HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / DÜNYADA NELER OLUYOR
Okunma Sayısı: 22
Yazar: İbrahim Karagül
İki dünyanın çarpışması: Batı’nın “Coğrafya imhası”, Türkiye’nin “Coğrafya inşası.” İki yüz yıl sonra ilk kez! Ve bunu bin yıl sürdüreceğiz.

EPSTEİN ARŞİVİ İLE ESİR ALINAN DÜNYA LİDERLERİ VE TÜRKİYE KORKUSU“Coğrafya silahtır” söylemini, uzun süredir düşünce dünyamın baş köşesine koydum. Türkiye’ye, yaşadığımız bölgeye, dünyaya bakarken, coğrafyanın gücü ve milletlerin kaderi üzerinden bakmayı ilke edindim.

Buradan görünen fotoğrafın, sadece Türkiye’nin bugününü ve fırsatlarını değil, siyasi tarihin biçimlenmesini, geleceğin şekillenmesini nasıl da formatladığını, önümüze nasıl bir yol çizdiğini gördüm.

Günübirlik tartışmaların ülkesi Türkiye’de, ne yazık ki, yüzyılların şifrelerini barındıran bu bakış açısı yeterince ele alınmıyor. Kolay ve berrak olan bu bakıştan hareket etmek yerine, zihin karartıcı, beyin felç edici labirentler içinde yuvarlanıp duruyoruz. Bugünün Türkiye’sine yön biçerken bu tartışmasız doğruların peşinden pek gitmiyoruz.

TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN: ANADOLU’DAN-KIZILDENİZ’E…

Önceki gün, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı birbirine bağlayacak bir demiryolu mutabakatı imzalandı.

Oldukça kapsamlı, Suriye’nin yeniden inşasını da içeren bu anlaşma, beş yüz milyar dolarlık bir ticaret potansiyelini barındırmanın ötesinde, çok daha kalıcı olan, coğrafya entegrasyonu için dev bir adımdı.

Türkiye ile Basra Körfezi’ni birbirine bağlayan Güney Koridoru projesinden sonra bu proje, Türkiye ile Arap Yarımadası’nı, Kızıldeniz’e kadar birbirine bağlayacak. Türkiye’nin Somali, Sudan gibi, Kızıldeniz’in doğu tarafında yürüttüğü ortaklıklar projesi, şimdi de Arap Anakarası ile bütünleşiyor.

KITALARI VE DENİZLERİ BİRLEŞTİRMEK. BÜTÜN PROJELİRİN OMURGASI BİZİZ!

Böylece, Kızıldeniz-Basra Körfezi-Anadolu ortak bir ekonomik havzaya dönüşüyor. Ekonominin dışında jeopolitik, güvenlik eksenli bir gelecek planlamasının da ilk adımları atılmış oluyor. Artık İran sınırından Doğu Afrika’ya kadar; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi, Hint Okyanusu arasında bir ekonomik havzanın oluşmaya yüz tuttuğunu açıklıkla söyleyebiliriz.

Bu haritayı biraz daha genişletelim: Çin’den Londra’ya uzanan Orta Koridor dünyanın lojistik can damarı olacak. Batı’nın nefes alabileceği belki de tek hat olacak.

Her ne kadar bu koridorun doğusu Çin, batısı Londra olsa da, ana istasyonları Türkistan’dır. Omurgası, bel kemiği Türk Devletleri’dir, bizim coğrafyadır. Orta Asya’dır, Kafkaslar’dır, Anadolu’dur.

İKİ YÜZ YILDIR BU TALANI, BU “İMHA”YI İZLİYORUZ.

Dünyadaki sekiz deniz geçiş koridorundan, kanalından altısı “bizim coğrafya”da. Kara ticaret koridorlarının hemen tamamı bizim coğrafyada. Çünkü Müslümanların yaşadığı coğrafya, yeryüzünün eksenini oluşturuyor. Sadece ekonomik değil, sadece kaynaklar değil dünyanın bilinen jeopolitik, güvenlik teorileri bu kuşağa göre tanımlanmıştır.

