HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / GEÇERKEN UĞRAYAN YAZARLAR
Okunma Sayısı: 4393
Yazar: Ahmet Çelen
ELMALI'DAN UNUTULMAYACAK HÂTIRALAR

Bu gün Elmalı’da son günümüz. Elmalı’dan unutulmayacak hâtıralarla döneceÄŸiz. Neler mi?

Sahilden aldığım her bunaltıcı sıcak haberinde Allah’ın Elmalı’ya verdiÄŸi serinlik nimetine ÅŸükrediÅŸim…

Her sahur sonrası ibadet ve vazifelerimizi yaptığımız, evimizin güney cephesindeki pencere önü. Allah’ım o ne ferahlatıcı serinlik! Serinlikten öte insanı dirilten, canlandıran bir ÅŸelâle… Hava, ama avucunu açsan dökülüverecek bir göze sanki…  Her sabah namazından sonra tespihimi alıp o ferah ÅŸelâlenin altında tatlı ürpertilerle oturmak ne güzel! Ya Rabbi, nimetlerine sayısız ÅŸükür!

Bir mahallede oturduÄŸumuz halde bir köyde yaÅŸadığımız hissini veren manzaralar… Her sabah ve akÅŸam eli deÄŸnekli bir çobanın güdümünde evimizin önünden geçen koyun sürüleri… Neredeyse mahalledeki insan nüfusunu aÅŸkın köpekler ve bilhassa geceleri sabaha kadar ulumaları… Bunlardan birinin komÅŸumuz Dudu Abla’ya saldırması ve zavallı kadını yara bere içinde bırakması, hastanelik etmesi… Bu hadiseden sonra bizim de sokaÄŸa korka korka çıkmamız… Bu cümleden olarak bir teravih namazına elimde bir odunla gidiÅŸim… Bütün mahalleyi kaplamış yüksek, geniÅŸ, koyu gölgeli ceviz aÄŸaçları.

Bir kasabın iki katlı muntazam bir evi keçi ve koyun besihanesi olarak kullanıp insana “Elmalı’da mıyım, Trabzon’da mı?” sorusunu sorduracak kadar mizah literatürüne girecek bir iÅŸ yapması…

Talebe yurdunun kermesi… Pekmezli karlama, dönerli dürüm, Elmalı baklavası… Kadın erkek, çoluk çocuk, yediden yetmiÅŸe (seksene de diyebiliriz) herkesin canla baÅŸla hizmete koÅŸmaları… Seksenlik bir ninenin bir yaÄŸ tenekesinde özenle yetiÅŸtirdiÄŸi çiçeÄŸi getirip, “Yurt namına satın.” demesi… Muhasebeci Hüseyin Abi ve öÄŸretmen Hasan Bey’le kasayı bekleyiÅŸim… Bir turist kadının kendisine verdiÄŸimiz para üstünden bir miktarını geri itip yardıma katkıda bulunması… Belediyenin kermes için kurduÄŸu yörük çadırına gece bekçisi verilmem. Halit Abi ile çadırda içtiÄŸimiz damla sakızlı kahve, kahvenin dumanına karışan koyu sohbet… İlle de baÅŸtanbaÅŸa samîmiyet, tepeden tırnaÄŸa muhabbet! Yüzlerde asr-ı saadetten devÅŸirilmiÅŸ nur… Hareketlerde Semerkant, Buhara, Horasan, Serhend… ve Silistre ıtırlı bir ağırlık, oturaklılık, ölçülülük… Mazi ile bugünü kaynaÅŸtıran bir hâlet! İyi ki buradayım Rabbim, iyi ki buradayım!

Sinan Ümmî ve Vahap Ümmî türbeleri… Ömer PaÅŸa Camii… Ömer PaÅŸa, Manavgatlıymış. (Manavgatlılar böyle bir deÄŸerleri olduÄŸunu biliyorlar mı acaba?) Bosna fâtihi imiÅŸ. Bosna’dan elde ettiÄŸi ganimetlerle bu güzel camiyi yaptırmış. 400 yıllık cami hâlâ dimdik, hâlâ bembeyaz, hâlâ kıpır kıpır, capcanlı… Ecdadımızın İstanbul dışında yaptığı bütün mîmârî eserlerle boy ölçüÅŸebilecek bir mübârek yapı. Elmalı onun kıymetini biliyor.

Ömer PaÅŸa’nın hemen üstündeki Helvacılık Çarşısı… Yüz metre kadar uzunluÄŸu olan küçük bir çarşı… İki yanında ahÅŸap kapılı ananevi ÅŸipÅŸirin dükkanlar… Bakır eÅŸyalar, kalaylı kaplar, kendi yaptıkları helva ve lokum çeÅŸitleri, leblebiler; çay ocakları, taÅŸ fırın… İnsanı mâzîye uçuruveren küçük bir zaman tüneli… Ey Elmalılılar, bu güzellikleri terk etmeyin!

