
| Kategori : / KADIN VE ÂİLE | Okunma Sayısı: 3329 |
Tramvaydaki orta yaÅŸlı bir hanımın kıyafeti dikkatimi çekmiÅŸti. Yüzünde tedirgin bir ifade vardı ve yorgun görünüyordu. Kıyafeti, yaşını kabullenemeyiÅŸin isyanını taşıyordu. İçim ezildi. Rahatsız etmeyeceÄŸimi bilsem yanına gidip ona, “Hanımefendi, belli ki, hayat sizi zorluklarıyla yormuÅŸ. Yüzünüz yaÅŸamışlığın çizgileriyle güzelleÅŸmiÅŸ. Ama kıyafetiniz bu güzelliÄŸi gölgeliyor. KeÅŸke kıyafetiniz de yaÅŸadığınız yıllarla uyumlu olsaydı. Çok daha anlamlı ve güzel görünürdünüz” demek isterdim.
Modern dünya, daha doÄŸrusu kapitalizm, sunduÄŸu hayatın biçimini, ne yiyip ne içeceÄŸimizi, ne giyineceÄŸimizi, nasıl eÄŸlenmemiz gerektiÄŸini, kısacası bütün alanları, kararı bize bırakmadan en ufak ayrıntılarıyla ayarlıyor. BeÅŸerî zaaflarından hareketle, bir insanı kullanabileceÄŸi son sınıra kadar alternatiflerle oyalayıp posasını çıkarıyor. Sonra da kenara fırlatıp atıyor.
Dev alışveriÅŸ merkezlerindeki tantanayı ve maÄŸazalardaki çeÅŸitliliÄŸi ibretle seyredince ÅŸuursuz bir sürükleniÅŸle güzelleÅŸmek adına nasıl tüketim esiri olduÄŸumuzu görebiliyoruz. Hazları ideal hâline getiren sistemin gönüllü askerliÄŸini yapıyoruz. Bir yanımızla dünyaya geliÅŸimizden muradın, hazlar peÅŸinde koÅŸturmak olmadığını söylesek de, nedense kendimize söz geçiremiyoruz.
Fâni dünyaya ait olanı, istesek de, istemesek de bırakıp gideceÄŸiz. Kabullensek de, kabullenmesek de yaÅŸadığımız yıllar üzerimizde izini bırakacak, saçlarımız beyazlanacak, yüzümüzde çizgiler çoÄŸalacak. HoÅŸumuza gitse de gitmese de Allah bizi hangi fizikî özelliklerle yarattıysa, onlar kabuktaki elbiselerimiz olacak.
EÄŸer ölümlü dünyaya, kalıcı gözüyle bakıyorsak, eÄŸer görüntüde takılıp kalıyorsak, fizikî dünyamızdan her eksiliÅŸ bizi küskünlüÄŸe götürecektir. EÅŸrefoÄŸlu Rûmî Hazretleri, ölümlü dünya için; “gel gör bunun fenâsını, çekme zinhar belâsını” diyor. Bir baÅŸka Hakk dostu da yine bu tür tasalarımızın beyhudeliÄŸini ÅŸöyle dile getiriyor; “dünya anı deÄŸmez ki, cefasın çeker adem”. İbrahim Hakkı Hazretleri, nazarları kabuÄŸun içindekini görmeye yönlendiriyor; “çû sen cisminle sığmışsın cihâna, sanma kim tensin/gönülden içeri gel kim, cihanın cânı sensin”.
Allah dostları, sık sık, gerçek güzelliÄŸi mânâ âleminde bulacağımızı, kabuÄŸun geçici olduÄŸunu hatırlatıyorlar. Pratik hayatta da bunu kendi tecrübelerimizle yaşıyoruz. İçi boÅŸ suret güzellikleri bir süre sonra anlamsız geliyor. Ama gönül dünyası zengin insanların yanında huzur duyuyoruz. Yüzlerindeki nur bizi de aydınlatıyor.
Günümüzde güzellik reçetelerine giderek raÄŸbet artıyor. Kapitalizm, doymak bilmez iÅŸtahasıyla fıtrî özelliklere müdahaleyi hızlandırmış durumda. Kadına yakışanı erkeÄŸe, erkeÄŸe yakışanı kadına yamalıyor. Tabii önceden zihnî altyapısını hazırlayarak. Aksine söz söyleyenleri ÅŸirretlikle susturan söz cambazlarını yetiÅŸtirerek.
Her Allah’ın günü yeni formül ve yöntemlerle hayatın bütünlüÄŸünü parçalayan tavsiyelerden başımız döndü. ÇoÄŸu da saÄŸlıklı ve güzel olarak, ömrü uzatmanın derdinde. Ne var ki, güzelleÅŸmek uÄŸruna harcadığımız zamanların, bizi yaÅŸamaktan alı koyduÄŸunu fark etmiyoruz.
Bizim saÄŸlığa dair çok sade ve anlaşılır reçetemiz var: acıkmadan yememek, doymadan sofradan kalkmak. İç aydınlığımızı yüzümüze yansıtacak ahlâki vasıflar da asıl güzelliÄŸin ölçüsü olmalı.
Yazar: Belkıs İbrahimhakkıoğlu |
07-08-11 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||