
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 503 |
Biz kendimize göre bir din uydurduk.
Allah’ın dini; yeri göÄŸü, ölümü ve hayatı açıklar, ama bizim yaÅŸadığımız din karı koca, gelin kaynana arasındaki ihtilafı bile çözmüyor. YaÅŸadığımız din, biraz atalarımızdan bozula bozula gelen, biraz bugünkü heva ve heveslerimiz, biraz da gelecek hayalleri ile uydurduÄŸumuz bir din. Oysa Allah’ın dini, biz daha ilk yaratılış zamanında bizim için seçtiÄŸi din olarak İslam’dı.. O seçilen din, bizim aklımızla vicdanımızı barıştıracak, bunun sonucu insan insanla, insan tabiatla ve insan fıtratla barışacaktı. Bu barış bizi Allah’la barışa götürecektir. Biz ise bugün sanki İslam dünyası olarak büyük ölçüde Allah’la savaÅŸtayız.
Başımıza gelen belalar, büyük ölçüde Åžeytanın hilelerinin ya da Åžeytanın dostu olan düÅŸmanlarımızın hilelerinin keskinliÄŸinden çok, kendi zaaflarımızdan, günahlarımızdan kaynaklanmaktadır.
Karanlığa küfretmeyi bırakalım, Allah rızası için kalkıp bir mum yakalım. Zira karanlık aydınlığın yokluÄŸudur.
Åžunu unutmayalım: İman ettim demekle yakamız bırakılmayacak. Hatta Müslümanlık diye yaptığımız birçok ÅŸey Allah’a ve O’nun dinine iftiradır.
Vay o namaz kılanların haline ki, onlar yetimin hakkını yerler. O yetimi horlar ve aşağılarlar, malına zarar verir ve ona el koyarlar, onu iradesi dışında birilerine nikahlarlar. Vay onların haline.
Hele bir de bunu Müslümanlık olarak, ataları adına yapmazlar mı! İşte bu Allah’ın gücüne gider.
Birileri nasıl cennete gidecek ya da cehenneme gidecek, iÅŸte böyle. Bunlar hep birer imtihandır.
Kim kime Hak ölçüleri dışında, rızasına aykırı bir ÅŸey dayatırsa, bu İlah’lık ve Rab’lik iddiası olur. Allah’a isyandır. Allah bize “raina demeyin, unzurna deyin” buyurdu. Din büyüklerimizi, devlet büyüklerimizi, aile büyüklerimizi İlah ve Rab edinmeyeceÄŸiz. Onlar bir ÅŸey dediklerinde, eÄŸer, onlar üzerinde düÅŸünmeden o ÅŸeyi kabul ya da reddetmek zorunda hissediyorsanız kendinizi, o iÅŸi isteyenler ve o talebe gönül rızası ile razı olanlar İlahlık ve Rablik taslamış, öteki de ona boyun eÄŸmiÅŸ olur. Allah’ın laneti de onların üzerinde olur. Bu ÅŸirktir. İman ile ÅŸirk aynı akılda, aynı kalpte bir arada olmaz.
Gelin yeniden iman edelim.. Allah’ın kitabında bildirdiÄŸi, Resulün bize öÄŸrettiÄŸi gibi. Yoksa Allah adına puta tapanlara döner, dilimizle “iman ettik” derken, iÅŸ olarak Åžeytanın varisi olmuÅŸ oluruz. Onlar sadece bir haram iÅŸlemiÅŸ olmazlar. Hem İslam’ın yüzkarası olurlar ve insanları İslam’dan soÄŸuturlar.
Siyasette de, bürokraside de, adalette de durumumuz çok farklı deÄŸil. Birisi arıyor, İstanbul sözleÅŸmesinin uygulamalarından söz ediyor, Ailesi dağılmış. Biri çocukları ile başı belada. Lisedeki kız Lanzarote’cilerin kucağına düÅŸmüÅŸ. Ötekisinin mahkemede iÅŸi var, bilirkiÅŸinin kiÅŸiliÄŸinden ve iliÅŸkilerinden dert yanıyor.
İstanbul sözleÅŸmesi yokken de sanki halimiz çok mu iyi idi!. Güya o sözleÅŸmeyi sorunu çözmek için getirdiler, ama sonuç ortada, gelen düzenleme giden dönemi aratıyor.
Beladan kaçalım derken daha büyük bir bela ile imtihan ediliyoruz. Çünkü akletmiyoruz. Allah’ın ipini bıraktık, cahillerden ve zalimlerden olduk.
