HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 1359
Yazar: Alparslan Aydar
İMAM HATİPLER MESELESİ VE ÖĞRETMEN PERFORMANS YASASI

AFRİN'DEN MAÂRİFE SÖMÜRGE AYDINLARIMilli EÄŸitim Bakanlığı 10 Nisan 2018 tarihinde Merkezi Sınavla ÖÄŸrenci Alan OrtaöÄŸretim Kurumları Listesi'ni yayınladı.

Liste incelendiÄŸinde ilk dikkat çeken nokta, Anadolu Liselerinin azlığı ve Meslek Liseleri ile İmam Hatip Liselerinin fazlalığıdır.

BaÅŸka bir yazının konusu olmakla birlikte, Meslek Liselerine tanınan bu imkân belki de bu son uygulamanın en olumlu tarafıdır.

İmam Hatip Liseleri...

İdris Küçükömer'in İslamcı-DoÄŸulu cephe olarak tanımladığı "Beyaz Zenciler" için, İmam Hatipler kurulduÄŸu dönemde can simidi olmuÅŸtur.

İlk dönem hangi fedakârlıklarla açıldığı ve yaÅŸatıldığı ehlince malumdur. Dileyen dönemi yansıtan hatıratlara bakabilir.

O kadrolar ÅŸimdilerde devletin, baÅŸta CumhurbaÅŸkanlığı olmak üzere tüm üst düzey kurumlarında kilit noktalardadır.

SaÄŸ-sol arasındaki kavganın sun'î olduÄŸunun farkına varıp, devlet ile millet ya da çevre ile merkez arasındaki uçurumu ortadan kaldırmaya karar vermiÅŸ olan o kadrolar, her türlü engelleme giriÅŸimlerine raÄŸmen milletle kucaklaÅŸma yolunda adım adım ilerlemektedirler.

Fakat; aile, eÄŸitim ve kültür…

İnsana bakan karnemiz dökülüyor...

Problemi tesbit edebildiÄŸimizi söylemek ise çok zor.

Milletin desteÄŸini almış ve 15 Temmuz gibi büyük bir musibetle çetin bir sınav vermiÅŸ olan mevcut iktidar, bürokrasi karşısında aciz kalmaktadır.

Millet, canıyla ve kanıyla bedel ödeyerek saÄŸladığı kazanımları masada kaybediyor.

Dönem dönem Sayın CumhurbaÅŸkanı'nın da rahatsızlığını ısrarla dile getirdiÄŸi üzere millet bürokrasiden muzdarip.

Görünen o ki bürokrasinin geçmiÅŸin alışkanlıklarını tevarüs eden kanadı 2019 seçimleri öncesi son kozlarını oynamaktadır.

Biraz geriden alalım;

FETÖ'nün nüfûz etmekte zorlandığı ve dolayısıyla rahatsız olduÄŸu İmam Hatipler, 28 Åžubat Süreci'nde hedef tahtası haline getirildi. Zira İmam Hatipler iÅŸlevini yitirdiÄŸinden millet çocuklarını birçoÄŸumuzun sonradan farkettiÄŸi bu ihanet ÅŸebekesine teslim etmek zorunda kalmıştı.

Sonraları pek çoÄŸu ellerinin arasından kayıp giden ve sesine ses vermeyen evlatlarının halen ağıdını yakmakta.

Tezgâh kusursuzdu.

28 Åžubat'ı kurgulayanlar, pek çok vakıf, dernek ve cemaate operasyon yaparken FETÖ'nün önünü açıyor, gençliÄŸi bu yapının kollarına itiyordu.

Ders almayacaksak eÄŸer, sabah akÅŸam FETÖ'ye küfretmenin bürokraside rant devÅŸirmekten baÅŸka kime ne faydası olabilirdi?

