
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 1540 |
Gelenek veyahut Anane kavramının birden fazla anlamı varsa da günümüz Türkiyesinde sadece bir anlamı yaygın olarak bilinmekte ve kullanılmaktadır. Bu anlam daha çok sosyolojik, antropolojik ve folklorik anlamda olanıdır. Bununla nesiller boyu devam ederek yerleÅŸik hal almış normlar ve uygulamalar anlaşılmaktadir. Bu da mühimdir zira bir toplumu diÄŸerinden ayıran hususi örfler, âdetler ve görenekler bu çatı altında deÄŸerlendirilirler.
Aslında bu manadaki geleneklerin de ilk baÅŸlangıç noktasında muhakkak bir fikir, bir düÅŸünce bulunur. O düÅŸünceden kalkarak uzun yıllar tatbik edilegelen bu uygulamalar artık bir kültür halini alır. Mesela sünnet, kına, niÅŸan, evlilik törenleri ile doÄŸum, ölüm ve bayram merasimlerinin biçimleri kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa aktarılan böylesi bazı âdetlerdir.
Ne var ki bu âdetler bazen yanlış bir ÅŸeyin devam ettirilmesiyle de oluÅŸabilir. Bazen de iyi baÅŸlayıp zamanla yanlışa doÄŸru evrilebilirler. İspanya'daki BoÄŸa güreÅŸleri, bazı Afrika kabilelerinin kanibalizmi v.b. gibi bazı âdetler makbul sayılacak âdetler olmasa gerektir. Bu yüzdendir ki özellikle modernistler ve ilerlemeciler ne zaman gelenek veyahut Anane denilse hemen bu donan, kemikleÅŸen menfi anlamı öne çıkarıp itiraz ederler. Onlara göre iyi ÅŸeyler hep moderndir ve ileridedir. Yatay ilerleme ile hakikat bulunacaktır. Bu grupların dini ilimler sahasında olanları da (ki nedense ülkemizde çokturlar) metafizik konularda benzer tavırlara sahiptirler. Bir ayeti de buna delil getirirler: “Onlara Allah'ın indirdiÄŸine uyun denildiÄŸi vakit onlar atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız dediler. Ya ataları bir ÅŸey akıl erdiremez ve de doÄŸruyu seçemez kimseler iseler?”. (Bakara-170).
Åžimdi onların karıştırdıkları noktaları tek tek inceleyelim. Her ÅŸeyden evvel Anane bir kaymaya, bir sapmaya uÄŸrarsa o artık Anane olmaktan, Gelenek olmaktan çıkar. Bir donma, bir pıhtılaÅŸmanın ardından mertebe kaybeder ve adı artık ya âdet olur veyahut baÅŸka bir ÅŸey. Bu tıpkı ÅŸuna benzer. Biz Allah'ın ibda ettiÄŸi bir ÅŸeye Sünnetullah diyorken Åžeytan'ın baÅŸlattığı bir ÅŸeye SünnetüÅŸÅŸeytan demeyiz. Belki iÅŸlevsel olarak ikisi de yol demektir, tarz demektir ama birisi müsbet diÄŸeri menfidir. İyi yol – kötü yol, beyaz yol – kara yol, doÄŸru yol – yanlış yol ayrımlarında Gelenek iyi, doÄŸru olana verilen addır. Binanaleyh ayette geçen “Atalarımızı neyin üzerinde bulduksa” dedikleri ÅŸey Gelenek deÄŸildir. Bilakis Gelenek olmaktan çıkarak sapmış bir pratiktir.
Her geçmiÅŸ kötü olsa idi fıkıhta Örfî hukuk diye bir müracaat ÅŸekli olmazdı. Hatta çözümünü bulamadığınız bir hususta bizden evvel geçenlerin ÅŸeriatına da (kable men ÅŸerea) bir bakmalı prensibi de anlamsız olurdu. Yani diÄŸer dinlerin uygulamalarına dahi bakılması tavsiye edilmektedir.
