HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Her çıkmaz sokağın çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 226
Yazar: Dursun Gürlek
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN VE İSMET İNÖNÜ

SULTAN ABDÜLHAMİD HAN VE İSMET İNÖNÜFatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi adından ve icraatından en fazla söz edilen Osmanlı padişahlarından biri de – hiç şüphe yok ki – Sultan İkinci Abdülhamid Han’dır. Büyük bir dirayetle ve hayranlık uyandıran politik bir deha ile tam otuz üç yıl koca Osmanlı Devleti’ni idare eden bu otuz dördüncü hükümdar – bilindiği gibi – bin bir iftiraya uğradı. Yerli ve yabancı garazkârlar tarafından aleyhinde ciltler dolusu kitaplar yazıldı. Esefle belirtelim ki, yerli muhaliflerin en pespaye cümlelerle yaptıkları hücumlar, aslı astarı olmayan suçlamalar, yabancı Abdülhamid düşmanlarını bile hem şaşırttı, hem sevindirdi. Bu mazlum hükümdar, yaratılış itibariyle şefkatli ve merhametli bir karaktere sahip olmasına rağmen utanmadan, sıkılmadan kendisine “Kızıl Sultan” yaftası yapıştırıldı.

Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında tavan yapan deni ve şeni iftiralar, aklın, mantığın kabul etmediği aleyhdeki propagandalar yeni nesilleri fena etkiledi. Yazar çizer takımını bir tarafa bırakınız bir zamanlar siyasi otoritenin en başındaki devletlular bile bu “Kızıl Sultan” yakıştırmasını dillerine dolamaktan bir türlü kendilerini kurtaramadılar.

Bizim kuşak, Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın ne büyük bir padişah olduğunu ve bu büyüklüğünden dolayı alçakların, cahillerin ve gafillerin hücumuna uğradığını Necip Fazıl Kısakürek, Hüseyin Nihal Atsız, Nizameddin Nazif Tepedelenlioğlu, Reşad Ekrem Koçu, Raif Ogan, İsmail Hami Danişmend, Yılmaz Öztuna, Ziya Nur Aksun, Münevver Ayaşlı gibi yazarların ve tarihçilerin eserlerinden ve yazılarından öğrendi. Bunların içinde özellikle üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “Ulu Hakan Abdülhamid Han” isimli eseri büyük bir önem arzediyor. Bu kitap daha yayımlanır yayımlanmaz büyük bir ilgiyle karşılandı. Adı geçen eseri okuyan herkes, mazlum ve mağdur sultanın gerçekten “ulu” sıfatını tam anlamıyla hak ettiğini, ondan sonra iş başına gelen İttihatçıların “ulu” değil, cüce olduğunu gayet iyi anladı. Bunların içinde olanca samimiyet duygusuyla ve nedamet tövbesiyle şahane şiirler yazanlar bile görüldü.

Yukarıda isimlerini saydığımız şahsiyetlerin, diğer ifadesiyle yerli yazarların dışında hariçten de Hünkârı müdafaa sesleri yükseldi. İşte bunlardan biri olan Pakistanlı Meryem Cemile, “Garp Materyalizmi Karşısında İslam” isimli eserinin bir yerinde “İkinci Abdülhamid’i Müdafaa” başlığı altında kaleme aldığı satırlarla tarihi bir gerçeği dile getirdi. Abdülhamid, “Kendi zamanında memleketinin hayatını ve bekasını şahsi menfaatlerinden üstün tutan yegane Müslüman hükümdardı. Eğer Sultan Abdülhamid’in tedbirleri çok sert oldu ise, bunun yegane sebebi, onun başvuracak başka çaresi kalmadığı içindi” demek suretiyle onu anlamayan yahut anlamak istemeyen güruha gerekli cevabı verdi.

