
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 869 |
Davos’un Türkçe propagandisti Cüneyt Zapsu’nun Bloomberg’e verdiÄŸi mülakatın sosyal medyadaki dolaşımını siz de görmüÅŸsünüzdür. “Filmlerde gördüÄŸünüz ÅŸeylerin hepsi gerçek olacak” diyen Zapsu’nun büyük bir heyecanla Türklere anlattığı yahut pazarladığı ÅŸey, iÅŸte gerçek oldu.
Aslına bakarsanız Zapsu’nun söylediklerini sadece filmleri deÄŸil genetik mühendislik yahut biyo-teknoloji ile ilgili geliÅŸmeleri takip edenler biliyordu. 2010’da Tapınakçılar’ın kurduÄŸu ÅŸeytanilerin merkez üssü İsviçre’de büyük baronların kontrolündeki Novartis, ‘Sensor Based Drugs’ adını verdiÄŸi sensörlü/çipli ilaç ve aşılar geliÅŸtirdiÄŸini duyurmuÅŸtu. Bir yıl kadar sonra ise tıp çevrelerinin Vatikan’ı FDA, ‘Sensor Based Drugs’ adıyla Novartis ilaçlarını ruhsatlandırdı.
Yutturulan bu sözde ilaçlar, mide asidi ile aktive oluyor ve ardından kablosuz haberleÅŸme baÅŸlıyor. ‘Strategic Program Director, Data42’ adı verilen Microsoft’un da iÅŸin içine dâhil olduÄŸu yeni proje/ler çok büyük medikal buluÅŸ veya devrim olarak takdim ediliyor. Erken teÅŸhiste kolaylık gibi pazarlanan iÅŸ, uzun zamandır Pentagon’un da gündeminde. ABD, askerlerini bir robot gibi uzaktan kontrol edip yönlendirmeye çalışıyor. Aynı meseleyle Çin’in de ilgilendiÄŸi bir sır deÄŸil.
Vücuda yerleÅŸtirilen bu çipler, herkesin kimliÄŸi yerine geçecek, herkes böylece kontrol altında tutulacak, çip takılmayı reddedenlere saÄŸlık sigortası yapılmayacak, bankada hesap açılmayacak. Yani bütün dert insanın robotlaÅŸtırma usulleriyle kontrolü. Ya gönüllü teslim olacağız, ya genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ virüsler aracılığıyla teslim alacaklar yahut da direnip özgür kalacağız.
‘TaÅŸ devrinden sonra nasıl bizim cinsimiz yaÅŸayabildi?’ diyerek evrime inancını izhar eden Zapsu, “Çok deÄŸil 15-20 sene sonra insanların bambaÅŸka bir cins haline gelme durumu var. Bu, ÅŸu anda yaÅŸadığımız son normal insan jenerasyonu…” diyor ve son yılların ÅŸiÅŸirilen Yahudi’si Yuval Noah Harari’den örnekler veriyordu. Belli ki vicdansız teröristlerin fikirlerini yayacaklardan biri de Harari’nin kitapları olacaktı ve öyle olmaya devam ediyor.
Davos’ta yaygınlaÅŸtırılması kararlaÅŸtırılan ID2020 adlı proje ise, insanı insanlıktan çıkarıp ID’si üzerinden güdecekleri robot insan olmanın baÅŸlangıcı olan dijital kimlikmiÅŸ.
Silikon ve metal karışımından oluÅŸan, kablosuz haberleÅŸme saÄŸlayan yani RF / Wi-Fi özelliÄŸine sahip ilaç ve aşılar ise geleceÄŸin hırsızı bir teknoloji. Kılıçtan keskin bu sözde ilaç, daha gerçekçi ifadeyle biyo-nanogenetik silah, bir saç kılından 10 kat daha ince. Yani bir saç kılı 50 mikro milimetre iken, bunlar 5 mikro milimetre. Bu yüzden çıplak gözle görülmesi mümkün deÄŸil.
