
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 1099 |
Dünya küreselleÅŸti. KüreselleÅŸme süreci 1970’lerde ABD’de, 1980’lerde Avrupa’da, 2000’li yıllarda da bütün dünyada hissedilmeye, yaÅŸanmaya baÅŸlandı.
KüreselleÅŸme, sınırları ortadan kaldırdı; bu doÄŸru. Ama öte yandan da ekonomik, kültürel ve entelektüel sınırların ortadan kalkması, beklenebileceÄŸi gibi, insanın, insanlığın ufkunu geniÅŸletmedi.
Aksine, berbat bir ufuk daralmasına yol açtı.
Özellikle ABD’de üretilen tek tip bir kültüre mahkûm ve mahpus etti bütün insanlığı.
Dünyayı tektipleÅŸtirdi, bütün farklılıkları düzleÅŸtirdi, yerle bir etti.
ABD’de, Los Angeles’ta üretilen film, müzik ve dijital kültür, ânında bütün dünyanın kültürüne dönüÅŸtü.
Ancak bu kültür, derinlikli Avrupa kültürü ya da bilge İslâm, Çin, Hint kültürleriyle karşılaÅŸtırılınca, son derece sığ, “pornografik” (insanın düÅŸünme melekelerini iptal etmesi anlamında “pornografik”), dolayısıyla ayartıcı, baÅŸtan çıkarıcı tastamam ilkel, ÅŸehvetperest, ego-perest, çıkar-perest bir kültür.
Film, müzik, medya, spor endüstrisinin ve dijital dünyanın starları üzerinden hem kutsanan ayartıcı yeni idoller hem de din-dışı kutsallıklar üreten neo-pagan ve / veya tekno-pagan bir kültür.
En önemlisi de senktretik bir kültür bu.
SENKRETİZM VE NEO-PAGANİZMİN YÜKSELİŞİ...
Senkretizm meselesi, önemli ve meselenin püf noktası. Senkretizm meselesini yaklaşık 20 yıl önce yazmıştım. Demek ki, erken yazılmış yazılardı o yazılar. O zaman dikkat çektiÄŸim tehlikeyi, ÅŸimdi hissetmeye, yaÅŸamaya baÅŸladık ancak.
Sentretizm, baÄŸdaÅŸtırmacılık demek. Postmodern dünyanın, içinde yaÅŸadığımız çağın dini, din-dışı kutsallıklar üreten neo-paganizm hatta tekno-paganizmdir; neo-paganizmin kendini ifade biçimi ise senkretizmdir. Senkretizm üzerinden iÅŸleyen neo-paganizm, hakikat fikrinin yitirilmesi, postmodernliÄŸin “anythin goes / her ÅŸey mübahtır” mottosu ile “Tanrı ile ÅŸeytanı eÅŸitlemesi“dir.
Senkretizm üzerinden üretilen neo-paganizm dininin putları ise para, egoizm ve libido’dur (yani en hafif ifadeyle hazcılık, özellikle de cinsel hazcılıktır; din-dışı kutsallıklar üreten, insanın düÅŸünme melekelerini öldüren, insanı dünyanın sorunlarına duyarsızlaÅŸtırarak egoizm kafesine tıkayan, bu anlamda yeni-barbalık biçimlerinin eÅŸiÄŸine fırlatan “pornografi”dir).
Senkretizm üzerinden iÅŸleyen neo-paganizm, bütün dinleri düzleÅŸtiriyor, bütün duyarlıkları, deÄŸerleri delik deÅŸik ediyor, bütün kültürleri paçavraya dönüÅŸtürüyor, çöpe gönderiyor ve bütün dünyada mantar gibi new age dinlerinin bitmesine yol açıyor hızla, hazla ve tam gaz...
Senkretizm üzerinden iÅŸleyen neo-paganizm, bütün dünyayı nihilizmin eÅŸiÄŸine fırlatıyor...
NIETZSCHE, İKİ TÜR NİHİLİZM BİÇİMİ VE NEW AGE KÜLT’LERİ
Nietzsche, modernliÄŸin kaskatı rasyonalist ve ruhsuz dünyasını yıkabilmek için baÅŸvurduÄŸu, bir tür “isyan ahlâkı” olarak kullandığı nihilizmin, uzun vadede insanlığı büyük bir ontolojik yok oluÅŸ felaketinin eÅŸiÄŸine fırlatacağı uyarısında bulunmuÅŸ, pasif nihilizm ve aktif nihilizm olarak tanımladığı iki tür nihilizm (hiçleÅŸme) tehlikesinden sözetmiÅŸti.
Kendi terimlerimi de katarak ifade edecek olursam, pasif nihilizm, hayatın inkârıdır: KiÅŸinin, libido’daya sığınması, hayattan, hayatın sorunlarından kaçması ve nihayet dünyanın sorunlarına duyarsızlaÅŸmasıyla sonuçlanır bu: Pasif nihilizm, kitleleri deizmin eÅŸiÄŸine fırlatır.
