HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 795
Yazar: Savaş Ş. Barkçin
ASIL KAYBETTİĞİMİZ MADDÎ GÜÇ DEĞİL, AHLÂKTIR

ASIL KAYBETTİĞİMİZ MADDÎ GÜÇ DEĞİL, AHLÂKTIRSavaÅŸ Åž. Barkçin’in, geçtiÄŸimiz günlerde İnsan Yayınları'ndan çıkan ‘Kalbin Aklı: Medeniyet Üzerine Yazılar’ adlı kitabında yer alan “Kayıp Aranıyor” baÅŸlıklı yazısını, ahlak meselesinin çokça konuÅŸulduÄŸu bu dönemde, önemine binaen alıntılıyoruz.

KAYIP ARANIYOR

GeçmiÅŸini kaybetmiÅŸ, ne yaptığını, kim olduÄŸunu bilmeyen bir adamı ruh doktoruna götürürler. Biz de son iki asırdır bu haldeyiz. Halimiz marazîdir. Daha da kötüsü bu marazı normal kabul edip, onunla yaÅŸamaya alışmış durumdayız. Ne yaptığımızı hatırlar gibi olduÄŸumuzda da, günümüzde baÅŸka bir iÅŸe yaramayacağımızı düÅŸünüp kendi köÅŸemize çekiliyoruz. KaybettiÄŸimiz sadece geçmiÅŸimiz deÄŸil. Hatırlayamıyoruz, ama asıl vahimi hatırlamak istemiyoruz. Yani irademiz de kaybolmuÅŸ durumdadır. Bugünkü periÅŸan halimize bakıp, ya kendimizi inkâr ediyoruz ya da geçmiÅŸtekilere bugünün suçunu yüklüyoruz.

"Kimiz?" İki asırdır bu soruyu her an, her gün soruyor, cevabını ise çılgınca bir ataletle baÅŸkasından bekliyoruz. Bu soruyu ve cevabını hep bizden öteye taşıyoruz. Soruyu baÅŸkasına sorduktan sonra, cevabını bizim vermemiz mümkün mü? Halbuki teslim etmemiz gereken ÅŸey, bu kayıplığın, yitikliÄŸin bizim kendimizle ilgili olduÄŸudur. Kaybedilmedik, kaybolduk. Birileri yitirmedi, biz yitirdik. Zayıf isek onun suçlusu da ilk önce biziz. Zebûn isek, bizi biz kendi ellerimizle bu hale getirdik.

DüÅŸmeyene kim ne yapabilir? İtiraf edelim, biz düÅŸtük ama kendi ayaklarımız yokmuÅŸçasına hâlâ baÅŸkasının yardım elini beklemekteyiz. O halde kaybettiÄŸimiz sadece imânî bir hayat, insanî bir medeniyet deÄŸil. "Kendimiz" olmayı unuttuk evvela. Ondan sonra kendi ÅŸerefimizi, kendi dünyamızı, kendi medeniyetimizi, kendi renklerimizi, kendi tarihimizi, coÄŸrafyamızı, zevklerimizi.

Kendimizden nasıl ayrı düÅŸtük?

Evet, iki asırdır yanlış bir soruyu soruyoruz: "Neden bu hale düÅŸtük?" DoÄŸru soru ise ÅŸudur: "Kendimizden nasıl ayrı düÅŸtük?" Bize gâib olan, yani ötesine, uzağına, taÅŸrasına, gurbetine düÅŸtüÄŸümüz vatan, mekân, hâne nedir?

"Kendi" kelimesiyle baÅŸlayan cümleleri "kendi"si olarak kurabilenler medeniyet sahibidir. Yoksa mesele güç de deÄŸildir, zenginlik de. Her güç kazanma yolu zayıflıktan baÅŸlar. Önceden fakir olmayana nasıl "zengin oldu" diyebiliriz ki? Kendisi olanın gücü de kendisine hastır. BaÅŸkasının ÅŸemsiyesi altına girmeden, ıslanmasına bakmadan çâre araÅŸtıran, mutlaka kendi ÅŸemsiyesini bulacaktır.