Sık uÄŸrayıp sıcak pide ve Isparta ekmeÄŸi aldığım Karadeniz fırını… Bir gün üst katta oturan Vanlı komÅŸumuza da bir ramazan pidesi alışım… Ertesi gün komÅŸumuzun bize karnıyarık getirmesi…

Eymir yurdunda yaptığımız iftar… Yurdun önünde, katran ve çam aÄŸaçlarının altında, açık havada çimenlerin üstünde… Hizmet için hapislerde yatmış maliye memuru Murat Amca… Eymir Yurdu’nun sorumlusu okuma ve ilim âşığı Mehmet Hoca… Pehlivan yapılı aÅŸçımızın yayla çorbası, nefis alabalık kızartması… Talebelerin sessiz sadasız, sanki gönülden gönüle ulaÅŸan bir talimat usulüyle yemekleri getirip götürmeleri…

Tornacı Zeki Usta ve aÄŸabeyi Adem Usta… Gülen yüzlerinde kalpleri görünen can dostları… Düdenbaşı’ndaki evlerinde yaptığımız iftar… Yemek masasında Hasan Hoca’nın oturduÄŸu sandalyenin kırılıp çökmesi ve Hasan Hoca’nın boylu boyunca yere yuvarlanması… Hiç bozuntuya vermeden gülerek, latifeyle karşılaması, hiçbir ÅŸey olmamış gibi yemeÄŸe devam etmesi...

Zeki Usta, Zeki Usta’nın asker arkadaşı Batmanlı Muzaffer ve Hasan Hoca’yla Gömbe’ye gitmemiz. Ancak Karadeniz Bölgesinde rastlanabilecek yeÅŸillikte Gömbe yaylası… Gömbe yurduna uÄŸrayış… 12 Eylül maÄŸduru Ârif Hoca ile tanışma… Ârif Hoca’nın güngörmüÅŸ çehresinin hemen arkasına saklanmış lâtifeci kiÅŸiliÄŸi… Çörekçi lokantasında köfte ve piyaz… Dondurmacıda yanık dondurma ve karlama… Muzaffer ÇavuÅŸ’un yaz gününde soÄŸuktan titremesi… Kendini titreten soÄŸuk havaya hayran olması… “Hırka verelim” teklifini “Ben soÄŸuk depolayacağım” diye reddetmesi… YaÄŸmur yolları çamur ettiÄŸi için Uçarsu’ya gidemeyiÅŸ…

Hasan Hoca’nın evindeki iftar… Åžehriye yengenin nefis çorbası, müthiÅŸ pilavı, leziz biber dolması, kadayıfı…

Zaman zaman Kışla köyündeki kardeÅŸimizin petrol istasyonuna ait mescide Hasan Hoca’yla imam götürmemiz… Toy imamın arkasında üç beÅŸ Kışlalı ile teravih kılmamız…

YeÅŸilyayla GüreÅŸleri… Ancak finale yetiÅŸebilmem… Finaldeki güreÅŸçilerden birinin annesinin (SerikliymiÅŸ) yanıma rast gelmesi… OÄŸlu için durmadan dua etmesi… Tehlikeye düÅŸünce bağırıp çağırarak çimenleri yolması… OÄŸlu baÅŸpehlivan olunca sevinçten baygınlık geçirmesi…

İmamesi Yusuf Hoca olan bir tespih halkasında haftanın belirli günlerinde bir araya geliÅŸlerimiz… Mütevazi, mütebessim, muhabbetli yol arkadaÅŸları…

Her gün ikindi namazına GüneÅŸ’e gidiÅŸimiz… Alanyalı ve Antalyalı hâfızların okuduÄŸu mukâbeleye katılmamız… Demreli Ahmet… GüneÅŸ’te hatimle kılınan teravihler…

Gece yatarken bahçeden pat pat sesler gelmesi… Hanımın sevinçle “Elma aÄŸacından yine elma düÅŸtü, sabah alır gelirim.” demesi… (Çünkü izinli olduÄŸumuz halde başından koparamaz, ancak düÅŸenleri alır) Sabah bereli elmaları alıp geliÅŸi…

Mahallemizdeki kibar, en az tatlıları kadar tatlı dilli tatlıcı kadın… Tahinci Ömer, peynirci Hüseyin… Elektrikçi Salih Usta… Buzdolabı tamircisi Emrah…

Hanımın çocukluÄŸunun bir kısmını geçirdiÄŸi BaÄŸdat Mahallesi… Eski Elmalı müftüsü olan dedesinin oturduÄŸu -artık metruk vaziyette- ev… DiÄŸer evler de gitti gidiyor… Derken ölü mahallede bir hayat belirtisi: Saadet Teyze! Uzun yıllar müftü efendi ile komÅŸuluk yapmış, hizmetinde bulunmuÅŸ… Elini öpmemiz… Hanımı hatırlayışı… SarmaÅŸ dolaÅŸ olmaları… Eski günleri yâd ediÅŸ… Saadet Teyze… Eli tespihli, kalbi zikirli, aÄŸzı duâlı… Kalbinin nûru yüzüne aksetmiÅŸ. Ah arzın görünmeyen bilinmeyen direkleri!

