HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 1583
Yazar: Ömer Lekesiz
BİZ BİR ŞEYİ ÖZENTİYLE DEĞİL MÜSLÜMANCA YAPMAKLA MÜKELLEFİZ

BİZ BİR ÅžEYİ ÖZENTİYLE DEĞİL MÜSLÜMANCA YAPMAKLA MÜKELLEFİZMehmet Görmez Hoca'nın son açıklaması üzerine...

İmam-ı Malik hazretlerinden, birileri bir fetva talep ettiklerinde, “olmuÅŸ mu” diye sorar, olmuÅŸsa (vuku bulmuÅŸsa) cevap verir, olmamışsa cevap vermezmiÅŸ.

Fıkıh, kelime olarak da derinlemesine anlama ve bilme, eksiksiz bilgi sahibi olma manasına geldiÄŸi için, İmam Malik hazretlerinin bu ilme mahsus söz konusu edebi, yaÅŸadığımız dünyayı gerçekleÅŸen olaylar üzerinden İslami planda anlamaya, tahlil etmeye çalışanları da baÄŸlayagelmiÅŸtir.

Hatta modern zamanların hızına teslim olduğumuz şu devirde, okumalarımızın niyet ve istikameti bile İmam-ı Malik hazretlerinin edebine tabi olmayı gerektirmektedir.

Çünkü adeta bir kitap furyasıyla yüz yüzeyiz ve internet ortamında zahmetsizce sunulan milyonlarca yarım yamalak bilginin taarruzu altındayız.

Hal böyle olunca, hem bir olguyu, olayı, konuyu yeri geldiÄŸinde (vakti tahakkuk ettiÄŸinde) fıkh etmek hem de bunu layığınca yapabilmek için deyim yerindeyse sıcağı sıcağına yeniden (tekrarın tekrarı olabilecek ÅŸekilde) okumalar, araÅŸtırmalar yapmak durumundayız.

Bu cümlelerden olarak, bir önceki Hatalı Tartıştığımızda Hatayı Tartışamayız baÅŸlıklı yazımda, bir televizyon kanalınca yapılan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması hakkında, bu vesileyle vaktinin geldiÄŸini düÅŸünerek Kur’an okuma, suret ve suretlendirme, nazara sunma / manzaraya dönüÅŸtürme, görünürlük ve gösteri konularına ana hatlarıyla deÄŸinmeye, söz konusu yarışma hakkında (ferdi) bir görüÅŸ belirtmeye çalışmıştım.

Fakat, konunun bir Ramazan faydasına ve dolayısıyla halk beÄŸenisine göre algılanması ve aktarılması, büyük oranda unutulmuÅŸ (gündelik dikkatlerin dışına itilmiÅŸ) olan mezkur kavramlarla bir görüÅŸ oluÅŸturmayı ve bunu paylaÅŸmayı da aşırı yoruma, entelektüel bir çabaya indirgenme problemine açıktı.

Oysaki öncelikle İslami terminolojiye ve ardından yeni zamanın ilgili telakkilerine yaslanmadan bir görüÅŸ belirtmek mümkün olmadığı gibi, varılacak bir hükme esas olan farklılığın (İslami zihniyetin) belirlenebilmesi, belirtilebilmesi de mümkün deÄŸildi.

Bu bakımdan, zikrettiÄŸim yazıma, kimi okurlarım hassasiyetleri (daha doÄŸru bir ifadeyle imani sezgileri) gereÄŸince katılmakla birlikte, görüÅŸüme esas olan kavramları (haklı olarak) anlayamadıklarını bildirdiler.

Diyanet İşleri BaÅŸkanımız Mehmet Görmez’den gelebilecek bir açıklamayı biraz da bu nedenle bekliyordum ki, o ÅŸu ÅŸekilde geldi:

“Son zamanlarda bir yarışma programı çıkarıldı biliyorsunuz. Sadece ÅŸunu söylerim. Kur'an ses yarışmalarının güftesi olarak kullanılacak bir kitap deÄŸildir. Kur'an bir hayat kitabıdır. Hem de en müstakim yola, en saÄŸlam yola sizi götürmek için nazil olmuÅŸ bir kitaptır.”

Görmez Hocamızın, İmam-ı Malik hazretlerinin yukarıda naklettiÄŸim edebine tabi olarak, olan ÅŸeyle ilgili bir görüÅŸ (ki, ilmi ve görevi nedeniyle onun görüÅŸü aynı zamanda fetva’dır) belirtmesinden elbette memnuniyet duydum ancak, yitirilmiÅŸ (unutulmuÅŸ veya unutturulmuÅŸ) bir terminolojinin burada da söz konusu olmasından dolayı biraz tedirgin oldum.

Åžundan ki, örneÄŸin İmam el-Gazzalî’nin İhya’sında musıki konusunu iÅŸlerken neden musıki deÄŸil de sema dediÄŸini ve dolayısıyla konuyu neden iÅŸitme, kulakla dinleme edebi çevresinde deÄŸerlendirdiÄŸini, aynı zamanda bir Kur’an ibaresi olan Semi’nâ ve Ata’nâ kavli içinde sunduÄŸunu bilmeyenlerin, gündelik sıradan (pop) kelimeler haline getirilen güfte, beste terimlerine bakarak anlamalarının yine mümkün olmayacağını düÅŸündüm.

Suâd el-Hakîm’in, Yirmi Birinci Yüzyılda İhyâü Ulûmi’d–Dîn adlı kitabında, karşı karşıya olduÄŸumuz müzik tasallutundan kendimizi korumamızın mümkün olmadığını söylemekle birlikte, “İnsanların tamamının gidiÅŸatını deÄŸiÅŸtiremesek de kendi gidiÅŸatımızı deÄŸiÅŸtirebiliriz. Bu yüzden kendimize, tabiatımıza, nefsimize ve duyu organlarımıza dönüp, onları teker teker yola getirebiliriz. Nefsimizi eÄŸiterek ve yücelterek, yüce ve güzel olanın dışında hiçbir ÅŸeyden tat almaz oluruz. Kulağı, gözü ve dili yüceltiriz. Din ile medenileÅŸmiÅŸ Müslümana yakışan ÅŸeyler dinleriz. Kulağı terbiye eder, onu ölçülü naÄŸmeleri dinlemeye alıştırırız” ÅŸeklindeki önerisinin Görmez Hocamızın görüÅŸünde de zımnen yer aldığını algılayabilecek kiÅŸilerin azlığını dert edindim.

Müslüman olarak diÄŸer dinlerin mensuplarından, modernlerden... farkımızın farkını tayin eden ÅŸu vb. esasların hatırlanmasında çoklarının zorlanabileceklerine hükmettim:

Biz, bir ÅŸeyi baÅŸkalarının yaptığı gibi yapmak, baÅŸkalarının yaptığından daha büyük yapmak, hatta daha iyi yapmak zorunda deÄŸiliz.

Biz, bir ÅŸeyi kendi ontolojimiz, akidemiz, ahlakımız, edebimiz, zevkimiz, ihtiyaçlarımız doÄŸrultusunda yapmak zorundayız.

Artık modern hayatın dışında durarak kendimiz olmak (kalmak) da yetmiyor, asıl halk içinde de kendimizde olmak zorundayız.

Aksi halde iÅŸimiz zor, hakikaten zor.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Lekesiz
09-06-17
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BİZ BİR ŞEYİ ÖZENTİYLE DEĞİL MÜSLÜMANCA YAPMAKLA MÜKELLEFİZ
Online KiÅŸi: 21
Bu Gün: 525 || Bu Ay: 7.330 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.235 || Toplam Tıklanma: 58.654.906