zarardır. Zarara rıza, merhamete manidir. Zalime gösterilecek merhamet mazluma zalimin yaptığı zulümden daha büyük bir zulümdür.

Zulümden uzak kalmak, zalime boyun eğmemek ve ona karşı direnmek, insan olmanın ve Müslüman kalmanın gereğidir. Allahû Teâla şöyle buyurur:

“Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman (kahramanca birbirlerine yardım ederek) kendilerini savunurlar.” (Şûra Sûresi/39)

Makamı ve mevkii ne olursa olsun, zalimin karşısında susmak, eğilmek, ona meyletmek ve destek olmak suretiyle zulmüne yardımcı olmak, zalim olmak ve zalimlerden sayılmak için yeterli bir sebeptir. Çünkü zulmedenler, zulmü kendilerine adet edinen zalimler ile zulmü adet edinmediği halde en ufak bir zulme dahi yeltenenlere meyil edenler, zalimlikte müsavidirler. Rabbimiz uyarıyor: “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah´tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez” (Hûd Sûresi/113). Zalimlere kalben sevgi göstererek meyletmek, onları desteklemek ateşe atılma sebebi olursa, vay o zalimlerin haline!

İnsanların can, mal, din, akıl ve nesil emniyetlerini yasalarla, silahlarla, bombalarla, fuhuş ve fahişeliği serbest kılmakla ihlal eden zalimlere karışı sessizlik ve tepkisizlik, Allah’tan gelecek olan toplumsal azaba davetiye çıkartmaktır. Rasûlüllah (sav) buyuruyor:  “İnsanlar, bir zalimi görür, (önlemeye güçleri yettiği halde) ona engel olmazlarsa, bundan dolayı hemen hepsi cezalanır.” (Tirmizî; Tuhfetu’l Ahvezî Şerhu Câmiu’t Tirmizî, 8/423) Zulümden uzak yaşamak, zalime boyun eğmemek ve ona karşı direnmek, Müslüman’ca yaşamak ve Müslüman olarak isteyenlerin vazgeçilmez daimi vasıflarıdır.

Zulmün çeşitlerinden birisi de, zalimle dost olmak, onun zulmüne engel olmamaktır. Zulme göz yummak zalimin zulmüne ortak olup işini kolaylaştırmaktır. Yeryüzünde zulme karşı koymak ve zalimle mücadele etmek yalnızca mazlumların görevi değildir. Zaten onların bunu tek başlarına yerine getirmeleri mümkün olsaydı mazlum olmazlardı. Zalimlerden olmamak, mazlumların yanında zalimlerin de karşısında olmak mümkündür.

 “Zulüm ile âbâd olanın akıbeti berbat olur.” Zalimlere meyledip yardım eden ya Firavun veya Karun olur!

"Zalimler güçlü ve kuvvetli nasıl karşı çıkabilirim?" deme. Zalime karşı sessiz ve tepkisiz kalıp da Allah’ın azap tokadını yeme. “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol./ Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!”

Vazifemiz; zulmü ve zalimleri bırakmaktır. Bizim için hedef ve şeref, Allah rızasını kazanmaktır!

Zulüm bir ateştir; önce zalimi, sonra başkasını yakar. Zulme ve zalimlere karşı sessiz ve tepkisiz kalanlar, memleketlerinin yanıp kül olmasına seyirci kalanlardır. Zalime karşı olmamak, zâlimin zulme devam etmesine yardımcı olmaktır. Gücü yettiği halde zalime karşı çakmamak haramdır. Herkesin, gücü oranında sorumluluğu vardır. Hz. Ömer (R.a.) der ki: “Hangi vali birine zulmeder ve o zulüm bana şikâyet olunur da; ben o zulmü izale etmez isem, o kimseye ben zulmetmiş olurum.”

Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini esas alan İslâm devleti, bizim için güven duyduğumuz, himaye gördüğümüz, haklarımızın korunması konusunda huzur içinde olduğumuz ve zalimlerin düşmanlıklarına meydan verilmeyen büyük bir güven adasıdır. Ona kavuşmadığımız müddetçe zalimlerin zulmü altında inlemeye mahkûmuz.

Zulüm, haksızlığı ve hukuksuzluğu hukukun ve adaletin yerine ve önüne geçirmektir. Devletlerin yıkılması hukuksuzluğun, ülkelerin harap olması ise, zulmün ve zalimliğin eseridir. Bundan ötürüdür ki M. Akif Ersoy şöyle haykırıyor: “Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem/ Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemem.”

Zalimler hak ettikleri cezayı almadıkları zaman, kan ve katliam serbest hale gelir. Zalimlere hak ettikleri cezayı vermeyen sistemler, kan ve katliam sahibi katillerin sayılarını çoğaltmaktan başka bir şeye yaramazlar.

Türkiye’de zalimlere, katillere toplu halde merhamet; idarede hilafet, hukukta şeriat kaldırıldığı gün yapıldı. İdarede hilafeti, hukukta şeriatı ortadan kaldıranlar, kan ve katliam gerçekleştiren katillerin işlerini kolaylaştıranlardır.

Asrımızda kan akıtıp katliam yapan katillerden şikâyet mi var? Katillerin kökünü kazıyan Allah’ın kısas hükmü yüce. Katiller cezasız kalıyorsa bil ki yargıçlar cüce!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Çelik
13-03-17
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ZÂLİME MERHAMET MAZLÛMA İHÂNETTİR
Online Kişi: 22
Bu Gün: 679 || Bu Ay: 7.484 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.471 || Toplam Tıklanma: 58.657.557