Bizler iki yüz yıl, işte bu coğrafyanın yağmalanmasına, parçalanmasına, felaketler içinde boğuşmasına tanık olduk. Batı dünyası, iki yüz yıldır bu coğrafyayı talan ediyor, adeta imha ediyor.

En son Osmanlı’yı parçalayarak, coğrafyaya tam hakimiyet kurdular. Ardından rejimleri, devletleri, liderleri kendileri yönetti. Sömürge ve işgal aynen devam ettirildi.

COĞRAFYA İMHASI, COĞRAFYA İNŞASI. İKİ YÜZ YILLIK ÇARPIŞMA: İSRAİL O GELENEĞİ SÜRDÜRÜYOR.

Avrupa ve sonradan ABD, bu kuşağa hâkim olmanın küresel iktidar olmanın tek yolu olduğunu biliyordu. Bizi o kadar acımasız, ahlaksız, barbarca bir tarihe mahkûm ettiler ki, zihinlerimizi bile dönüştürüp, kendimize bile düşman ettiler.

İşte şu an İsrail, o geleneği devam ettiriyor. “Batı adına” pazarladığı istila ve terörle, büyük coğrafyanın her yerinde yıkımlara yol açıyor. Batı’yı da “sizin için savaşıyoruz” diye kandırıyor, onlar da eski hastalıklarından kurtulup dünyaya gerçek anlamda bakamıyor, coğrafya parçalanmasına devam ediyorlar.

“Coğrafya imhası” ile “coğrafya inşası” arasında iki yüz yıldır kesintisiz bir çarpışma var. Bizler güç kaybettiğimiz için bu iki yüz yıla müdahale edemedik bile.

İSRAİL TARİHİN BU YÜKÜNÜ KALDIRAMAZ. ÖYLEYSE TARİH DE DEĞİŞECEK, COĞRAFYA DA.

Ama artık küresel güç matematiği sarsıcı biçimde değişti. Batı güç kaybederken dünyanın başka bölgeleri güç kazanıyor. Türkiye, bu yeni güç sıçramasının sürpriz ülkesi oldu.

Öyleyse tarih de değişecek, coğrafya da. Öyleyse son iki yüz yılın radikal bir şekilde değişeceği ana geldik. Batı’nın yakıp yıktığı, İsrail’in hâlâ devam ettirdiği coğrafya imhasına karşı Türkiye’nin öncülük ettiği, yollar önerdiği coğrafya inşası arasındaki çarpışmada roller değişecek.

Batı’nın da İsrail’in yıkımı devam ettirme gücü yok artık. Şu an İsrail, Gazze’yi vuruyor… Suriye’yi vuruyor, Yemen’i vuruyor, İran’ı vuruyor. Mısır’ı tehdit ediyor. Türkiye’yi tehdit ediyor.

Türkiye’nin “coğrafya inşası”na yönelik bütün girişimlerine saldırıyor. Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, Doğu Akdeniz’de, Adriyatik’te, Kafkaslar’da, Orta Asya’da Türkiye’ye karşı cepheler kurmaya çalışıyor.

BATI’YI NASIL DA KÖR VE FELÇ EDİYORLAR!

Batı dünyası buna alkış tutuyor, bunun geleneksel sömürgeci tarihi devam ettireceğini sanıyor. İsrail onları kör ediyor, beyinlerini felç ediyor, onlara tuzaklar kuruyor. Çok yanlış bir tarihe sürüklüyor. Sadece İsrail ile bunu devam ettiremeyeceklerini, sadece istila ve savaşlarla bu coğrafyaya yeniden hâkim olamayacaklarını göremiyorlar.

COĞRAFYA İNŞA EDENLERİN TARİHİ BAŞLADI ANADOLU’DAN HİNT OKYANUSU’NA…

Artık Batı’nın böyle bir gücü yok, olmayacak da. Coğrafya imhasına dönük bütün silahları, tezleri, yöntemleri eskidi, tükendi.