Aktif nihilizm, hakikatin inkârıdır: Kitleleri vardıracağı nihâî sonuç, ateizmdir.
ABD ve bütün dünya -hızla- pasif nihilizme, yani deizme doÄŸru sürükleniyor...
Avrupa’da süreç, ateizm noktasına geldi dayandı: Din, bitti Avrupa’da.
Senkretizm biçimleri ile kendisini vareden neo-paganizm Endüstri 4.0’la birlikte, tastamam bir tekno-paganizm biçimine dönüÅŸüyor süratle.
Åžunu bilelim: Tekno-pagan dünya, dinleri yok saymıyor; din dışı kutsallıklar üzerinden neo-pagan new age dinleri ya da kültleri icat ediyor. Amerika’da binlerce new age kültü var! Ve her geçen gün mantar gibi new age kültleri türüyor!
Bunların hepsi “ÅŸebekeler” anlamında “cemaatler” ÅŸeklinde varlıklarını sürdürüyor.
CEMAATLER, KENDİLERİNE ÇEKİ DÜZEN VERMELİDİR
İslâmî cemaatleri new age kült’leriyle karıştırmak ya cehaletin eseridir ya da cemaatleri hedef göstererek hem bu toplumun İslâm’dan, hem de İslâmî kesimlerin bu ülkenin yönetiminden uzaklaÅŸtırılmasını amaçlayan tehlikeli bir projeyi adım adım hayata geçirme çabasıdır.
Åžunu açık açık söylüyorum: Cemaat-tarikat-siyaset-ticaret iliÅŸkisi zıvanadan çıkmak üzeredir. Cemaatlerin ve tarikatlerin kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor âcilen.
Cemaatler, özellikle de tarikatler, iki eksen üzerinden yeniden yapılandırmalıdır kendilerini.
Dikey eksende, cemaatler, ülkenin, medeniyet coÄŸrafyamızın önünü açacak yeni Gazâlîler, Yunus’lar, Sinan’lar, Itrîler yetiÅŸtirecek ÅŸekilde insan yetiÅŸtirme çabasını faaliyetlerinin merkezine almak zorundadır. Laik eÄŸitim sisteminden -mevcut ÅŸartlarda- bu tür çaplı, öncü isimler yetiÅŸtirilmesini beklemek olmayacak duaya âmin demektir.
İkinci olarak, yatay eksende ise, cemiyeti korumak, cemiyete kol kanat germek, cemiyetin İslâmî duyarlıklarını pekiÅŸtirmek için gayret göstermekle mükelleftir cemaatler.
Devlete elbette ki, adam yetiÅŸtirmeli cemaatler. Ama sadece ehliyet, liyakat ilkeleriyle görev yapacak insanlar yetiÅŸtirmeli.
PEKİ, ASLINDA CEMAAT NEDİR, NE DEMEKTİR?
Peki, aslında cemaat nedir? Ne anlıyoruz ama gerçekte ne anlamalıyız “cemaat” denilince?
Her ne kadar günümüzde cemaatler, modern fenomenler olsa da, “cemaat” kavramı tertemiz, kökleri İslâm’ın kurucu kaynaklarına kadar giden önemli bir kavramdır. Tarih boyunca bütün müslüman toplumlar “İslâm cemaati”, diÄŸer dinlere mensup topluluklarsa kimi zaman “cemaat”, kimi zaman “ümmet” olarak adlandırılmıştır. Bu anlamda cemaat kavramını en iyi tasavvufî cemaatlerin karşıladığını söyleyebiliriz.
Cemaat, toplanmak demektir.
Cemaat, bütünleÅŸmek demektir.
Cemaat, bir omurga inÅŸa etmek demektir.
Cemaat, müÅŸterek bir ÅŸuur yeÅŸertmek, müÅŸterek bir dünya kurmak demektir.
Cemaat, kiÅŸilik ve ÅŸahsiyet sahibi olmak, aidiyet bilincine, emanet bilincine ulaÅŸmak demektir.
Emanet bilinci, kiÅŸinin yalnızca Allah’a iman etmesi, Allah’ın dışındaki bütün dünyevî, ÅŸehevî, kapitalistik, nefsanî putları elinin tersiyle itmesi ve kendinden, çevresinden baÅŸlayarak yeryüzünde dalga dalga emniyet, kardeÅŸlik, adalet ve hakkaniyeti yayması, tesis etmesi demektir.
Cemaat, kiÅŸinin, “önce ben” deÄŸil, “önce hakikat” diyerek yola çıkmasıdır.
Cemaat, kiÅŸinin kendisini deÄŸil kardeÅŸini, ötekini, bütün ötekileÅŸtirilenleri düÅŸünmesi, kardeÅŸine ve bütün ötekileÅŸtirilenlere kol kanat germesi demektir.
Cemaat, kişinin, ekmeğini kardeşiyle paylaşması demektir.
Cemaat, ümmet demektir.
Ümmet, hem her bir müminin hem de bütün müminlerin aynı anda adıdır. Hem her mümin, tek başına bir ümmettir, yani her ÅŸeyin anasıdır; hem de bütün müminler ümmettir, güvenilecek, sığınılacak, nefes alınacak yegâne limandır.