İnternetin IP ve cep telefonlarının IMEI numarası gibi her biri özel bir ID/IP’ye sahip. Bunu yutan kiÅŸilerin bedenleri ve muhtemelen beyinleri, cep telefonu teknolojisi ile uzaktan yönetilebilir hâle getiriliyor. Kimse bunun üzerine kafa yormuyor. Eski SaÄŸlık Bakanı Recep AkdaÄŸ, bu teknolojinin Türkiye’de uygulanması gerektiÄŸini söylemiÅŸti. Türkiye’de süreç ne aÅŸamada bilmiyoruz.
İlk olarak organ nakli olan ve organ yetmezliÄŸi yaÅŸayanlar için kullanılacağı duyurulan bu teknoloji, artık herkes için geçerli. Hatta hasta olmanıza bile gerek yok. BebeÄŸinize aşı yaptırdığınızda yahut yarın korona aşısı diye önünüze konulacak olan yeni biyo-nanogenetik ilaç/aşı/silah, haberiniz bile olmadan size de enjekte edilebilir.
Sonrası basit…
Cep telefonunuza bir mobil uygulama yükleyeceksiniz. Cihazınıza, size enjekte edilen ‘Sensor Based Drug’un ID numarasını girdiÄŸinizde iÅŸlem tamam. Projenin sahiplerinin sizi izlemesi için buna da gerek yok. Size ait ID zaten düÅŸmanınızca biliniyor ve bu yeni düÅŸman 5G teknolojisi ile hücrelerimize kadar girecek internet sayesinde. Artık sizi birileri uzaktan izleyip dilediÄŸinde müdahale edecek. Pazarlama bahaneleri ise “Hastaneye gitmeyeceksiniz, kan ve diÄŸer deÄŸerlerinizin kontrolü, ilaçlarınızın dozu otomatik ayarlanacak” vs.
Bu hususla ilgili 2012 yılında Popular Science dergisinde yer alan bir haberde, David H. Koch Enstitüsü BaÅŸkanı Prof. Robert Langer’ın geliÅŸtirdiÄŸi küçük silikon çiplerden oluÅŸan bir ilaç kaynağı cihaz duyurulur. Haberde “İlk olarak kemik erimesi hastalığı olan kadınları kapsayan çalışmada, kablosuz mikroçipler baÅŸarılı bir ÅŸekilde hastalara günlük ilaçlarını verdi. Gelecekte herkesin vücuduna yerleÅŸtirilecek olan bilgisayarlı dispanserler, eczane ve doktorun yerini alacak. Vücudunuzdaki bu cihaz, kanınıza uygun dozda ilaçları otomatik olarak dağıtacak. Bu küçük kablosuz çipler, aÄŸrıyı ve rahatsızlığı azaltacak ve butona basılmasıyla hastalar ihtiyacı olan ilacı tam olarak uygun dozda alacaklar. GerektiÄŸinde uzaktan aşılanabilecekler” deniliyordu.
Dikkat edin, bilim kurgu filminden deÄŸil, baÅŸlamış bir uygulamadan söz ediliyor!
‘İSRAİL ASKERLERİNİN DERİSİNDE ÇİP VAR’
HAMAS’ın askeri kanadı İzzettin El Kassam Tugayları, 2014’de benzer bir teknoloji ile ilgili açıklama yapmış ve bir de görüntü paylaÅŸmıştı. Açıklamaya göre Hamas, rehin alınan İsrail askerlerinin derilerinin altında elektronik çip tespit eder. İsrail, kaçırılan veya esir alınan askerlerinin yerini bu çipler sayesinde biliyor. Hamas, çipleri deri altından çıkarınca İsrail çaresiz kalır. Ancak bu teknoloji çok gerilerde kaldı. Åžimdi kanınızda dolaÅŸan ancak kimsenin yerini tespit edemediÄŸi internete baÄŸlı gözle görülmesi imkânsız aygıtlar var.
KORONANIN ASIL AMACI BU ÇİPLER Mİ?
Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilatı’nın eski uzmanlarından Peter Koenig’e göre, bu salgının bir amacı da çipli ilaç ve aşıları yaygınlaÅŸtırmak. Yani Davos’ta kararlaÅŸtırılan ID2020’yi hayata geçirmek. Ona göre, bu son pandemi harekete geçmek için süper bir katalizör görevi görecek. Bütün bunlar afaki ÅŸeyler deÄŸil. Hepsi resmi siteleri id2020.org’da zaten anlatılıyor. Mühim olan olup biteni doÄŸru tahlil edebilmek, devlet ve millet olarak gereken tedbiri alabilmek.
Koenig’e göre, korona virüsü aşısı tüm ülkelerde zorunlu tutulacak ve herkes bu aşıda bulunan nano teknoloji ürünü kimlik çipleriyle kayıt altına alınacak. Yani Sensor Based Drug ile… KöÅŸeye sıkışan devletler de çareyi bunda arayacak… Hatta ‘önce bize ver’ diye yalvar yakar olacak.
Dahası bu uygulama, Türkiye’nin birkaç katı nüfusa sahip ve Hasan Sabbah geleneÄŸinin devamı olan Thug terör örgütünün yönetimindeki BangladeÅŸ’te baÅŸlamak üzere. Peter’in yazısında göreceÄŸiniz üzere, 2020 Ocak ayındaki Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda alınan karar gereÄŸi, Bill Gates’in baÅŸkanlık ettiÄŸi “Küresel Aşı BirliÄŸi” ve destekçilerinin öncülüÄŸünde ID2020’nin yani “Dijital Kimlik Programı Projesi” ilk olarak BangladeÅŸ’te uygulanacak.
İNSANLAR NASIL İKNA EDİLİYOR?
İkna etmenin en kolay yolu korkutmak! Kimini saÄŸlıkla, kimini ölümle, kimini makamla, kimini de parayla.
“Bu hapı yutarsanız koronadan kurtulacaksınız, bu aşıyı olursanız korona olmayacaksınız, olsanız bile doktorunuz anında haberdar olacağı için acil müdahale ile kurtulacaksınız” denilince kaç kiÅŸi itiraz edecek? Çok az öyle deÄŸil mi? Çokları zaten bunu bekliyor.
Kimileriyse Bitcoin gibi sanal varlıklarının, banka hesaplarının hacklenmesinin derdinde. Onlar için de çare var. “Güvenilir bir kimlik oluÅŸturma: Blockchain ID” adlı çalışmada “Kimsin” diye sorulup, “İster uçaÄŸa biniyor, ister banka bakiyemizi kontrol ediyor, isterse bir kamu hizmeti faturası ödüyor olsak da, düzenli olarak kim olduÄŸumuzu ispatlamamız gerekiyor. Ancak, dünya genelinde 1 milyardan fazla insan kim olduklarını kesin olarak ispat edemez. Ayrıca her yıl sadece 15 milyondan fazlası kimlik hırsızlığının kurbanı oluyor. Bunu akılda tutarak, kuruluÅŸlar ve bireyler için kimlik yönetimini modernize etmek maksadıyla benzersiz bir dijital kimlik prototipi geliÅŸtirdik. Blockchain ve biyometri gücünden yararlanan sistem, dijital kimliklerin oluÅŸturulmasını, izlenmesini ve korunmasını daha verimli, kullanıcı dostu, güvenli ve dolandırıcılığa daha kapalı hâle getiriyor” diye cevaplanıyor bu suâl.
Damarlarınızda dolaÅŸacak internete baÄŸlı bu nano teknoloji ürünü ile parmak izleriniz, ses, yüz ve iris verileriniz üzerinde bir ID oluÅŸturuluyor. Sonrasında hesaplarınız güvenli(!). Peki ya siz?
Hesaplarınızı güvenlik altına aldırırken beyninizin hacklenmesi için tüm kapıları ardına kadar aralayıp, anahtarı da hırsıza veriyorsunuz. O hırsızın kim olduÄŸunu söylemeye gerek yok deÄŸil mi?
BU PATRONLARI KİM YEDİ?