Sonra, çok sonra, yargının tüm engelleme giriÅŸimlerine raÄŸmen İmam Hatip Ortaokulları (İHO) tekrar açıldığında akademik anlamda baÅŸarılı öÄŸrencilerin tercih ettiÄŸi okullar haline geldi.

Fakat İmam Hatip Liseleri  (İHL) bu öÄŸrencilerin özellikle de sayısal alanda akademik hedeflerini gerçekleÅŸtirebileceÄŸi altyapıdan oldukça uzaktı.

Oysa bu okulları tercih eden öÄŸrencilerin büyük çoÄŸunluÄŸunun amacı din görevlisi olmak deÄŸil, temel dini bilgilerini almış, mühendis, doktor, mimar, avukat... olmaktı.

Görmezden, duymazdan bilmezden gelindi.

Ancak, Hayrettin Karaman ortaokuldan mezun olan bu gençlerin neden İmam Hatip Liseleri'ni tercih etmediÄŸini dönem dönem köÅŸesinde sorgulamaya baÅŸladıktan sonra ilgililer harekete geçebildi.

Bu öÄŸretim yılının başında söz konusu eksiklikler kısmen de olsa giderildi.

Bu vakte kadar ders saatlerinin düzenlenmesi birileri tarafından engellenmediyse eÄŸer, söz konusu gecikmeyi neyle izah edebiliriz?

Oysa hayat devam ediyordu. Algı hakikatin önüne geçmiÅŸ, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiÅŸti.

İHL'ler adına büyük bir fırsat heba edilmiÅŸ ve İHL'ler tercih edilen okullar olmaktan çıkmıştı.

Yapılması gereken, bir yandan gerekli altyapı hazırlıklarını tamamlayıp, diÄŸer taraftan sayılarını tedricen arttırarak, kapısında sıraya geçilen kurumlar haline getirmekti.

MEB bürokrasisi milleti anlamakta zorlanıyordu. TEOG sisteminin deÄŸiÅŸtirilme gerekçesi izah edilirken, TEOG sisteminin aslında merkezi bir sınav olmadığının millete anlatılamadığı, en yetkili ağızlardan dile getiriliyor ya da itiraf ediliyordu.

Millet masa başında alınan kararlara itibar etmiyordu.

Algı önemli hem de çok önemliydi.

Mutfaktan gelmeyip bu gerçeklerin farkında olmayanlar, amirlerine yaranmak maksadıyla ve "Ne olursan ol gel" mantığıyla çok sayıda İmam Hatip Lisesi açmayı marifet bildi.

Kendi ellerimizle İmam Hatip Liselerini akademik anlamda tükettik.

Muhalefet mi? Olan biten her ÅŸeyin farkında. Muhalefet edermiÅŸ gibi görünmeyi tercih ederek, batmakta olan sistemi büyük bir keyifle izlemekte.

(Bu noktada bir umut vesilesi olan proje okullarının ayrıca değerlendirmesi gerektiğini de hatırlatalım.)

Oysa sahada yaşanmakta olan asıl problem bambaşkadır.

9. ve 10. sınıflardaki tüm okul türlerinde (İHL, Fen Lisesi, Anadolu Lisesi ...) görülen derslerin tamamı neredeyse ortaktır. Alan eÄŸitimi ağırlıklı olarak 11. ve 12. sınıflarda verilmektedir.

Fakat memleketin içinde bulunduÄŸu ÅŸartlar sebebiyle kaldırmamızın mümkün olmadığı sınav gerçeÄŸi ihmal edilmeden meselenin deÄŸerlendirilmesi eksik kalacaktır.

ÖÄŸrencilerin asıl alan eÄŸitimini alacağı son iki yıl, özellikle de son yıl İHL'ler kültür öÄŸretmenleri ile meslek dersleri öÄŸretmenleri arasında yaÅŸanan gerginliklere sahne olmaktadır.

Hele bir de  iÅŸinden asla taviz vermeyen ve ciddiyetle yapan bir meslek dersleri öÄŸretmeniyseniz.

