HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 148
Yazar: İsmail Öz
ATEİSTLER "BİR"İ BIRAKIR, HER ŞEYE İNANIR

ATEİSTLER İnsanın inanma ihtiyacının fıtrî olduğu artık bilimsel verilerle de ispat edilebiliyor. İnsanın “inanma ihtiyacını” konusunu gündeme getiren Yale Üniversitesi bilimsel dergisi New Scientist, insandaki yalnızlık duygusunun onu bir arkadaş bulma ve dolayısıyla da yalnızlıktan kurtulmaya zorladığı üzerine.

Evet, bilim inanma ihtiyacını ispat etti diye biz bir hakikati gündeme almış değiliz. Bu, insanoğlunun yaratılışından bu yana hissettiği bir gerçeğin, cümlelere dökülmesinin farklı bir şekline tekabül ediyor.

İnsan ne yaparsa yapsın mutlaka temeldeki bu yalnızlığı aşmak ve kendini güvende hissetmek zorunda. Etrafında olup bitenlere, kendince de olsa mantıklı bir izah getirebilmek durumunda. Aksi halde sebep-sonuç ilişkisi kuramadığı bir zeminde sürekli şüphelerle ve belirsizliklerle yaşayamaz.

Bir insan “ateist” olduğunu hiçbir yaratıcıya inanmadığını ifade etse dahi, bu onun hiçbir şeye inanmadığı anlamına gelmez. Bu konuyu en güzel ifade eden cümlelerden biri Malcolm Muggeridge’ye ait; “İnsanların Tanrı’ya inanmayı bıraktıktan sonra, artık hiçbir şeye inanmadıkları söyleniyor bize. Aslında durum bundan daha kötü… Artık her şeye inanıyorlar”  mesele bu cümlede gayet açık.

İnanmak tıpkı yeme açlığı gibi. Acıkmanın kendisini yok etmek mümkün olabilir mi? Bu mümkün değildir; ancak açlığımızı giderme şeklimiz değişir. Her birimiz yaşadığımız coğrafyanın ya da kültürel hayatın öğrettiği formlarda bu ihtiyacımızı karşılarız. İnanmak da buna benziyor aslında. İnanma ihtiyacını ortadan kaldırmak mümkün olamayacağı için insanlar aldıkları eğitim ve donandıkları bilgi biçimlerine göre inanma ihtiyaçlarını gidermiş oluyorlar.

Konuyu belirli bir noktadan alıp buraya kadar getirmemin elbette bir sebebi var. İşte o sebep de bugün karşı karşıya olduğumuz, modern insanın inanma biçimlerini etkileyen değer yapılarına ilişkin.

Seküler insan adeta bir büyüyü bozarken hemen arkasından yeni bir şeye büyüleniyor; belki bazen de aynı anda birçok şeye. Aynı anda birçok şeye “iman” eden “modern bir paganlık” var sanki.

Zayıflayan “uhrevi iman”ın yerini dolduran “dünyevi imanlar”  birçok müntesibine, aksiyoner bir hareket tarzı da sunuyor maalesef. Bazıları için durum daha da vahim gibi görünüyor. Uhrevi olarak inandığını iddia ettiği emirlerin yasakladıklarını, dünyevi olarak “iman” ettikleri “yap” dediğinde, çoğu zaman bir itiraz gösteremeden yapabiliyor bu seküler insan.

Aslında bugün Malcolm Muggeridge’in ifadesinde olduğu gibi sadece ateistler her şeye iman ediyor değiller. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda -şükür ki hâlâ “Müslümanım” diyorlar- Allah’a inanan ama farkında olmadan da daha birçok şeye inanan bir insan tipolojisi var karşımızda.

Evet, elbette hiç kimsenin imanını sorgulamak haddime değildir. O sebeple hedef göstermedim ve isim zikretmedim. Ama görünen bir vakıayı da es geçemeyiz.

Öyle ya! Eğer ortada bir dindarlık hâlâ olması gerektiği yerde ise o zaman yaşanan onca cana ve mala kastı, ırza ve namusa cüreti, makam ihtirasını, ırk taassubunu, konforun dayattıklarını, kibri ve daha nicelerini nereye koyacağız… Soruyu bir de tersten sorayım. Eğer bu saydıklarım, sekülerleşen bir Müslüman’ın “inandığı” diğer şeyler değilse peki neden o zaman bütün bu kötülüklere vesile oluyor…

Genelde İslâm coğrafyasında, özelde de Müslüman bir ülke olan Türkiye’de yaşananları, hayaletlere ya da görünmez ellere havale şansımız varsa belki sorumluluğundan da kurtulabiliriz(!) Ama değilse işte o zaman inandıklarımızı derin bir sorgulamadan geçirmek zorundayız.

Evet, mutlaka inanmak zorundayız. Ama neye…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İsmail Öz
02-10-18
E mail: dirilispostasi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ATEİSTLER "BİR"İ BIRAKIR, HER ŞEYE İNANIR
Online Kişi: 30
Bu Gün: 294 || Bu Ay: 5107 || Toplam Ziyaretçi: 1154677 || Toplam Tıklanma: 31407400