Medyaya yansıyan bilgilere göre dünya korona ile korkutulurken, Davos sürecinde SAP CEO’su Bill McDermott 10 Ekimde, Renault’un CEO’su Thierry Bollore’nin 11 Ekimde, McDonald’s CEO’su Steve Easterbrook 4 Kasımda, T-Mobile’ın CEO’su John Legere 19 Kasımda, Circle CEO’su Sean Neville 5 Aralıkta, Turvo CEO’su Eric Gilmore 14 Aralıkta, BMW Group’un CEO’su Harald Krueger 31 Aralıkta, Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin 3 Ocakta, Seat’ın CEO’su Luca Meo 8 Ocakta, Boeing CEO’su Dennis Muilenburg 13 Ocakta, IBM CEO’su Ginni Rometty 31 Ocakta, Linkedln CEO’su Jeff Weiner 6 Åžubatta, Credit Suisse’in CEO’su Tidjane Thiam 7 Åžubatta, Tendermint Labs’ın baÅŸkanı Zaki Manian 19 Åžubatta, Walt Disney’in CEO’su Bob Iger 26 Åžubatta, Harley Davidson’un CEO’su Matthew Levatich 2 Martta, Nokia’nın CEO’su Rajeev Suri 3 Martta olmak üzere yaklaşık 1700 büyük ÅŸirketin genel müdürü veya yönetim kurulu baÅŸkanı görevlerinden “kendi istekleri” ile el çektiriliyor.
Görevlerinden el çektirilenlerden biri de, Microsoft’un Yönetim Kurulu BaÅŸkanı, dünyanın en zengini diye pazarlanan Bill Gates’miÅŸ. LSD (Lizerjik asit dietilamidi) bağımlısı Gates istifasından sonra “zamanının tümünü aşı çalışmalarına ayırmak” istediÄŸini açıklamış.
Norveç’teki milyonlarca tohumun saklandığı depoyu da yönetmekte olan ÅŸeytanîlerin Gates’i, Çin’deki korona salgınından sadece 2 ay önce de Davos Dünya Ekonomik Forumunda ilaç ÅŸirketleri ile düzenlediÄŸi salgın tatbikatında, dünyada 65 milyon kiÅŸinin yakında ortaya çıkacak bir hastalıktan öleceÄŸini dile getirmiÅŸ.
O halde ÅŸimdi soralım…
Bu büyük ÅŸirketlerin yöneticilerinin birkaç ay içinde görevlerinden el çektirilmelerinin sebebi ne olabilir? Hangileri hangi stratejik görevlere getirilecekler?
Bill Gates, Çin’de korona görülmeden, koronadan 65 milyon kiÅŸinin öleceÄŸini niçin söyledi? Bu virüsü yayan kuruluÅŸ Bill Gates Vakfı mı? Bu suâllerin cevabı için zamana ihtiyaç var gibi gözükse de, görebilen için belli…
ERKEKLİĞİ YOK EDEN VİRÜS
Kissinger, Bill Gates, David Rockefeller, Waren Buffed gibi isimlerle, Harvard rektörünün evinde yaptıkları toplantı sonrasında açıklama yapan CNN’in patronu Ted Turner, “225 milyon insandan oluÅŸan bir dünya kurguluyoruz / arzuluyoruz” demiÅŸti.
Turner’in cümlesini akılda tutarak, Çin rejiminin resmi yayın organı China Daily gazetesinin Wuhan Tongji Hastanesi yetkililerinin yaptığı testlerle ilgili haberini okuyalım ÅŸimdi de. Gazete, covid19’un da kabakulak gibi erkeklerde kısırlığa yol açtığı sonucuna vardıklarını yazdı. Habere göre Çinli doktorlar, virüsün erkek üreme organlarında hasar oluÅŸturabileceÄŸini, virüsün bulaşıp da iyileÅŸen hastaların sperm kalitesinin ölçülmesi gerektiÄŸi ikazında bulunuyor.
Nüfusun çokluÄŸundan dert yanan iblislerin fizikî ve aklî engeli olanlar, yaÅŸlılar ve doÄŸurgan kadınların ortadan kaldırılması fikrini söyleyip sahnelemeye baÅŸlamalarının üzerinden tam iki asır geçti.