Veliyi, idareyi, ve öÄŸrencileri ve öÄŸrencileri sınava hazırlamayı kendine dert edinmiÅŸ kültür öÄŸretmenlerini karşınıza almak zorundasınız demektir.

Kimin haklı, kimin haksız olduÄŸundan çok, mevcut alışkanlıklarımızdan sıyrılarak ÅŸu basit soruyu sormak gerekmez mi?

Çıktısı, sonuçları ve hayattaki karşılığı deÄŸerlendirilmeden, TEOG’dan vazgeçip yeni bir sisteme rahatlıkla geçebilen MEB bürokrasisi bu yeni sistemi kurgularken neyin hesabını yapmıştır?

Cidden meraka muciptir.

Fakat soru sormak tehlikelidir.

Ne de olsa İmam Hatipler bir davanın adıdır.

Üzerine söz söyleyen zinhar haindir.

Ah güzel ülkem...

Bir kısım muhalefet ise İmam Hatipli (dindar) olmanın başlı başına bir başarısızlık sebebi sayılması gibi sığ bir tez ile oyalanmayı tercih etmektedir.

Yazık, cidden yazık.!

Oysa ne İmam Hatipli olmak tek başına dindarlığın ne de olmamak aksinin göstergesidir...

Hissetmeye baÅŸladığımız bu algı çok ama çok tehlikelidir. Bütün okullar ve bütün gençler bizim ve geleceÄŸimizin teminatıdır.

Gelin ÅŸimdi filmlerdeki gibi basit ve klasik bir yöntem deneyelim:

YaÅŸadığımız ÅŸehrin büyükçe bir haritasını duvarımıza asalım..

Merkezi Sınavla ÖÄŸrenci Alan OrtaöÄŸretim Kurumlarının konumlarını kırmızı ile iÅŸaretleyelim.

Sonrada Özel ÖÄŸretim Kurumları'nın fakat özellikle de zincir okullara sahip olan güçlü kurumları ihmal etmemek ÅŸartıyla tamamının konumlarını mavi ile iÅŸaretleyelim.

2017 TEOG sonuçlarına göre açıklanan listede olması gereken fakat söz konusu listede yer bulamayan okullar için de uygun gördüÄŸünüz ayrı bir renk kullanmayı ihmal etmeyelim.

İlginç bir ayrıntı dikkatinizi çektiyse eÄŸer, bürokrasiden ümidini kesmiÅŸ ve gözü BeÅŸtepe’de olan milletin bir ferdi olarak ÅŸu basit soruyu önce kendimize sonra Sayın CumhurbaÅŸkanımıza soralım:

İmam Hatipler Neyi Örter?

MEB tarafından 26.03.2018 tarihinde yayınlanan  OrtaöÄŸretime  GeçiÅŸ Yönergesi'nde "Yerel yerleÅŸtirme, ortaöÄŸretim kayıt alanı, okulların türü, okulların kontenjanı, okulların bulundukları  yer,  okulların  pansiyon  durumu  ile  öÄŸrencilerin  ikamet  adresleri,  öÄŸrencilerin okullarda  bulunuÅŸlukları,  tercihler,  okul  baÅŸarı  puanları,  devam-devamsızlık  ve  yaÅŸ  gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılır." hükmü geçmektedir.

Bir liseye müracaat kontenjanın 3-5 katı olduÄŸununda  zannedildiÄŸi gibi isteyen istediÄŸi okula yerleÅŸemeyecek, daha önce sistemin tıkanmasına sebep olan "okul baÅŸarı puanı" yeni krizlerin doÄŸmasına sebep olacaktır.

FETÖ'nün, en heybetli dönemlerinde öÄŸrencileri dershanelere yönlendirmek için, (kendileri farkında olsun ya da olmasın) dönemin bürokrasisi eliyle yaptığı düzenlemeleri ilk yazımızda anlatmaya çalışmıştık.