Tevbe etmiyoruz, sabretmeyi, ÅŸükretmeyi bilmiyoruz, adil ÅŸahidler olmuyoruz. Heva ve heveslerimizin, menfaat ve arzularımızın peÅŸinde koÅŸuyoruz.
Bugün İstanbul sözleÅŸmesinden ÅŸikayet edenlerin çoÄŸu, sözleÅŸmenin sonuçlarından yakınıyorlar.
Asıl sorun nereden kaynaklanıyor, temel mesele nedir, onu düÅŸünen yok gibi. Sanki o sorun çözülse her ÅŸey güllük, gülistanlık olacakmış gibi.
Hayır baÅŸka bir sorun çıkacak. Zaten bu lanet olası sözleÅŸmeyi de başımıza birtakım sorunları çözme bahanesi ile “ıslah edicileriz” diye ortaya çıkan “bozguncular” bela etmediler mi!
Bakın gidiÅŸat kötü. Aile çöküyor. Kimse evlenmeyecek bu gidiÅŸle. Kimse çocuk yapmayacak. Evlenenler boÅŸanacak. BoÅŸanmayanlar çile çekecek.
Ev saadet merkezi olmayacak. Aile içi ÅŸiddet ve aldatma ihaneti, terör ve fuhÅŸiyatın temel kaynağıdır. Bakın, birçok ÅŸeyden ÅŸikayet ediyoruz ya, “Biz kendimizi deÄŸiÅŸtirmeden, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü deÄŸiÅŸtirmeyecektir”.
Bunu idrak edene kadar günde 100 kere bunu tesbih gibi çeksek yeridir. Bakın bunu sadece siyaset için düÅŸünmeyin, cemaat, tarikat, kooperatif, ÅŸirket, devlet, millet, ümmet, ne için düÅŸünürseniz düÅŸünün bu böyle. Emanete hıyanet etmeyeceÄŸiz. İşçiler de patrona emanettir mesela. Siyaset emanet ve vekalet müessesesidir. “El emin” olacağız. Yoksa “Allah’ın emaneti”ne hıyanet edenler hainlik etmiÅŸ olurlar ve Allah da hainlere hidayet nasip etmez.
Kadınların mirastaki payı, mihri müeccel ve muaccellerini kendi mi belirliyor. Ve sonuçta o kaynak kendine ödeniyor mu? Çocuklarınız akil-baliÄŸ mi, zeka yaşı ne durumda. Halimiz yaman. İslam cezai ehliyet ve emanet için zeka yaşı, daha doÄŸrusu akıl yaşına da bakar. Allah’ı mı aldatıyorsunuz. Allah olanları görmüyor mu, bilmiyor mu!
Allah zalimlere yardım etmez. Haksızlıklar karşısında susanlara gelince namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmekle yakalarını Allah’ın elinden kurtaramazlar. Onlar dilsiz Åžeytana dönüÅŸür ve gazaba uÄŸrayanlardan olurlar. Åžeytan azapta gerek. Onların kıldıkları namaz da, tuttukları oruç da, gittikleri hac da kabul olmayacak. Tevbeleri de kabul olmayacak.
Åžu mübarek günlerde de aklımızı başımıza toplamayacaksak, ya da bu kötü gidiÅŸat aklımızı başımıza getirmeyecekse ne olacak bizim akıbetimiz. “Din nasihatla kaimdir” derler, ama kimse öÄŸüt dinlemek istemiyor. Çocuklar anne-babalarına “üf” bile demeyeceklerdi, halimiz ortada. EktiÄŸimizi biçiyoruz genel olarak. “Bir musibet, bin nasihattan daha hayırlıdır” derler. EÄŸer aklımızı başımıza toplamayacak, birilerinden “medet umma”ya devam edeceksek, bekleyin göreceksiniz.
“Nush” ile uslanmayanlar nice zamandır, ilahi ikazlarla uyarılıyorlar ama, kimsenin sanki ders aldığı yok gibi. Hep “ötekiler kötü, bizimkiler sütten çıkma ak kaşık, hep bir kurtarıcı bekliyorlar, kendilerini kurtarmakla kalmayacak, zafere götürecek bir “kurmay” ya da “göklerin hazinesinin anahtarı”na sahip bir ermiÅŸ!
Allah’ın ipini bıraktığımız için de sahip olduÄŸumuz her ÅŸeyin bereketi kalkıyor sanki!
“Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız” diye uyaran uyarıcının uyarısına dikkat.
Yarın çok geç olabilir. Selâm ve dua ile.
Yazar: Abdurrahman Dilipak |
11-07-22 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||