Kozmolojide bir konulmuÅŸ kurallar var ve biz bunlara bilim diliyle Fizik ve Kozmik Yasalar diyoruz deÄŸil mi? Dini terminolojide bunlara Sünnetullah diyoruz. GüneÅŸ ve Ay, Dünya ve gezegenler belirli bir hareket ve fonsksiyonlara sahiptirler. Bu bilgi kadim bir bilgidir. Milyonlarca yıldır süregelen bir kozmik Gelenektir. Åžimdi siz hayır bugün GüneÅŸ doÄŸmayacak, Ay ışığını bundan böyle GüneÅŸten almayacak v.b. gibi bazı kararlar alabilir misiniz? O Kanunlar artık geçmiÅŸte kaldı ÅŸimdi modern kurallar koymak lazım der misiniz? Derseniz size ne derler? Burada izlenilmesi gereken doÄŸru yöntem Evrensel Kanunları (Gelenek) deÄŸiÅŸtirmek aptallığına kalkışmak yerine onları keÅŸfetmeye ve anlamaya çalışmaktır. Bilimsel ilerleme bu demektir. Yoksa GüneÅŸi bombalamak deÄŸil.
İşte din ve düÅŸünce tarihinde de evrensel kurallar vardır. Bir de bunlara baÄŸlı olarak geliÅŸen yorumlar, açıklamalar. Mesela Allah Zatı itibariyle Bir'dir ama pek çok sıfatı ve ismi vardır demek bir Esas'tır. Hadi bunu deÄŸiÅŸtirelim diyemezsiniz. Ama ne yaparsınız, GeleneÄŸe tabi alimlerin yaptığı gibi, “Kesret der Vahdet” diye bir açılım geliÅŸtirebilirsiniz. Fakat bunu yapabilmek için tıpkı Pergel metaforunda olduÄŸu gibi bir ayağınızda Gelenek'te sabit kadem olmalısınız. Tıpkı sabit bir çivi etrafında dönen semazen gibi diÄŸer ayağınızla yetmiÅŸ iki ilmi dolaÅŸabilirsiniz. Sabiteler ve DeÄŸiÅŸkenler nedir iyi bilmek gerekir. Bütün deÄŸiÅŸkenler sabiteler üzerine kuruludur.
İşte İslami ilimlerde metafizik sabiteyi kabul edip onu keÅŸfetmeye çalışmak bir gelenektir. Bu muhakkak ileride elde edilecek diyemezsiniz. Bunu elde eden geçmiÅŸte de olabilir ÅŸimdi de, gelecekte de. Çünki Hakikat lineer olarak, yatay olarak ileride elde edilecek bir ÅŸey olmayıp zaten var olan dikey bir sabitedir. Yüzündeki nikabı ne zaman, nerede ve kim kaldıracaksa o ehl-i hakikat olur. Sonra bize de bildirirse biz de onun verdiÄŸi bilgileri anlamaya ve ÅŸerhetmeye baÅŸlarız. İşte buna bir düÅŸünce geleneÄŸine tabi olma denir.
Türkiye'de bazı ilahiyatçılar bu kavramın sadece sosyolojik ve hem de menfisinden olanını anladıkları için bir türlü bir GeleneÄŸe tabii olmayı anlayamıyorlar, temellendiremiyorlar.
Mesela siz felsefede ne derseniz deyin ya Platon veyahut Aristo'ya bir ÅŸerh düÅŸmüÅŸ olursunuz. Yani o geleneÄŸe tabi olursunuz. Çağımızın önemli filozofu Heideger bunu itiraf etmiÅŸtir. Ben biraz Pisagor, biraz Platon ve biraz da Sühreverdi'yim demiÅŸtir. Bu, felsefede bir geleneÄŸe tabi olmak demektir.
Bizde, Selçuklu – Osmanlı çizgisinde, bin yıl boyunca İbn Arabi GeleneÄŸine ve Mevlana GeleneÄŸine baÄŸlı olarak İslam anlaşılmış ve her müessesede bu görüÅŸ hakim kılınmıştır. Ta ki Büyük Kırılma dediÄŸimiz dönüÅŸüm yaÅŸanıncaya kadar. Bizde devrimler geleneÄŸi vurdu. Bundan en fazla etkilenen de ister karşı çıksın ister çıkmasın ilahiyatçılar oldu. Adeta bir tür Stockholm Sendromu gibi ilahiyatçılar da Kemalist teolojiye teslim oldular. Hatta aşık oldular. Gelenek karşıtlığı, tasavvuf karşıtlığı, hadis karşıtlığında buluÅŸtular. Söylemleri aynı: Kur'ân İslamı, Akıl ve mantık dini, İslam dini fazla maneviyat doldu biraz maddeci tarafını öne almak lazım, bir problem olarak kutsiyet, velâyet ve kerâmet v.s.
Hasılı dinde, siyasette, fikirde, estetikte Gelenek oturmadığı sürece Türkiye birilerinin elinde yaz boz tahtası olmaya devam edecektir.
Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Mahmut Erol Kılıç |
14-04-17 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||