HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 1938
Yazar: Ali Osman Aydın
FAZLA KİLOLARIN SEBEBİ BULUNDU

FAZLA KİLOLARIN SEBEBİ BULUNDUSon günlerde internette hangi sayfayı açsanız popüler bir çiftin evlilik yapacakları mekanla ilgili spekülatif haberlere rastlıyorsunuz.

Şu köşk mü?

Bu yalı mı?

Haberlerin ardı arkası kesilmiyor.

Şehit haberi okuyorsunuz, yan tarafta o evlilik haberi.

Katar’a askeri müdahale, yan tarafta aynı evlilik haberi…

Adalet yürüyüşü (!)…

Başbakan’ın açıklaması…

Nereyi açarsanız açın, aynı evlilik haberi karşınıza çıkıyor.

İnternet üzerinden yapılan propaganda öyle ısrarlı ki kendinizi çiftin düğünlerinin bir parçası olarak görmeye başlıyorsunuz.

Ne zaman?

Nerede evlenecekler?

Nasıl gelinlik ve damatlık giyinecekler?

Bu konu sizin için bölücü terörden, uluslararası savaş gündeminden, artan petrol fiyatlarından daha önemli hale geliyor.

Sizce neden?

İNTERNET HAPİSHANESİNDE Mİ YAŞIYORUZ?

Çağdaş sosyolojik araştırmalar kıyaslamanın mutluluk ve mutsuzluğun en önemli nedenlerinden biri olduğunu gösteriyor.

Aynı araştırmalar internet kullanıcılarının, kendileriyle aynı yaşta olup milyonluk bütçelerle oynayan, kitlelerin dikkatini üzerine çekmeyi başarmış popüler kişilerle fiziksel ve ekonomik bir “kıyaslama” içine girdiklerini ortaya koyuyor. Yapılan her mukayese, popüler örnekler yanında kişinin aslında “hiçbir şey” olduğunu, “asla ‘onlar’ gibi önemli olmayacağı” düşüncesini güçlendiriyor. Bu durum, ruhsal acılara yol açıyor.

İnternet hapishanesinin yöneticileri, internet kullanıcılarının yani “müşterilerin” ruhsal acılardan hoşlandığını biliyor.  Bu yüzden ülkenin en hünerli (!) kişilerinin başarılarının kanıtları olan sansasyonlar, açtığınız her sayfada sizi çıldırtmak için üzerinize salınıyor. Araştırmalara göre bütün bu kıyaslamaların yol açtığı  acı, internette kalma sürenizi ve internete ihtiyaç duyma sıklığınızı artırıyor.

Akıllı telefonlar kıyaslama virüsünün 24 saat elinizin altında olmasını sağlıyor. Tek yapmanız gereken telefonu açıp sınırsız kaydırma özelliğine sahip sosyal medya uygulamalarında kaygılarınızı yatıştıracak kadar gezinerek sıkıcı hayatınızdan uzaklaşmak. O bir akıllı telefon değil aslında o sizin antidepresanınız… Kıyaslama canınızı acıttıkça antideprasana başvuruyor, başvurdukça canınızı daha da acıtmaya devam ediyorsunuz…

Bu durum internet pazarının egemenleri için daha fazla müşteri ve reklam geliri demekken, artan kortizol salgınızdan dolayı sizin için de daha fazla kilo anlamına geliyor.

KORTİZOL NEDİR?

Kortizol’ün  herhangi bir stres durumunda böbreküstü bezlerinden salgılanan bir hormon olduğunu TV’deki sağlık  programlarının sadık izleyicileri bilecektir. Kortizol hormonu yüksekliği günümüzün en büyük problemlerinden biri. Günlük hayat içinde etrafımızı saran stresle savaşmak isteyen vücudumuz, bunu kortizol salgılayarak yapıyor.

Kortizol seviyeniz çok yüksekse,

bir türlü uykuya dalamıyor, gece boyu dönüp duruyorsunuz.

Ve tabi ki ertesi gün yorgun uyanıyorsunuz.