Bu soysuzluÄŸun yeni fikir babası Yahudi Henry Kissinger’in yetiÅŸtirmeleri çok daha ötesini yapıyor. Bugün dünyada üç veya dört evli çiftten biri çocuk sahibi olamıyor. Sizce sebebi ne? Unutmayın, satanist baronlar insanlıktan kurtulmak için her türlü kötülüÄŸe hazır.
Bill Gates liderliÄŸinde yürüttükleri aşılama bundan sonra yeni laboratuvar yapımı virüs salgınları ile sürecek. Kendi tedbirlerini alamayan devletlerin iÅŸi çok zor.
Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilatına göbekten baÄŸlı mevcut saÄŸlık politikaları, tıpçılar ve bilim kurulları ile bu iÅŸ daha ileri taşınamaz ve kalıcı tedbirler alınamaz. Türkiye ivedi olarak ilaç ve aşı politikalarını deÄŸiÅŸtirmek, geleneÄŸe dönmek, Osmanlı usulü aşı ve serum üretmek, bitki tabanlı ilaçlara geri dönmek zorunda. Aksi halde ne bu soyguna para yeter, ne de baÅŸkasından medet umarak salgınlardan korunulabilir.
Meselelerin sadece tıbbî olmadığı; ilmin, siyasetin, aklın ve tıbbın bir arada çalışmak mecburiyetinde olduÄŸunu görmek zorundayız.
DSÖ’YE GÜVENEBİLİR MİYİZ?
14 Ocak 2020’de virüsün insandan insana bulaÅŸtığının bir delili olmadığı yönünde twit atan DSÖ, bir ay sonra kendi koyduÄŸu kâideleri yok sayarak, pandemi ilan edecek kadar çılgın bir taÅŸeron. Åžeytanîlerin maskarası bu kurum, ÅŸimdi de aşıların hazır olduÄŸunu söylüyor.
“Kılavuzu karga olanın…” diye meÅŸhur bir sözümüz vardır. İşte DSÖ’ye güvenmek de böyle bir iÅŸ. 2009’da domuz gribi palavrası piyasaya sürüldüÄŸünde DSÖ BaÅŸkanı Dr. Margaret Chan, ABD nüfusunun yüzde 40’ının domuz gribinden etkilenebileceÄŸini, dünyada ise yüzbinlerce hatta milyonlarca insanın öleceÄŸini söylemiÅŸti.
Devreye giren Dünya Bankası domuz gribinin maliyetinin 3 ila 4,4 trilyon dolar arasında olduÄŸunu, beklentide 142 milyon, iyimser rakama göre ise 70 milyon kiÅŸinin öleceÄŸini söylüyordu. Türkiye’de ise dönemin SaÄŸlık Bakanı, “EÄŸer domuz gribi aşısı yapılmazsa 21 milyon kiÅŸi hastalanacak ve 5 bin 300 kiÅŸi hayatını kaybedecek” demiÅŸti. Eski bir saÄŸlık bakanı ise görevdeki bakan için “İzlediÄŸi strateji doÄŸru deÄŸil; Azrail’in Türkiye temsilcisi gibi konuÅŸuyor” diye göstermiÅŸti tepkisini. HırçınlaÅŸan bakan, politikalarını eleÅŸtiren eski bakanı dövmeye bile kalkışmıştı. TBMM kürsüsünden bu fakirin adı da zikredilerek halk saÄŸlığını tehdit ettiÄŸimiz ilan edilip hakkımızda suç duyurusu yapılacağını söylemiÅŸti.
Neticede ne oldu?
Nihayetinde domuz gribi salgınının bir yalan olduÄŸu ortaya çıktı. O gün de okullar tatil edilmiÅŸ, insanlar evlerine kapatılmış, ekonomi büyük hasar almıştı. Bugün ile o gün arasında hiçbir fark yok. Yani film 2005’de kuÅŸ gribi, 2009’da domuz gribi olarak vizyona girmiÅŸti. 2020’de ise yeniden giÅŸe yapmaya baÅŸladı ve bu kez eski tecrübeden hareketle daha profesyonelce ilerliyorlar. ErdoÄŸan o gün “Ben aşı olmayacağım” dedi. DSÖ BaÅŸkanı da aşı olmadığını ve olmayacağını aÄŸzından kaçırınca oyun bozuldu.
