HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / TEFEKKÜR
Okunma Says: 5061
Yazar: Ahmet Çelen
ÝSLÂMCILARIN KOPUKLUÐU

Köeyi, iktibas edilmi bir yazyla doldurmak tembellik addedilebilir belki; ama bazen mecbur kalnd da olur. Anlatmak için dört döndüünüz bir meselenin delilini hatralar hâlinde karnzda buluverirseniz ne yaparsnz? te bizim vaziyetimiz budur. Bugün bir kitaptan, adeta bizim daha evvel serdettiimiz fikirler ete kemie bürünsün diye söylenmi sözler alacaz. Mevzu yine slamclk…

slâmclk, öyle bir çrpda halledilip duvara aslacak mevzu deil. Üzerinde daha çok söz söylenecek…

Biz de bu sütunlarda iki yazyla fikirlerimizi beyan etmeye çalmtk: slâmclk: simlendirme ve tarif 1-2.

kinci yazdan birkaç iktibas yapmak istiyorum:

(…)
Tekrar hatrlatalm ki, yaptmz târif mevcudun, yâni bu güne kadar gördüümüz slâmclarn târifi deildir. Gördüümüz slâmclar -maalesef- birçok zaaflaryla bu târifin dnda kalmaktadrlar. Biz onlarn ekseriyetini küfürle mücâdeleden çok, birlikte yaadklar Müslümanlarn “geleneksel slâm” adn taktklar deerleriyle urar bulduk. Bu deerler de öyle az buz deerler deil, düpedüz mezhep ve tarîkatlerdi. (…)

Herkes bilir ki, büyük Müslüman gövde için bunlar çok mühim deerlerdir. Büyük Müslüman kitle, bu yüzden bildik slâmclar bir türlü “kendinden” göremedi. Nasl görsün ki, slâmclar da onlar “kendinden” görmüyordu.

Mevcut slâmclar, dediimiz gibi, kendilerini küfür karsnda mevzilenerek deil, yine kendilerinin isimlendirmesiyle “geleneksel slâm”a kar mevzilenerek ifâde ettiler.

“Batclar bütün siyasî versiyonlaryla geri kalmz slam dinine balarken, slamclar "geri kalmz"dan slam dinini deil, biz Müslümanlarn tarihte dini yanl anlama biçimini, dolaysyla tarihsel miras (türas) ve gelenei sorumlu tuttular.”(Ali Bulaç, Zaman, 08. 09. 2012)
(…)
Bu halleri, büyük kitle nezdinde onlar “kökleri darda” üpheli ve karanlk insanlar olarak gösterdi. Çok da haksz deillerdi. Gerçekten mevcut slâmclarn ilham kaynaklar Müslüman olmalar hasebiyle kökleri belki içeride; ama ülkeleri ve yaadklar tecrübe sebebiyle “darda” saylabilecek kiilerdi. Bunlarn ekseriyeti Türkiye dnda ve müstemleke travmas yaam Müslüman yazar/fikir adamlaryd. Fikirlerinin yaadklar tecrübeden âzâde olabilmesi elbette mümkün deildi. slâmclar bizimle onlarn farkl tecrübelerden geçtiimizi skalayarak onlar fikir ve hareket rehberleri gördüler. Bu sebeple de kendi zeminleriyle bir türlü scak temas kuramadlar.
(…)
Böyle yazmz o zaman.

Elime bir kitap geçti: Davut Özgül’ün “Bir nsan Biriktirdim” isimli hâtrât. (Okur Kitapl, stanbul, 2012) Yazdklarnn hepsine katlmasak da kitapta çok husûsî bilgiler mevcut. Davut Özgül,* slâmclarn köe ba kitaplarnn hepsini okumu ve slâmcl “içerde” ve “içerden” yaam bir kii. slamclk hakkndaki ifadeleri adeta bizim fikirlerimizin delili olmu. Bugün bu köeyi onun bu yoldaki sözlerine tahsis etmek istiyorum. Okuyucularmz evvela yukarya aldmz görülerimize göz atsnlar, sonra Davut Özgül’ün ifadelerini dikkatle okusunlar. Ortaya çkacak olan, görülerimizin birbirinin ispat olduudur.

Bir nsan Biriktirdim’den:

1981 ylnda ilk kez ktibas dergisi ile tantm. Daha sonra baz kitaplar okumaya baladm. Seyyid Kutub’u, Ali eriati’yi o yllarda tandm. Okulda hocalarmzn genel anlamda tavsiye ettikleri kitaplar bu çerçevedeydi. O günlerde pek sorgulamadk ama tek yönlü bir okumann doru olmadn imdi daha iyi anlyoruz. Keke o gün baka insanlar da okuma ansmz olsayd. Sa ve sol tabir edilen dünyann beslendii kaynaklar  biz de okuyabilseydik. Çünkü o okumalar 20 sene sonra yapnca, buruk bir acyla birlikte geç kalmlnz hissediyorsunuz.