İşte şimdi coğrafya inşa edenlerin tarihi başlıyor. Türkiye, onlarca yıldır bölgenin bütün ülkelerini buna çağırıyor. “Ülkelerinizi, milletlerinizi, kaynaklarınızı koruyun, zenginliklerinizin talan edilmesine izin vermeyin” diyor.

“Orta Koridor”dan “Güney Koridoru”na, Demiryolu anlaşmasından Suriye-Lübnan hattının birleştirilmesine, Anadolu-Ortadoğu entegrasyonundan Anadolu-Orta Asya kapılarının yeniden açılmasına, Akdeniz-Kızıldeniz ve Karadeniz-Hint Okyanusu bağlantısına kadar, Orta Asya’dan Afrika’ya kadar, bir ortaklıklar coğrafyasının inşasına tanık oluyoruz.

21. YÜZYILIN EN BÜYÜK PROJESİ: BİR COĞRAFYA KÜRESELLEŞMESİ!

Açık söyleyeyim: 21. yüzyılın en büyük projesi budur. Dünyanın merkez coğrafyasını asli kimliğine, zenginliğine, gücüne, tarihine dönüştürmektir. İnsanlık tarihinin en büyük projelerinden birinin adım adım, ilmik ilmiş işlendiğine tanık oluyoruz. Ve Türkiye bunun baş mimarıdır.

Sadece demiryolu bağlantısı değil, bütün lojistik hatlar, petrol ve doğalgaz boru hatları projeleri de Arap Anakarasında yeniden tanımlanıyor. İsrail’i saldırganlığı, İran’ın istikrarsızlığı tehdidine gören Arap ulusu, zenginliklerini, iki ülkenin de çekindiği Türkiye üzerinden dünyaya açmaya çalışıyor.

Bütün bunlar ideolojik kimlikle sınırlı bir hedef değil. Ülkelerin ve milletlerin yarınlarını güvence altına alma çabasıdır. Ekonomik görünse de güç inşasına dönük hesaplardır. Böyle bir coğrafyada, İsrail gibi saldırgan bir milletin ayakta kalma fırsatı olmayacaktır. Coğrafya onu kabullenmeyecek, kusacaktır.

Bu yüzden, Arap ulusu, “Neden bütün savaşlar Arap topraklarında” sorusunun cevabını iyi tanımlamalı. Türkiye onlara işte bunu söylüyor. Çin Seddi’nden, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar bütün milletlere bir “21. yüzyıl uyanışı” çağrısı yapıyor. “Coğrafya küreselleşmesi”ne dönük, yüzyılları formatlayacak adımlar atıyor.

BİN YIL DAHA BURADAYIZ! VE BU ÇOK BÜYÜK BİR HESAPLAŞMA…

Bizler bin yıldan fazladır bu coğrafyadayız. Binlerce yıl daha burada kalacağız. Sadece deniz geçişleri değil, imparatorluklardan yaşlı şehirler bizimdir ve şu an bize yol gösteriyor. Bu şehirler Batı’nın bütün tarihinden eskidir ve bize akıl öğretiyor. Küçük tartışmalarla harcanamayacak bir tarih aralığını yaşıyoruz. Büyük iddiaların tarihi olacak bu.

Batı’nın “coğrafya imhası” planları ile bizim “coğrafya inşası” planlarımız arasında çok büyük bir çarpışma var. Ve iki yüz yıl sonra, ilk kez bu çarpışmayı kazanacak hale geldik. Türkiye çok büyük bir yol yürüyor. Umarım bunun idrakine varırız.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İbrahim Karagül
11-06-26
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İki dünyanın çarpışması: Batı’nın “Coğrafya imhası”, Türkiye’nin “Coğrafya inşası.” İki yüz yıl sonra ilk kez! Ve bunu bin yıl sürdüreceğiz.
Online Kişi: 24
Bu Gün: 875 || Bu Ay: 7.680 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.754 || Toplam Tıklanma: 58.660.263