Zamana da mekâna da hâkim olmak, bizim sandığımızın aksine "kendimiz" olmaktan çıkıp "baÅŸkası", yani Batılılar gibi güç kazanmak, güçlü olmaktan geçmez. Bizim hâkimiyetimizin de, gücümüzün de temeli kulluktur.

Rabb'e teslim olmak, gücün tâ kendisidir

Müslümanın güç sahibi olması gerekir, evet, ama baÅŸkası gibi deÄŸil, kendisi gibi. Yani asıl kaybettiÄŸimiz maddî güç deÄŸil, ahlâktır. Yani kendimiz olma bilgisi, uyanıklığıdır.

Müslümanın diÄŸer insanlardan esas farkı Görünmeyen'e, Hakîm Olan'a teslim olmuÅŸ olmasıdır. Ama "teslim olmak", bizim gibi mâruz kaldığımız her netâmete ve dünyevî güce teslim olmak deÄŸildir. Rabb'e teslim olmak, insanın hâli ne olursa olsun, fakir olsun, esir olsun, gücün tâ kendisidir. Bu kaynaÄŸa dayanan güç hayır getirir, savaÅŸtığı anda bile kılıcından kıvılcım deÄŸil, nur saçar. Bu temiz kulluÄŸa yaslanmayan her güç ise, karşısında zebûn düÅŸtüÄŸümüz zulmetin bir parçası olur ancak.

İki asırdan beri hepimizin hissettiÄŸi ama açıkça söylemediÄŸi ÅŸey, "kendimiz"i kaybettiÄŸimiz, "kendimiz"den gurbette olduÄŸumuzdur.

"Kendi" olmadığı yerde dünyanın, hayatın, iÅŸin, fikrin, ilmin, sanatın anlamını sadece baÅŸkaları belirler. Kendisizliktir asıl gaybûbet.

GideceÄŸi yeri bilmeyen onulmaz bir gâibdir, tümden kayıptır

Oysa her kayboluÅŸ bir buluÅŸtur. Ve her buluÅŸ da bir oluÅŸ.

Kayıplığımızın farkına varamadık, o yüzden kendimizi bulamadık. Kendimizi, yani kendi hanemizi, vatanımızı, yerimizi, özümüzü.

İki asırdır başkasını kendimiz, gurbeti vatanımız sanıyoruz.

O yüzden kendimiz olamıyoruz, kendimiz kalamıyoruz, kendimiz ölemiyoruz.

Müslüman bu âlemde seferîdir. Seferî olmak da, seyyâh olmak da güzeldir. Bize emredilen harekettir, yerinde durmamaktır. DurduÄŸu yeri vatan belleyen kaybolmuÅŸ demektir. İstikameti, menzili olup da o yolda kaybolan mutlaka doÄŸruyu bulacaktır. Çünkü yolunu, menzilini bilen seferî olur, seyyâh olur. GideceÄŸi yeri bilmeyen onulmaz bir gâibdir, tümden kayıptır.

FakirliÄŸi düÅŸkünlüÄŸe, zayıflığı zebûniyete, kaybolmuÅŸluÄŸu ÅŸaÅŸkınlığa dönüÅŸtüren ÅŸey "kendisi" olmamaktır.

Zamanı geldi, çoktan geçti bile. Artık kayıplığımızda bile kendimiz olmaya baÅŸlamalıyız. GöreceÄŸiz ki kendimizi bulduÄŸumuzda; kendi fikrimizi, iÅŸimizi, ahlâkımızı, gücümüzü bulacağız. Ve oluÅŸların en güzeliyle olacağız.

SavaÅŸ Åž. Barkçin, "Kayıp Aranıyor", Kalbin Aklı: Medeniyet Üzerine Yazılar, İnsan Yayınları, Aralık 2016, sf. 97-98-99.

Alıntılayan: Yağız Gönüler

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Savaş Ş. Barkçin
27-08-19
E mail: dunyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ASIL KAYBETTİĞİMİZ MADDÎ GÜÇ DEĞİL, AHLÂKTIR
Online KiÅŸi: 26
Bu Gün: 614 || Bu Ay: 6.593 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.071 || Toplam Tıklanma: 58.638.168