Okulumuzda bulunan hocalarmzn büyük bir çounluu o günün tek anlay olan MSP gelenei içinde düünen insanlard. Farkl düünen neredeyse yok gibiydi. ran nklab ve daha önce etkisini sürdüren hvan- Müslimin hareketi de dikkate alndnda mam Hatip okullarnn neden bu damara yasland daha iyi anlalyor. (s. 62)

Buraya kadar anlattklarm ve henüz anlatmadklarm anlalr klacak olan bir süreci daha anlatmam gerekiyor. ran slam nklâb sonrasnda daha da hz kazanan bu sürece bir yönüyle “80 Kua slamcl” da diyebiliriz. Çok ksa ve ana hatlar ile süreci, kendimi, kuam tanmlamam; hal-i pür melalimizi anlatmam gerekiyor.

1980’li yllarda kendini iyice hissettiren Müslüman camiann bilinçlenmesi 1970’li yllarda balayan tercüme hareketiyle oldukça ilgilidir. 1960 darbesi sonrasnda yeniden ekillenen Türk siyasal yaam içinde slamclk 70’lere geldiinde Msrl slamc yazarlardan ve onlarn ana çats olan “hvan- Müslimin” hareketinden fazlasyla etkilenmitir. MSP hareketi bu anlay içselletiren adeta bütün Müslümanlarn da benimsemesine katk salayan bir siyasi yap oldu o yllarda. hya Yaynlar da yapt çevirilerle bu sürece önemli katk salayan yaynevlerindendi.

Ülkemizde “Gelenekçilik” eklinde nitelendirilen Müslümanca yaay ve tefekkür biçimi bu süreçte ciddi olarak sorgulanm, sorgulanmakla kalmam adeta tu-kaka ilan edilmitir. Bu süreçte slam yeniden kefetmek gibi büyük bir iddia ile hareket edilmitir. Hasan El Benna, Seyyid Kutub, Mevdudi, Ali eriati, A. Udeh, S. Havva, Seyyid Ahmet, Reit Rza, Muhammed Abduh vb. zevatn eserleri o yllar hayata bakmz belirleyen eserler oldular. O günlerde hayat keskin çizgilerle yaamak, toplumda farkl olduumuzu ihsas etmek en ideal ve doru olan yaam biçimiydi. Hemen her ey tevhid-irk balamnda ele alnyordu. Ciddi bir ayrtrmay da beraberinde getiren bu anlay, tercüme eserlerden besleniyordu. 80 kuann slamcl en yakn akrabasn, anne ve babasn dahi yeri gelince mürik (Allah’a e koan) olarak adlandrmaktan imtina etmedi. Dil, üslup ve iletiim oldukça keskin ve de sorunluydu. Bizden daha iyi bilen yoktu adeta. En dorusunu biz bilirdik. Halk deitirmek, toplumsal yapya müdahale etmek, kar duranlar mürik veya taut ilan etmek o dönemde iten bile deildi.
(…)
Ayaklar yere basmayan, fevriliin hâkim olduu bir süreçti bu süreç. 80 kuann zihnî refleksleri bu ortamda ina oldu. Kendi göbek bamz kendimiz kesmek istiyor, alabildiine kitabî ve yapay bir dil kullanyorduk. Allah’n kitab bizim kuan müdahalelerine mahkûm edilmiti  adeta. Kitaba yaslanarak Allah adna yarglayan birer yargç olmutuk nihayetinde. Tarihsel birikim, gelenek vb. insanln ortak haslas bu süreçte göz ard edildi. Sürekli bir biçimde Kur’an ve sünnet diyorduk ama Müslümanlarn bu kaynaktan mülhem oluturduu devasa gelenei yok sayyorduk. Kullandmz dil alabildiine soyut, alabildiine kitabî ve içinde yaadmz topluma alabildiine yabancyd.

