HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
İman edenler, hicret edenler ve canları ve mallarıyla Allah yolunda cihat edenler Allah katında en yüksek mertebededirler. Asıl kurtuluşa erenler de bunlardır.
Tevbe, 9/ 20.
HADÎS-İ ŞERİF
Mü'min insanların canları ve malları konusunda kendisine itimat ettikleri kimsedir. Muhacir ise hatalardan ve günahlardan uzaklaşandır.
İbni Mace, Fitne, 2, 3924.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Türk Akımı'nda Sofya hamlesi          Ana kız bir oldu hedefi vurdu    Aman yok!    Devlet gibi adamların mekanıydı    İhracatın da şampiyonu THY    Tiyatro bitti    CIA'den tehdit       Erken seçim yok    Peyzajda marka şehir: İstanbul    Acı hatıralar müzesi    Komisyonda fezleke dağı    Dövizi gastronomi turisti bırakıyor   
Kategori : / KADIN VE ÂİLE
Okunma Sayısı: 105
FEMİNİST LAİKLERLE İTTİFAK HAYRA ALÂMET Mİ?

FEMİNİST LAİKLERLE İTTİFAK HAYRA ALÂMET Mİ?Kemal Kılıçdaroğlu “Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi”ne katılarak Ayşe Arman’ın sorularını yanıtladı. Programı şöyle özetleyebiliriz…

Söyleşi tam bir cinsiyetçi faşizm örneğiydi. İzledik, irkildik ama şaşırmadık…

Kadınlar namına türlü aşırılıklar sergilendi programda.

Sunucu birbirinden laubali ve nefret dolu sorularla düşmanlaştırdığı erkeklere yüklendi.

Kılıçdaroğlu programda, sunucunun kışkırttığı kadınlar tarafından adeta kuşatıldı.

Bu yüzden geçen hafta yaptığı “Erkek işsizse hıncını karısından alır.” açıklamasını kadınların önünde tevil edip, her zamanki gibi ‘beni yanlış anladınız’ mealinde konuşarak kendi sözlerini çarpıttı…

Sunucu o kadar mahirdi ki kadınlardan oluşan kalabalığı profesyonelce kendi nefret söyleminin parçası haline getirdi.

Şımarık atmosfer Kılıçdaroğlu’nu bile çileden çıkardı ve Kılıçdaroğlu kadınlara “Biz partiyi size açtık, gelin üye olun, neden üye olmuyorsunuz?” şeklinde çıkıştı.

Tabii ki sunucu da dahil, kadınlar buna cevap vermediler.

Çünkü kadınların siyasi mekanizmaların içinde bulunarak ülke yönetiminde söz sahibi olmak gibi bir derdi yoktu aslında. Hiçbir zaman da olmamıştı. Kadınlar modern toplumda hangi haklara sahiplerse bunlar onlara erkekler tarafından, ‘kadınları da gözetmek gerekir düşüncesiyle’ verilmişti. Şimdi istedikleriyse sahip olmayı düşündükleri haklar için çabalamak değil; erkeklerin, kadınlar lehine kendi haklarından feragat ederek siyasal mevkilerini kadınlara terk etmeleriydi.  

Kadınlar açısından tamamen yararsız, erkekler için ise düşmanca bir programdı…

KADINLARLA İLGİLİ HAFTANIN DİĞER GELİŞMESİ AK PARTİ CEPHESİNDEN GELDİ.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Prof. Dr. Huriye Martı’nın Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına atanmasını çok önemli bir gelişme olarak yorumlayarak “Ülkemizin tüm kadınları için hayırlı olsun.” dedi.

Bu “hayırlı olsun”, “Cinsiyetçi ayrımcılığa dayalı politikaların yakın zamanda diyanette de öne çıkacağının habercisi mi?” şeklinde yorumlandı…

Söylenildiği gibi, verdiği vaaz nedeniyle İhsan Şenocak Hoca’nın görevden alınması bunun ilk sinyali miydi acaba? Zaten Bakan da yaptığı açıklamada Şenocak Hoca’yı kastederek “itibar etmeyin” dedi. Hoca’yı “dini referans alarak” açıklama yapmakla itham etti. Bu bir din adamına karşı yapılan en tuhaf ithamlardan biriydi.

Bakana sormak lazım, bir din adamı “dini” referans almayacak da neyi alacak?

Sayın Bakan kadın meselesine nasıl bakıyorsa itibarına laf söylenilecek bir İhsan Şenocak Hoca’yı görüyor besbelli…

Madem Hoca bu konuda haksız ve mesele iddia ettiğiniz gibi, o halde Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına atanan hemcinsiniz hanımefendiden rica edin, “O kıyafet şekli ile ilgili” Kur’an’dan, olmazsa hadisten, daha olmazsa mezhep büyüklerimizden bir delil bulup çıkarsın da biz de İhsan Hoca’yla ilgili tutumumuzu gözden geçirelim…

Değilse, Hoca’nın itibarıyla ilgili sözler yine kalabalıklar önünde geri alınmalıdır…  

KİMİ, NEDEN ELEŞTİRİYORUZ?

