ÂYET-İ KERÎME
Ve gecenin bir kısmında O'na secde et. Gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.
İnsan: 26
HADÎS-İ ŞERİF
Mîzâna ilk konulacak şey, güzel ahlâktır.
Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr
SÖZÜN ÖZÜ
Alçakgönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, yüksek düşüncelerdir.
Montaigne
Rota Haber Son Dakika!
Kategori : TEFEKKÜR / İNSAN VE TEFEKKÜR
Okunma sayısı : 270
ÂCİL ZARÛRET VE...

“İnsanların ya­pacak veya yıkacak bir şeyleri yoksa canları sıkılır.” (Alain)

 “Yapacak bir şeyleri olmak” kolay mı?  “Deviricilik”i ideal haline getirmiş insanların canları sıkılmaya görsün! Dille - kalemle - fiille haydi vazifeye! Ve seyreyle gümbürtüyü!

Deviricilerin hâkimiyeti altında bulunan bir içti­maî muhitte muhafazakarlık büyük ehemmiyet kaza­nır.

Doğru'nun güzel'in iyi'nin üzerine titremeye mec­buruz. Aksi halde, bir can sıkıntısının gadrine uğramak tehlikesi her zaman vardır!

Kollarını sıvıyor adam. İş becerecek, hamle yapa­cak... Bir çalkantıdır başlıyor... O'nu oraya, bunu şu­raya... Öteki gitsin, beriki gelsin!.. “Ne oluyoruz?” de­meye kalmadan bir de bakıyorsunuz ki yılların avizesi pattadak inmiş. Boyu devrilesice! Yerine ne koyacak­sın? Ardından bir başka şangırtı, daha sonra top gürlemesini andıran bir büyük darbe... Ne kapı kalmış, ne baca... Üstelik de karşınıza geçip pis pis sırıtır, kötü kötü kasılır. Sözü henüz bitmemiş, kredisi tükenme­miştir! Tenkidleri “durun ve bekleyin” gerekçesiyle reddeder!

Birilerinin canları sıkılmaya başladı mı, bütün te­selli ve iftihar unsurlarına dört elle sarılasım geliyor. “Kim bilir neler kaybedeceğiz yine?”  endişesi yüreğimi titretiyor.

Peki ama bu durum hep böyle mi devam edecek? Teşebbüs onlarda, tahammül çilesi bizde... Bilmemiz icab etmez mi ki, taarruzu göze alamayan bir müdafaa anlayışı ile hiç bir mücadele kazanılamaz.

Herkes kendi hamlesini kendisi başlatmalıdır. Her canı sıkılana “buyurunuz” diyen müsamaha telâkkisini ve yenilik özentisini, artık terk etmeliyiz. “Yenidir, gençtir, iyi niyetlidir, hısımdır ahbaptır...” yok artık. Biz deneme tahtası değiliz. Bu canı, bu müktesebâtı, bu yuvayı, bu müesseseyi, bu vatanı, bu ümitleri yolda bulmadık biz.

Böyle diyebileceksek; direnelim, dayanalım.

Diyemeyeceksek... Yok, yok. Diyeceğiz, uyanacağız, yürüye­ceğiz.

 

NOT: A. Selim Bey'in eski, ama bugün yazılmış gibi taze bir yazısı.

Yazar: Ahmed Selim
09-08-10
E mail: ethem92@mynet.com  
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ÂCİL ZARÛRET VE... / İNSAN VE TEFEKKÜR Kategorisi
Online Kişi: 19
Bu Gün: 73 || Bu Ay: 5040 || Toplam Ziyaretçi: 49520 || Toplam Tıklanma: 648462