BİYOLOJİK SİLAHLAR NİÇİN KULLANILIR?
Medya, finans kaynakları, yeraltı ve yerüstü zenginlikler, ilaç, aşı, tohum gibi alanların hâkimi, çoÄŸunluÄŸu satanist baronların çok sayıda gizli ajandası var. Ne yazık ki, günümüzde biyo-nanogenetik silahların riskleri konusu yeterince ve doÄŸru bir ÅŸekilde gündem yapılmadığı için toplum, bürokrat ve siyasetçiler bu gerçeklerden yeterli düzeyde haberdar deÄŸil.
Bu gizli ajandaları detaylandırdığımızda manzaranın korkunçluÄŸu daha iyi anlaşılacaktır.
Bu satanist kiÅŸi ve yapılar, büyük kitleleri siyaset, ticaret, kültür, sanat ve dinî hayat gibi alanlardan uzak tutmak istiyor. Bunun için de insanlığın sıhhatinin bozulması en öncelikli hedeflerdendi ve büyük nispette muvaffak oldular. Bir diÄŸer hedefleri, nüfusun azaltılması için kitle ölümlerine yol açmak.
PROGRAMLANABİLEN GENLER DEVRİ
Biyo-nanogenetik ilminin geldiÄŸi nokta, tarihte benzeri belki de hiç görülmemiÅŸ bir silah ve harp biçimi ile karşı karşıya olduÄŸumuzu gösteriyor. Büyük çoÄŸunluk ve üniversiteler, mevzunun tehlikeli yönünden ziyade, bize anlatılan ‘hastalıkların önlenmesi’ ÅŸeklindeki maske boyutu ile ilgililer. HoÅŸ, önlenen bir hastalık ÅŸöyle dursun, aksine kartopu gibi artan ve büyüyen hastalıklar ortada iken, kimse ÅŸer amaçları maskeleme için kullanılan bilim ve bilimsel yalanlardan söz etmiyor ya da umursamıyor.
Bu gerçeÄŸi Lancet Dergisi editörü Richard Horton, Chatham House’un aÄŸzından ÅŸu birkaç cümle ile özetliyor: “Bilimsel yayınların çoÄŸu yalan. SaÄŸlam olmayan yöntemlerle sonuçlara varılıyor. Tıp Dünyasında iÅŸler çığırından çıktı. Literatür, istatistikî peri masallarıyla kirletildi.”
Artık ÅŸartlara baÄŸlı olarak ‘kendini yok eden genler’ adı verilen geliÅŸme ile organizmalar belirli bir çevrede önceden belirlenen miktarlarda kopyalandıktan sonra tamamen yok olacak biçimde programlanabiliyor. Rekombinant DNA teknolojisi ile de ilaç ve aşılar saatli bombalar gibi programlanan zamanlarda aktif olabiliyor.
Bu sayede enfekte olmuÅŸ arazi, belirli bir zaman sonra güvenli bir biçimde iÅŸgal edilebilecek ve yahut kodlanmış ilaçlarla hapı yutanlar -yani ilaç ÅŸeklinde verilen genetik saatli bombanın devreye girmesi ile- yok edile(bile)cektir.
Bundan sonra ya daha karanlık bir çaÄŸa gireceÄŸiz yahut da kurtuluÅŸa ramak kaldı. Karanlığa doÄŸru sürüklendiÄŸimiz kesin. Ama ümitsiz hiç deÄŸiliz. Korkmaya gerek yok. Çünkü yeryüzünde tek söz sahibi bu haydutlar deÄŸil. İyilik ölmedi, iyiler ise tümden sahadan çekilmiÅŸ deÄŸil. Yeter ki, bu iblislerin bilim dinini sorgulamayı öÄŸrenin, gerisi çorap söküÄŸü gibi gelir.
İstikbal İslam’ındır! Vesselam!
Yazar: Can Kemal Özer |
23-03-20 |
||
| E mail: gercekhayat.com.tr | Tweet | ||