HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 1152
Yazar: Yasin Pişgin
TARİHSELCİLİĞİ ÖĞRENELİM-2

TARİHSELCİLİĞİ ÖĞRENELİMBir önceki yazımızda tarihselciliğin, bütün dinî mukaddesatı itham ve imha emeli taşıyan bir kanser vakası ve asıl niyeti Kur'an'ı İncil'den bin beter etmek olan oryantalizmin "Truva Atı" olduğunu ifade etmiştik.

Tarihiselcilerin, Kur'an için kullandıkları jargon, yukarıdaki tespitimizin haklılığını ortaya koyar niteliktedir. Örneğin, tarihselcilik konusunda Fazlurrahman'la aynı kulvarda yer alan Garaudy, Kur'an'ın on dört asır önceki hükümleriyle bu çağda amel etmeyi "kültürel intihar" olarak ifade eder. Ona göre Kur’ân, içinde canlı prensiplerin bulunduğu ölü bir metindir. Kur'an'ın evrenselliği, lafzın delalet ettiği mana ile değil, lafzı doğuran ilkeler aracılığıyla sağlanabilir. Garaudy, bu ilkeleri akıl, özgürlük ve adalet şeklinde özetler. Bunlar her çağda farklı suretlerde ete kemiğe bürünür. Söz konusu ilkelerin her akıl tarafından kolayca tespit edebileceğini düşündüğümüzde, vahiy olgusunu zait bir fenomene dönüştüren tarihselciliğin, son tahlilde deizme nasıl evrileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Tarihselciliğin kaynak, söylem, usul ve sonuçları bakımından nihai hedefini ve nasıl "kutsal karşıtı bir paradigma"ya dönüştüğünü tespit konusunda Hasan Hanefi en ibretlik örneklerden biridir. İslami sol anlayışın (el-Yesâru'l-İslâmî) İslâm dünyasındaki temsilcilerinden biri olan Hanefî, "Teoloji mi Antropoloji mi?" isimli makalesinde Kur’ân’ın Allah için söylenmiş beşer sözü olduğunu iddia eder. Ona göre Kur’an, vahyi indiren beşerî gerçekliklerin, yani realitenin ta kendisidir. Bunun yanında Hanefi, vahyi; metnin gerçeğe inişi değil, gerçeğin metne çıkışı olarak görür. Bu bağlamda o, Kur’ân’da Allah’a izafe edilmiş bütün sıfatların insana ait karakterler ve önermeler olduğunu söyler. Bu sıfatlar, insanın kendinde olmasını arzu ettiği, bundan dolayı da Allah’a izafe ettiği zihnî tasarımlardır. Öyle ki, her asırda değişen insan zihni, yeni bir tanrı tiplemesi oluşturur. Hasan Hanefi'ye göre bugünkü tarihselliğin tanrısı ise toprak, halk, demokrasi ve hürriyettir. Bu yaklaşımı destekleyen Muhammed Arkoun'un, vahyin Allah kelâmı olmadığını ve Kur’ân’ın kelâmullah olduğu tezinin Müslümanların uydurduğu tarihi bir hurafe olduğunu iddia etmesi de pazılın en önemli parçası olarak büyük fotoğraftaki yerini almıştır.

Hanefî ve Arkoun'un bu anlayışı tanrıyı insan zihninin bir yansıması sayan Feuerbach’ın görüşleriyle paralellik arz eder. Adeta kendi tasavvurlarına tanrı diyen insanın, kendi kendisine taptığını ima eden ve dini ontolojik değil, antropolojik bir ihtiyaç olarak gören bu ideoloji, tanrının, insanın korku ve ihtiyaçlarının bir ürünü olduğunu, bu korku ve ihtiyaçların giderilmesiyle insanın, bu afyonik duygudan kurtulacağını iddia eden Karl Marks’ın ideolojisiyle de ciddi benzerlikler sergiler. Oysaki peygamberler tarihi boyunca temel inanç ilkelerinin ve Allah’ın sıfatlarının hiçbir şekilde değişmemiş olması bu iddianın asılsızlığını ortaya koymak için yeterlidir.

Öyle görünüyor ki, tarihselcilik yalnızca ahkam ayetleriyle sınırlı kalmayıp Kur'an'ın tamamını hedef alan bir yapıya sahiptir. Konunun son günlerde yeniden gündeme gelmesine sebep olan Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün "Ben tarihselciliği ondan devraldım" dediği Prof. Dr. Ömer Özsoy'un konuyla ilgili açıklamaları da işin vahametini en üst perdeden gözler önüne sermektedir. O, "Kur’an Hitabının Tarihselliği ve Tarihsel Hitabın Nesnel Anlamı Üzerine" isimli makalesinde şunları söylemektedir: "Evrensel olan ed-Din, Musa'ya, İsa'ya ve Muhammed'e birbirinden farklı formlarda sunulmuştur; Kur'an ise, ed-Din'in insanlık düzlemine indirilmesine imkan veren son formdur. Bu anlamda tarihin hiçbir anında beşeri düzlemde ed-Din'den söz edemeyiz. ed-Din'in içkindeki her tezahürü -oldukça yerinde bir ifadeyi ödünç almak gerekirse- tedeyyün'dür. Şu farkla ki, Peygamber'in oluşturduğu pratik, bu sahih tedeyyün formu üzerinden ed-Din'i okumaya elverişlilik konusunda risk içermemektedir. Şu halde, Kur'an, ed-Din'in beşeri düzleme son yansımasıdır; onun kendisi değil. Bunu görmediğimiz ve Kur'an'ı cevher olarak algıladığımız sürece, 'olgusal'ı değer mevkiine yükseltmiş olacağımız için geliştireceğimiz din anlayışının insanlara Müslümanlaşmayı mı, yoksa Araplaşmayı mı teklif ettiği, sürekli tartışma konusu olacaktır."

Biraz daha sadeleştirecek olursak Özsoy'a göre Kur'an değer mevkiinde bulunan bir cevher olmayıp, ed-Din'in zaman, mekân ve şartlar dâhilindeki yansımalarından biridir. O, bütünüyle olgusaldır. İnsanları Kur'an'a davet etmek, "cevher" olan ed-Din'e değil, "araz" olan Araplaşmaya çağırmak anlamına gelir. Kur’ân’ı, tam anlamıyla insana ait zihnî ve hissî bir tecrübeye indirgeyen tarihselcilik, vahyin yerine aklı koymasından dolayı rasyonalist, aklın vahyi anlaması bakımından kartezyenist ve emprik ilkelere dayanmasından dolayı da pozitivisttir. Bu yaklaşım batının mücbir ve insanı ezici kilise felsefesine karşı, batı aydınlanmasının oluşturduğu egoist, partizan, paranoid, pragmatist, seküler ve ilerlemeci tarih anlayışının bir ürünüdür. Ve bu haliyle İslam dünyasında "zücaciye dükkanındaki fil" gibi hareket eden tarihselcilikten, özelde müslümanların, genelde de insanlığın derdine deva olacak bir ihya ve inşa aksiyonu ummak "dogmatikliktir, değilse safdilliktir."

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Yasin Pişgin
09-01-19
E mail: facebook
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TARİHSELCİLİĞİ ÖĞRENELİM-2
Online Kişi: 25
Bu Gün: 779 || Bu Ay: 6.757 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.342 || Toplam Tıklanma: 58.642.764