Kimi okuyucularımız bizi eleştiriyorlar. Diyorlar ki “Neden Hükümeti eleştiriyorsunuz, muhalefeti eleştirin…”

Bunun böyle olmadığını, eleştirilecek kim ve ne varsa çekinmediğimizi okuyucularımız biliyorlar ama bir anlık öyle olduğunu farz edelim. Bizi eleştiren kardeşler… Sahiden, hükümetimizin içeriden, yapıcı, samimi eleştiriyi hak etmediğini mi düşünüyorsunuz?

İslam tarihi boyunca tüm devletlerin eleştiri müessesesini sağlıklı çalıştıramadıkları için içeriden çürüdüklerini bilmiyor olabilir misiniz?

Gördüğümüz yanlış uygulamaları, toplumsal ahlakı zedeleyen hususları ifade etmeyelim mi? Hükümet dediğiniz şey eğitimden aileye, ekonomiden spora kadar hayatın her alanında karar mercii değil mi?

Hayatımızda bu kadar etkili olan bir yapıyı eleştireceğiz tabii… Ancak hatalardan dönülmesi için dua ederek ve tüm iyi niyetimizle, samimiyetle…

Ama siz, RTÜK CHP’ye bağlı diyorsanız o başka…

En basiti işte şu gündemden düşmeyen kadına şiddet konusu…

Kim ve ne olduğunu iyi bildiğimiz Ayşe Arman’la kadın derneklerimizin, Aile ve S.P. Bakanlığımızın aynı dili kullanmalarından rahatsızlık duymayalım mı?

İhsan Şenocak Hoca konusunda Ayşe Arman ve türevleri ile Aile Bakanlığı aynı tahkir edici dili kullanıyorsa bu ittifaka ses çıkarmayalım mı?

Ve söyler misiniz, neden?

SAĞLIK BAKANLIĞINI TEBRİK EDİYORUM…

Bakınız Sağlık Bakanlığımız kadın programlarındaki sağlıkla ilgili spekülatif bilgilere dikkat çekerek RTÜK’e şikayet başvurusunda bulunmuş.

Benzer bir girişimi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız neden yapmıyor?

Televizyon ve internet yayınlarının kadının saygınlığı çerçevesinde denetime tabi tutulması toplumu hem kadın istismarından hem de kötü örneklerden uzak tutmaz mı?

Dizilerde kadının menfi örneklerle temsil edilmesi İhsan Hoca’nın söyledikleri kadar ilgilendirmiyor mu Bakanlığı?

En güçlü “Kadına Şiddete Hayır” kampanyası medyadaki bu yayımların kontrol edilmesi olmaz mı?

Olur elbette…

Mesela, TRT’nin yeni dizisi “Kalk Gidelim”in tanıtım röportajlarında oyuncular “Bu dizi, çekinmeden ailenizle izleyebileceğiniz bir dizi…” deme gereği duyuyorlar. Bu çok enteresan değil mi? Demek ki ülkemizde yoğunluklu olarak  aileye uygun olmayan diziler yayımlanıyor. Buradan Bakanlığa aile adına, kadın adına bir söz hakkı doğmuyor mu?

Bakanımızın en az İhsan Hoca konusundaki kadar net ve korkusuz bir şekilde bu konuda da kanaatini açıklayacağından şüphemiz yok…    

GÜZEL ŞEYLER DE OLUYOR…

Belediyelerin okullara taşıdığı kültürel etkinlikleri çok önemsiyorum. Belki de belediyeler tarafından yapılan en kalıcı ve sahici iş budur… Bu etkinliklerle öğrenciler yazarlarla, kitaplarla, fikirlerle tanışma fırsatı buluyorlar. Kültür hizmeti asıl alıcısına, genç dimağlara ulaşıyor…

Yine bu ölçüde önemsediğim bir başka şey ise kimi kurumlarımızın bam teline dokunan kültürel işlere imza atmalarıdır. Bu kapsamda Türkiye Yazarlar Birliği, İBB Kültür Daire Başkanlığı işbirliğiyle 9.İstanbul Edebiyat Festivalini düzenledi. Tema “Sinema ve Edebiyat”tı. Yücel Çakmaklı’dan Ayşe Şasa’ya, Mesut Uçakan’dan Mustafa Kutlu’ya kültür dünyamızda emeği olan pek çok isim anıldı programda. Yazar, akademisyen ve sanatçılar konuk oldu. Film festivalleri, Necip Fazıl filmleri,  belgesel filmler, edebiyat uyarlamaları hikayecilerimiz, senaristler ve daha pek çok hayati mesele ele alındı. Son gün, “Buğday” filminin yönetmeni Semih Kaplanoğlu da “Onur Konuğu” olarak katıldı programa…Biz de Star Gazetesi’nden sevgili Bedir Acar,  Yard. Doç. Dr. Şeref Akbaba ve Ahmet Deydin ile birlikte “Medya ve Sinema” ilişkisini konuştuk. İçinde havai fişeklerin olmadığı, anlamlı ve mütevazı bir kültür hizmetinin parçası olmak keyifliydi. TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ve organizasyonda emeği geçen ekibini tebrik ederim.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Osman Aydın
04-12-17
E mail: yeniakit.com  
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
FEMİNİST LAİKLERLE İTTİFAK HAYRA ALÂMET Mİ?
Online Kişi: 16
Bu Gün: 73 || Bu Ay: 5617 || Toplam Ziyaretçi: 919906 || Toplam Tıklanma: 23726395