Yukarıda Sultan Abdülhamid Han’a “Kızıl Sultan” diye iftira atanların arasında, garazkâr kalemlerin yanı sıra, en üst seviyeye çıkmış idarecilerin de bulunduğunu söylemiştim. Bunlardan birinin de İsmet Paşa olduğunu, Şubat 2018 tarihli Türk Edebiyatı dergisinde, Özer Revanoğlu Bey’in “Bir Dost Daha Kaybettik” başlığıyla neşredilen yazısından öğreniyoruz. İkinci Küllük Kahvesi’nin, nâm-ı diğer “Marmara Kıraathanesi”nin müdavimlerinden olan Özer Bey, yine bir başka “Marmaratör” olan merhum ağabeyimiz Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel’in vefatıyla ilgili olarak kaleme aldığı bu yazıda, sözü Necip fazıl’ın “Ulu Hakan Abdülhamid Han” isimli bu kitabına getirip şunları söylüyor:

“Yayın hayatına başladıktan bir süre sonra rahmetli Necip Fazıl Kısakürek tarafından kaleme alınan ‘Ulu Hakan Abdülhamid Han’ kitabını yayımladık. Her yerde kullanılan Abdülhamid posterleri son derece çirkindi. Kırçıl bir sakal, uzun bir burun, kambur bir adam. Bunlar özel olarak hazırlanmış resimlerdi. Bunlardan daha kötüleri de vardı. Mesela bin dokuz yüz altmışlı yıllarda Çemberlitaş’ta, bir berber dükkânında bir Abdülhamid resmi asılıydı. Bu resim tamamen çırılçıplak kadınlardan meydana gelmişti. Kaşları birer çıplak kadından meydana geliyordu. Yüce Sultan’ın bütün yüz hatları, son derece maharetli bir ressam tarafından çıplak kadınlarla işlenmişti. Abdestsiz gezmeyen Gök Sultan’ın nasıl bir kadınperest olduğunu anlatmak için hazırlanmış kasıtlı bir resim.

Bu konuda azami bir hassasiyet göstererek Gök Sultan’ın gençlik resmini bulduk ve kapakta onu kullandık. Kitap yayımlandıktan kısa bir süre sonra C.H.P. Genel Başkanı İsmet İnönü, Büyük Millet Meclisi’nde konuşma yaptı. ‘İstibdad ile bir devre damgasını vurmuş olan Kızıl Sultan Abdülhamid’i, Ulu Hakan diye ananlar var’ gibi sözler söyledi.

Bu haberi ben de sabahleyin gazetede okudum. Elbette çok canım sıkıldı. O günleri yaşayan bir çok insanın hatıraları yayımlanmıştı. Bir çok hakikatler gün yüzüne çıkmışken ayrıca o günleri çok iyi bilmesi gereken İsmet Paşa, neden hâlâ böyle düşünüyordu. Menfi düşünenler her zaman, her yerde olabilir. Anlaşılan o ki İsmet Paşa, öyle biri değildi. Bilerek, şuurlu bir şekilde Abdülhamid aleyhtarıydı. Rıza Tevfik Bölükbaşı gibi, Gök Sultan’ın devrilmesinde büyük rol oynamış Enver Paşa ve Talat Paşa gibi nâdim (pişman) olanlardan değildi.

O gün Ahmet Ağabey, öğle vaktini biraz geçe hışımla Yaprak Kitabevi’ne geldi. Kitabevinin bir köşesinde bir yere geçerek yazıp çizmeye başladı. Bir dosya kağıdı üzerine ebatlarını da yazarak bir ilan hazırlamıştı. ‘Bu ilanı hemen birisi gazeteye götürsün ve yarın bu ilan mutlaka çıksın!’ dedi. Belli ki Ahmet Ağabey de İsmet Paşa’nın konuşmasını okumuş ve çok öfkelenmişti.

Ahmet Ağabey’in hazırlayıp reklam için gazeteye gönderdiği kağıtta şunlar yazılıydı.

‘Emekli General İsmet İnönü’yü Küplere Bindiren Eser: Ulu Hakan Abdülhamid Han. Yazan: Necip Fazıl Kısakürek. Ötüken Yayınevi.’”

Bu vesileyle Sultan Abdülhamid Han’a, Necip Fazıl’a ve Prof. Ahmet Nuri Yüksel’e bir kere daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Dursun Gürlek
03-02-19
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN VE İSMET İNÖNÜ
Online Kişi: 30
Bu Gün: 284 || Bu Ay: 3955 || Toplam Ziyaretçi: 1314878 || Toplam Tıklanma: 34834743