Hasan Hoca’yla hanımları da alarak Gömbe üstünden Çavdır’ın yaylasına eski yurt arkadaÅŸlarımdan Hüseyin Bey’i ziyarete gidiÅŸimiz. Yol boyunca gördüÄŸümüz elma bahçeleri…

Hocaların hocası, kültür ve gönül adamı Ahmet A… Hoca… İlk görüÅŸmemizin hemen akabinde “Kalkın yemek yemeye gidiyoruz.” deyiÅŸi… Saadet Teyze’nin kızı Semahat Abla’nın cennet bahçesi gibi her tarafından su sesleri gelen ve aÄŸaçlar altındaki mekânında yediÄŸimiz alabalık… Ve sohbet, sohbet…

Åžehrin en üstünde şırıldayan Cemile çeÅŸmesi.

Elmalı'nın katıksız bir Türk ÅŸehri olduÄŸunun vesikası köy adları: Yuva, AfÅŸar, Bayındır, Eymir, Salur... Bunlar OÄŸuz boylarının isimleri. Hemen hemen bütün köy isimlerinin Türkçe oluÅŸu...

Ve misafirlerimiz… Hilmi Abi, Safiye Yenge, Mehmet, hanımı Ferhan, kızı Elif… Tostili Mustafa ve âilesi… Necla Yenge, Emine, Oral…

Unutulmayacak…

Hepsi bu mu? DeÄŸil elbette. Her ÅŸey satırlara yazılmıyor. Gönül kitabına yazılanlar ayrı…

Åžu kısacık zamanda bu kadar güzellik! Bu kadar yeni dost! Åžükretmezsek günah olur…

Yazar: Ahmet Çelen
30-08-10
E mail: ahmet_ar@dogrulus.com
Yazar Hakkında Bilgi ve Diğer Yazıları
 
 
Yorumlar: 2
TAC01
ELMALIDA YAŞAMIŞ BİR FİNİKELİ
Tarih : 04-02-11

Ahmet hocam! Elmalı hatıralarını ne güzel kaleme almışsın. Ben de bu güzellikleri yaÅŸadım. Bu ÅŸirin ilçe o kadar hoÅŸuma gitti ki sık sık uÄŸrayayım, buradan kopmayayım diye Elmalıların eniÅŸtesi oldum. Gerçekten Elmalı buram buram maneviyat kokuyor.

 
Necmiye Güneylioğlu
Şükredecek değerlere sahip olmak ve bunlara şükretmeyi bilmek...
Tarih : 07-01-11

DeÄŸerli Ahmet Bey kardeÅŸimin yazısına yorum yazmadan geçemedim. Nasıl ki o geçerken bu sayfaya uÄŸramışsa ben de okuyunca uÄŸrayanlardan olmak istedim. Okuyup geçmek, hiç iz bırakmamak, bigâne kalmak bu çok deÄŸerli satırlara haksızlık olur diye düÅŸündüm. Bu satırlar Elmalı'nın serin havası gibi ÅŸu kış gününde içimize bir ferahlık kattı. Bunları yazdığı için biz de o kaleme ÅŸükran borçluyuz okuyan herkese Elmalı yolu göründü gibi. Geçenlerde televizyonda bir program izledim. Niyazi Mısri'den bahsediliyordu. Deniyordu ki Antalyalılar burunlarının dibindeki deÄŸerlerden habersiz uyuyup duruyorlar. Orada bahsedilen Emine Işınsu'nun Bukağı adlı eserini alıp hemen okudum arkasından Sadık Yalsızuçanlar'ın Anka'sını... Sırada Elmalı'ya gitmek vardı. Ümmi Sinan'ın tekkesini ziyaret... Bu satırlar ancak bu kadar yerini bulabilir. Ancak bu kadar zamanında okunup zengin muhtevası ile bir gönlün coÅŸmasını saÄŸlayabilir... "Åžu kısacık zamanda bu kadar güzellik..." Evet sanırım bundaki hikmeti düÅŸünmek gerek. Åžu kısacık zamanda bu kadar güzellik, ÅŸu kısacık zamanda bu kadar güzel dost, ÅŸu kısacık zamanda bu kadar güçlü gözlem... Bunlarda bir hikmet gizli olsa gerek. Niyazi Mısri Anadolu'yu, İstanbul'u birçok ülkeyi gezip aradığını Elmalı'da bulduÄŸuna göre bu güzel topraklar demek ki yıllardır en güzel insanları yetiÅŸtirdi onları vesile kılarak bir mıknatıs gibi baÅŸka deÄŸerlerin bu topraÄŸa, vatanın bu güzel köÅŸesine gelmesini saÄŸladı.Ne mutlu vesile olanlara ne mutlu bu nimetlerden nasip alanlara... Bu satırların sahibini ayrıca akıcı, ferahlatıcı bir üslûpla bize özlemini çektiÄŸimiz dostluk, sevgi, paylaşım, eski Ramazanlar gibi deÄŸerleri hatırlama fırsatı verdiÄŸi için teÅŸekkür ederiz. Saygılarımla

 
ELMALI'DAN UNUTULMAYACAK HÂTIRALAR
Online KiÅŸi: 25
Bu Gün: 118 || Bu Ay: 6.923 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.564 || Toplam Tıklanma: 58.645.674