Bizim kendimizi her birimizi hem tek başına ümmet olarak görmemiz hem de hepimizi topyekûn ümmet olarak telakki etmemiz, narsizm deÄŸil midir, diye sorulabilir haklı olarak.
Elbette ki, deÄŸildir. DeÄŸildir; çünkü her ne kadar her birimizi teker teker ve hepimizi topyekûn ümmet olarak görsek de, cemaatte de, hele de tarikatte de -bütün davranış setlerini belirleyen ilke edep olduÄŸu için-, kiÅŸi, “önce ben” demez, diyemez hiç bir zaman; “önce sen” der her zaman -nefs terbiyesi ve tezkiyesi cehdinin gereÄŸi olarak.
Bu böyledir.
“Önce sen”, diyebilmek, bütün insanlığı -Hz. Adem’in çocukları olması hasebiyle- kardeÅŸ bilmek, kardeÅŸ görmek, kardeÅŸ bellemek ve gereÄŸini yerine getirebilmek demektir.
Meselenin özünden ve tarihçesinden bîhaber, Batı karşısında aÅŸağılık kompleksi yaÅŸadığı için zihni çaÄŸdaÅŸ hurafeler çöplüÄŸüne dönüÅŸen bazı zavallı insanlar (bazı profesör kiÅŸiler), özellikle tasavvuf ve tarikat denilince hemen uçma-kaçma hikâyeleri anlatmaya baÅŸlıyorlar.
Ne kadar acıklı duruma düÅŸüyorlar, anlatamam!
Oysa bütün sahih İslâmî cemaatlerde, özellikle de tasavvufî cemaatlerde, öyle insan hikâyeleri, öyle kardeÅŸlik hikâyeleri, öyle fedakârlık hikâyeleri yaÅŸanır ki, kiÅŸinin kendini aÅŸması demek olan bu hikâyeleri bu insanlar bir bilseler, bir görseler, yüzleri kızarır, yerin dibine girerler -herhalde.
Özellikle tasavvufî cemaatlere yöneltilen -ilk bakışta doÄŸruymuÅŸ gibi gözüken- ayartıcı bir eleÅŸtiri var.
Bu cemaatler, kiÅŸinin kiÅŸiliÄŸini yok ediyormuÅŸ, bireyi öldürüyormuÅŸ!
Aksine, kiÅŸinin yukarıda özetlediÄŸim anlamda güçlü bir ÅŸahsiyet inÅŸa etmesini mümkün kılıyor.
Gerçekte, kiÅŸinin kiÅŸiliÄŸini yok eden, kiÅŸiyi kendisine de, dünyaya da yabancılaÅŸtıran bireyciliktir: KiÅŸiyi, sadece kendi çıkarını düÅŸünen, sadece kendi hazlarını düÅŸünen, tüketim toplumunun, egoizminin kölesi hâline getiren içi boÅŸ bir ideolojidir bireycilik.
Kitlelerin içinde yapayalnızdır birey ve bireyin, egoizminin, nefsânî itkilerinin kafesine kapanması, özgürleÅŸmesi deÄŸil, köleleÅŸmesidir aslında.
Mesele çok boyutlu ve derin.
Bu meseleyi enine-boyuna yazmayı sürdüreceÄŸim.
CEMAATLER, EHL-İ SÜNNET OMURGA VE GELECEĞİMİZ
Sadece ÅŸunu söylüyorum: Cemaatler kendilerine çeki düzen vermek zorundadır. Yapılan operasyonlar, hayırlı sonuçlara yol açar, cemaatlerin de köklü bir muhasebe yapmalarına yol açar inÅŸallah.
Ama toplum da bazı fırsatperesetlerin televizyon televizyon dolaÅŸarak cemaatlere / tarikatlere yaptıkları saldırının, bu toplumun Müslüman omurgasını çökertmeyi amaçladığını aslâ unutmamalıdır.
Özür dileyerek tarihe kayıt düÅŸüyorum: Sahih cemaatler / tarikatler, Ehl-i Sünnet Omurga’nın sigortasıdır; Ehl-i Sünnet Omurga, İslâm’ın sigortasıdır; İslâm ise bu ülkenin, medeniyet coÄŸrafyamızın sigortasıdır.
EÄŸer cemaatler / tarikatler çökerse, Ehl-i Sünnet Omurga çöker; Ehl-i Sünnet Omurga çökerse, İslâm’ın varlığı tehlikeye girer; İslâm’ın varlığı tehlikeye girerse, bu ülke paramparça olur, tarihten silinir, medeniyet coÄŸrafyamızın umutları biter -Allah muhafaza.
BaÅŸka bir ifadeyle, eÄŸer cemaatler, hele de tarikatler çökerse, kısa ve orta vadede deizm, hatta ateizm dalga dalga yayılır ve uzun vadede ise bu toplumda İslâm’dan eser kalmaz. Vesselâm.
Yazar: Yusuf Kaplan |
25-07-18 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||