Benzer ÅŸekilde mevcut düzenleme ile Özel ÖÄŸretim Kurumları sayısının artacağı kanaatindeyiz.

Özel ÖÄŸretim Kurumlarının sayıların artması mevcutlar içerisindeki alternatifleri arttıracağından eÄŸitimde kalite çıtasını yükselteceÄŸinde ÅŸüphe yok.

Fakat...

İzlenen yöntem vicdanları yaralamakta.

Sayın CumhurbaÅŸkanımızın TEOG'un kaldırılma gerekçesini izah ederken söylediklerini (hazırladığımız haritayı gözlerimizin önünden ayırmadan) hatırlatalım:

"Yapmamız gereken şey nedir?

Bir: okullardaki seviyeyi yükseltmek. BaÅŸbakanlığım döneminde de bunun talimatını verdim. Hafta sonlarında biz bazı okullarımızda Milli EÄŸitim'in kendi öÄŸretmenleri vasıtasıyla takviye dersleri verelim. Bu öÄŸretmenlerimize bunun karşılığında da bir bedel ödeyelim. Hem öÄŸretmenlerimiz bunun karşılığında 3-5 kuruÅŸ daha fazla bir imkan elde etmiÅŸ olur hem de bu takviye kurslarına gelmek isteyen öÄŸrenciler gelir, seviyelerini daha da yükseltirler. Öyle gidip 'Birilerine imkan saÄŸlayalım, avanta saÄŸlayalım?' Böyle bir ÅŸey olmayacak. Bunu da Nabi Bey'in döneminde baÅŸlattık. Bunun ÅŸimdi yine aynı ÅŸekilde yürümesi lazım. Durup dururken birilerini ihya etmenin anlamı yok. Kendi öÄŸretmenlerimiz bize yeter. Devlet olarak da bizim devletimiz bunu karşılayacak güçtedir. Hiç birilerini abad etmenin, ihya etmenin yolu da yok." (15.09.2017 Sabah)

Yaşamakta olduğumuz, bir "akıl tutulması"ndan başka ne ile izah edilelebilir?

Meselenin bir baÅŸka boyutuna deÄŸinmeden geçmek resmin tamamını görmemize engel olabilir.

MEB'de kaliteyi arttırma adına "ÖÄŸretmen Performans DeÄŸerlendirme ve Aday ÖÄŸretmenlik İş ve İşlemleri YönetmeliÄŸi Taslağı" yayınlandı.

Sayıları bir milyonu bulan eÄŸitim camiasının hepsinin cennetlik olduÄŸunu iddia etmek nasıl mümkün deÄŸilse, hepsinin mesleki anlamda yeterli olduÄŸunu iddia etmek de elbette mümkün deÄŸildir.

Bir baÅŸka ifadeyle bulunduÄŸu konumu haketmeyen öÄŸretmenlerin olmasından daha doÄŸal ne olabilir?

Bu makul gerekçelerden hareketle meselenin aslını bilmeyen velilerin söz konusu düzenlemeye destek vermesi de anlaşılabilir.

Fakat bu gerçekler hemen her kurum için geçerlidir.

Mevcut düzenlemenin devletin baÅŸka bir kurumunda deÄŸil de yalnızca MEB'de yürürlüÄŸe konmak istenmesinin izahı ne olabilir?

Sayın CumhurbaÅŸkanı'nın dönem dönem açıkladığı ve MEB'i baÅŸarısız bulduÄŸu bilinmekteyken yapılan düzenlemenin MEB bürokrasisinin hedef saptırma çalışmasından baÅŸka bir anlam ifade edip etmediÄŸi de sorgulanmalıdır.

ÖÄŸretmenlik her ÅŸeyden önce bir gönül mesleÄŸidir.

MEB, yaÅŸanan tüm olumsuzluklara raÄŸmen büyük bir sevda ve özveri ile çalışan öÄŸretmenler sayesinde ayaktadır.

