HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 623
Yazar: Ergün Yıldırım
EHLİ SÜNNET VE'L CEMAAT TOPLUM SÖZLEŞMESİ

EHLİ SÜNNET VE'L CEMAAT TOPLUM SÖZLEÅžMESİİslam toplumlarında en önemli kırılma fay hatlarının başında mezhepler geliyor. Bundan dolayı toplum tarihimizde mezhepçilik etrafında bir çok çatışma ve bölünme yaÅŸanmıştır. Mezhepler çatışmaya yol verdiÄŸi zaman buna “fırkacılık” denmiÅŸtir. Kur’an’da “dininizi fırka fırka etmeyin”, yani parça parça hâline getirmeyin denir. Bir açıdan mezhep sosyolojisinde hem fırkacılık hem de fırkalar(çoÄŸulculuk) vardır. FarklılaÅŸma yani fırkalaÅŸma zaman zaman atomik çoÄŸulculuÄŸa yol vererek toplumu bölük pörçük hale getiriyor. ÇeÅŸitli çatışmalar baÅŸ gösteriyor. Hatta ilk toplumsal çatışma da mezhep etrafında ortaya çıkmıştı( haricilik bir açıdan budur). Batınilik düÅŸüncesinin etkisiyle beraber bu çatışma ve atomik çoÄŸullaÅŸma büyük toplumsal yaralara yol açtı.

Mezheplerin toplumdaki bu önemli rolünden dolayı “ilmul Tabaakat” adı verilen bilimsel çalışmalar önem kazanmış. Bu çalışmalar aracılığıyla hem çatışmaları anlamak hem de ümmeti mevcut gerilimlerden kurtarmak çabasına giriÅŸilmiÅŸtir. İbn Hazm, BaÄŸdadi, Åžerahsi gibi ilim adamlarının çalışmaları bu alanda çok önemli baÅŸarılar ortaya koymaktadır. Sonuçta İslam toplumunun 72 fırkaya bölüneceÄŸi ve bunlardan birisinin toplumu kurtuluÅŸa götüreceÄŸi yaklaşımı, bir hadis-i ÅŸerife dayandırılarak çözüme varılmaya çalışılır. Fırkayı Naciye, fırkalaÅŸma ile gelen derin atomik parçalanma ve çatışmayı aÅŸmaya yönelen bir giriÅŸimdir. ÖrneÄŸin BaÄŸdadi, 71 fırkanın toplum tarihindeki tezahürlerini tek tek gösterir ve sonuçta bunları Fırkayı Naciye ile sonuçlandırır. Böylece Fırkayı Naciye tezi, fırkacılıkla baÅŸa çıkan ve İslam toplumsal bütünleÅŸme iÅŸlevini gören çok önemli bir tez haline gelir.

İslam tefekkürü Fırkayı Naciye yaklaşımı ile mezheplerle gelen çatışma ve parçalanmayı aÅŸacak bir temel geliÅŸtirir. KurtuluÅŸu üstlenen fırkaya aidiyet bilinci, toplumu yeniden vahdete götürecektir. Yine Fırkayı Naciye, Ehli Sünnet vel Cemaat olarak yorumlanır. Böylece Ehli Sünnet vel Cemaat, İslam ümmetinin mezhepler üzerinden giderek geliÅŸtirdiÄŸi bir toplumsal sözleÅŸme rolünü üstlenir. Çünkü Ehli Sünnet vel Cemaat kavramının hermenötik baÄŸlamı ve içinden çıktığı sosyoloji müktesebatı bize ciddi anlamda bir toplum sözleÅŸme tezini sunuyor. Hem ontolojik(itikadi) hem de sosyolojik tarihe dayanan bir sözleÅŸmedir bu. Alimlerin çalışmaları, tezleri ve yaklaşımlarıyla geliÅŸtirdikleri bir sözleÅŸmedir. Ümmetin kahir ekseriyetinin yaÅŸadığı sosyolojiyle geliÅŸtirdikleri bir sözleÅŸmedir. Bu toplum sözleÅŸmesini kavramak, içine düÅŸtüÄŸümüz mezhep çatışması ve parçalanmasının üstesinden gelmemiz açısından hayati bir öneme sahip.

Bu tez mezhebi olmasına raÄŸmen mezhepçi deÄŸildir. Mezhepsel olması onun mezhepler içindeki çatışmalardan geliÅŸerek doÄŸmasından kaynaklanır. Mezhepçi olmaması, diÄŸer mezhepleri top yekûn tekfirle ele almaması demektir. İndirgeme, tekfir ve parçalanma sorunlarını aÅŸan bir üst aidiyet boyutuna sahiptir. Bu toplum sözleÅŸmesi salt metinsel ya literal deÄŸildir; sadece alimlerin çalışmalarına dayanmıyor. Ciddi manada ümmetin tarihsel ve sosyolojik birikimlerinden geliyor. Ümmetin çalkantılar ve çekiÅŸmeler sonucunda bulduÄŸu bir uzlaÅŸma yoludur. Bundan dolayı bir kitabi çözüm kadar bir toplum/ümmet iradesinin çözümüdür.

Ehli Sünnet vel Cemaat, devamlılığı ve dayanışmayı önceler. Peygamber’in tecrübesi ile ortaya konulanlar ve bunun etrafında ümmet çoÄŸunluÄŸunun cemaat haline gelerek sergilediÄŸi dayanışma, uzlaÅŸma ve kapasitedir. Sünnet tarafı Allah’ın kelamını ve Peygamber’in sünnetinin alimlerimiz ve ilk Müslüman kuÅŸak tarafında “gelenek” haline gelmiÅŸ biçimini anlatır. Cemaat tarafı ise icma-i ümmeti yansıtır. Ehli Sünnet ve Cemaat, hem doktrini hem sosyolojiyi, hem esasları hem de bu esasların ümmet nezdindeki ittifakını temsil eder. Nitekim bu yaklaşım bir çok farklı öÄŸeleri İslam esasları içinde bütünleÅŸtirmeye, kucaklamaya ve yeniden yorumlayarak “İslami hale getirmeye” çalışır. Gazali’nin çabası bu konuda tek başına yeterlidir. Gazali, gerektiÄŸinde sıkıntılı dönemlerinde Mutezile gibi diÄŸer mezheplerden yararlanmalıyız diyerek Ehli Sünnet’in bu kucaklayıcı ve uzlaşıcı tutumuna iÅŸaret etmektedir. Bir açıdan Ehli Sünnet, bir “mezhepler kolasiyonu”dur. İcma-i ümmetin mezhepler baÄŸlamındaki tezahürüdür.

Ebu Hanife, İmam-ı Azamdır. Yani büyük imam. Çünkü Ehli Sünnet’in ilk usulünü ortaya koyar. Bundan dolayı da bu yöntemine Fıkh-ı Ekber denir. Yani büyük anlama, büyük fehmetme, büyük kavrama… Çünkü sözleÅŸmenin temel ilkelerini gösteriyor. İman ve amel farklılığı, tekfirden uzak durma, sabır teorisi, irca yaklaşımı… Bütün bunlar siyasetin toplumsal yanıyla alakalı. Yani Cemaat üzerine sünnetin bakışını ortaya koyar. İtikat, siyaset ve tekfir iliÅŸkilerinde Orta Yolu anlatır.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ergün Yıldırım
19-08-20
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
EHLİ SÜNNET VE'L CEMAAT TOPLUM SÖZLEŞMESİ
Online KiÅŸi: 62
Bu Gün: 430 || Bu Ay: 6.409 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.772 || Toplam Tıklanma: 58.632.311