Yorgunken çalışmak zorunda kaldığınız için de vücudunuz yine kortizol salgılıyor…

Ayrıca kortizol hormonu kilo  başta olmak üzere şeker hastalığını da tetiklemek gibi pek çok fiziksel rahatsızlığa neden oluyor.

Eski Google Ürün Yöneticisi Tristan Harris akıllı cep telefonunun bu özelliğine işaret ederek “Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, insanların düşüncelerini, hislerini ve eylemlerini şekillendiriyorlar. Teknolojinin nötr olduğunu ve istediğin zaman kullanıp istediğin zaman bırakabileceğini söyleyen bir anlatı var ama bu doğru değil. Uygulamayı belirli şekillerde ve uzun süreler boyunca kullanmanızı istiyorlar. Çünkü bu şekilde para kazanıyorlar.” diyor.

Veriler, Türkiye’nin bu fasit dairenin içinde dönüp duran ülkeler arasında başı çektiğini gösteriyor. Türkiye’de internet kullanıcıları gün içerisinde ortalama 6 saati akıllı telefonlarla sosyal medya platformlarında geçiriyor.

DAİMİ STRES VE ARTAN KİLO TEHDİDİ

İstatistiklere göre mutluluk hormonu salgılayabilmek için akıllı telefonlara o kadar bağımlıyız ki çoğumuz, sadece telefonlarımızdaki uygulamaları kullanmamız halinde  hafifleyebilen endişe (Anksiyete) geliştirdik. Telefonu kenara koyduğumuzda beynimiz böbrek üstü bezlerimizi tetikleyerek kortizol hormonu salgılamamıza sebep oluyor. Bu da stres yaşamak anlamına geliyor. Bu noktadan sonra yaşanılan stresle baş edebilmek için tekrar telefonu elimize almaktan başka bir yol kalmıyor.

Dünya üzerinde 5 milyardan fazla insan cep telefonu kullanıyor. Bu döngü akıllı telefon kullanıcılarının daimi bir stres ve artan kilo tehdidiyle yaşamasını kaçınılmaz hale getiriyor.

HERHANGİ BİR FİLMDE ENGELLİ BİRİNE AŞIK OLUNDUĞUNU GÖREBİLİR MİSİNİZ?

Bir özel kanal da yayınlanan bilgi yarışmasının galibi olan engelli Çağlar Patır bu soruya “hayır” diyerek cevap veriyor. Her ne kadar böyle filmler olsa da bunlar istisna denilecek kadar az. Fakat yarışmacı  çok doğru bir noktaya dikkat çekerek şöyle söylüyor: “Para kazanmanın yanında bir imajı yıkmaya gelmiştim ben. Hiçbir filmde engelli birine aşık olunduğunu göremezsiniz mesela. Ben yetenekleriyle  var olabilen, başarılı, bilgili, neşeli bir imaj çizmeye gelmiştim buraya. Onu da fazlasıyla başardım…”

Bu sözler geçtiğimiz günlerde, kilolarından dolayı başrol alamadığından yakınan ve bu yüzden aralıksız diyet yapan bir aktristin sözleriyle örtüşmüyor mu?

Televizyon ve internetin zayıflık, güzellik ve kusursuzluk propagandasıyla izleyenlerin ideal beden algısında kurduğu tahakküme bundan daha açık örnek olabilir mi?

TV ve internet ideal beden pazarlaması yaparak vücut üzerinden hayatları kontrol ediyor.

Ne engelli, ne kilolu, ne de yaşlı…

En normal bedensel biçimler ve insani haller bile TV ve internet propagandası sayesinde anormal kabul ediliyor.

Medya, kimseyi  olduğu gibi kabul etmeyip insanları dönüşüme zorluyor.

İnsan bedeninin kölesi haline getiriliyor.

İnternet ve televizyona maruz kaldığınız her dakika bu virüsün zihninizde yayılma riski daha da artıyor.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Osman Aydın
05-07-17
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
FAZLA KİLOLARIN SEBEBİ BULUNDU
Online Kişi: 22
Bu Gün: 525 || Bu Ay: 7.330 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.234 || Toplam Tıklanma: 58.654.857