GerçekleÅŸtirilmesi planlanan düzenleme ile bir öÄŸretmene öÄŸrencilerin not vermesi planlanmaktadır.

Bu yaklaşım, "akıl tutulması"ndan başka ne ile izah edilebilir?

Åžöyle ifade edelim. Bir kurum, idarecisi kadardır. İdareciye düÅŸen ise mevcut imkânları en verimli ÅŸekilde kullanmaktır.

Bunun da yolu huzurdan geçer.

Bir öÄŸretmen okuluna giderken ayakları geri geri gidiyorsa konuÅŸulacak bir ÅŸey kalmamış demektir.

Mevcut düzenlemenin kısmi faydaları elbette olacaktır. Fakat öncelikle okullardaki iç huzuru dinamitleyeceÄŸinden, zararının faydasından çok olacağından ÅŸüphe edilmemelidir.

Tüm yönleriyle kamuoyunda tartışılmayan düzenlemelerin getirdiÄŸi sonuçlar ortadadır.

DeÄŸiÅŸtirilen YGS ve LYS nin yaz boz tahtasına dönüÅŸmüÅŸ olmasından çıkarılması gereken dersler yok mudur?

Söz konusu düzenlemenin de ölçme deÄŸerlendirme açısından tam bir felaket olduÄŸunu, soru sayılarının azlığı sebebiyle üst dilimde yığılmalar yaÅŸanacağını ve TEOG tecrübesinden hareketle öÄŸrencileri Özel ÖÄŸretim Kurumları'na yönlendirmek amacıyla düzenlendiÄŸini düÅŸündüÄŸümüzü belirtmiÅŸ olalım.

Daha önce söylediÄŸimiz gibi:

Cumhurbaşkanı'nın yalnızlığı MEB'de de kendini hissettiriyor.

Bir hikaye ile bitirelim:

“Bir gün yaralı bir kuÅŸ Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir derviÅŸin kırdığını söyler.

Hz. Süleyman, derviÅŸi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar:

“Bu kuÅŸ senden ÅŸikayetçi, neden kanadını kırdın?”

DerviÅŸ kendini savunur:

“Sultanım, ben bu kuÅŸu avlamak istedim, önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düÅŸünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı”.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuÅŸa döner ve der ki;

"Bak bu adam haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaÅŸmış. Sen hakkını savunabilirdin. Åžimdi kolum kanadım kırıldı diye ÅŸikâyet ediyorsun?”

KuÅŸ kendini savunur.

“Efendim, ben onu derviÅŸ kıyafetinde gördüÄŸüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. DerviÅŸ olmuÅŸ birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düÅŸündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman bu savunmayı doÄŸru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.

“KuÅŸ haklı, hemen derviÅŸin kolunu kırın”  diye emreder.

KuÅŸ o anda; “Efendim, sakın öyle bir ÅŸey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman.

 KuÅŸ sebebini ÅŸöyle açıklar:

“Efendim, derviÅŸin kolunu kırarsanız, kolu iyileÅŸince yine aynı ÅŸeyi yapar…

Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviÅŸ hırkasını çıkartın…

Çıkartın ki, benim gibi kuÅŸlar bundan sonra aldanmasın.”  (1)

(1)(Prof. Dr. Mustafa Gündüz, EÄŸitim Tarihimiz Tecrübesinde Müderristen Muallime, Muallimden ÖÄŸretmene: ÖÄŸretmenliÄŸin İtibar, Statü ve DeÄŸeri, EÄŸitime Bakış, Sayı:41, S,17)

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Alparslan Aydar
17-04-18
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İMAM HATİPLER MESELESİ VE ÖĞRETMEN PERFORMANS YASASI
Online KiÅŸi: 20
Bu Gün: 151 || Bu Ay: 6.956 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.618 || Toplam Tıklanma: 58.646.891