Bu süreçte ortaya koyulanlarla edindiimiz birikim, dürüstçe söylemek gerekirse  sadra ifa eyler deildi. slam aacna tutunan ama meyve vermeyen dallar gibiydik. Tercüme eserler bir yönüyle bize katkda bulunurken, bir dier yönüyle bu toplumda var olan zeminimizin de kaybedilmesi anlamna geliyordu. O yüzden kimselerle anlaamyorduk. Bu süreç kendimizi, kimliimizi, ne olup ne olmadmz test etmek bakmndan belki de yaanmalyd. Yaand da. Nihayet 28 ubat sürecinde ciddi bir mukavemetle karlatk. Bu karlama, çözülmemizi, zihnî karklmz, toplumsal anlamda toplumu deitirecek ciddi argümanlardan mahrum olduumuzu da ortaya koyan bir süreç oldu. 28 ubat slamc camiaya adeta “kral çplak” dedirtti. Çplaklmz saklamak yersizdi. Belki de açk yüreklilikle bunu itiraf etmek, bata kendimiz olmak üzere, srasyla incitip hrpaladmz insanlardan helallik dilememiz gerekiyordu. Bunu henüz yapabilmi deiliz.

80 Kuann bilgilenme kaynaklarnn niceliksel fazlal beraberinde bir aldanmay da beraberinde getirmiti. “Beyaz Saray” olarak da bilinen kitabevlerinin bulunduu kültürel çevre, kitaplara olan talebi gördükçe yeni kitaplar tercüme etmeyi geciktirmiyordu. O heyecanl süreçte yaplan tercümelerin kalitesini sorgulayacak kimsecikler de yoktu. slam sürekli idealize eden, tercüme ettikleri kitaplarn sahiplerine dair yeni menkbeler üretip onlar mistifike eden yaynevleri, oluan atmosferden oldukça memnundular. Ticari faaliyetlerini slami faaliyet gibi takdim eden çou yaynevi o süreçte nice Müslüman insann zihninin yaralanmasnda pay sahibi oldular.

(…)O günlerde okuduklarmzla oluturduumuz bilinç, Türk toplumu ile aramzda derin uçurumlar açmamz hzlandrd desek yeridir. Zeminimizi kendi ellerimizle, cehaletimizden dolay kaybetmitik. (…)

Türkiye slamclar, yani bizler, yani ben bu süreçte ciddi anlamda hatalar yaptk. Aradan geçen çeyrek asrlk bir zaman dilimine ramen hâlâ aklselim ile düünemiyor, yapacamz her yeni eyde eskinin sorgulanmayan ama mistifike edilen anlaylarn önümüze bir set gibi koyuyorsak sorunun ciddiyeti ortada demektir.

Bu sorunlu ve skntl anlaytan iki deil üç talakla boanmak gerekiyor. (s. 76-79)

Fazla söze hacet var m?

*Davut Özgül, 1966 ylnda Bozova anlurfa’da dodu. lk, orta ve lise tahsilini Nizip-Gaziantep’te tamamlad. 2003 ylnda Diyanet leri Bakanl’nda imam-hatip olarak göreve balad. 2003 ylnda stanbul Üniversitesi lahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. stanbul l Müftülüü Yayn Kurulu üyelii yapt. Ayrca sahaflkla da urat. Yazarn yazlar 1985’ten bu yana çeitli dergi ve gazetelerde yaymland. lk ve tek kitab Bir nsan Biriktirdim’dir. 5 Ocak 2013 tarihinde stanbul’da vefat etti. Yazar dört çocuk babasyd.

Yazar: Ahmet Çelen
12-05-13
E mail: ahmet_ar@dogrulus.com
Yazar Hakknda Bilgi ve Dier Yazlar
 
 
Yorumlar: 5
Ne fark eder
1970 lerden bu güne ne deðiþti?
Tarih : 13-05-13

Manevi susuzluktan kývranan insanlar 1970 li yýllarýn Türkiyesinde susuzluklarýný gidermek için çareler arýyorlar. Ne yazýk ki pýnarlar kurutulmuþ, insanlar çaresizlik içersinde. Saða bakýyorlar mezhepsizliðini siyaset postuna büründürmüþ bir yapýlanma, sola bakýyorlar batý mahreçli sosyal demokrasi. Size þerbet sunuyorlar; "Ýçin için susuzluðunuzu giderin" diyorlar. Ancak bir ses....belki kýsýk ama güçlü bir ses, gönül tellerini titreten bir ses , gönül bahçesinin bülbüllerinin sesi . Hakikate susamýþlarý hatadan korumak için canhýraþ feryat ediyorlar; "Ey hakikate susamýþ insanlar, aldanmayýn size hakikat diye sunulanlara ! onlar zehirdir. Kulak verin bu sözlere, (agah ve mütenebbih olun. ! )" Zahire aldanmayýp hakikat bülbüllerinin sözlerine itibar edenler zehirlenmekten kurtuldu, piþmanlýk yaþamadýlar . Fakat nedense hakikat bülbülleri tekrar feryat figan içersindeler; "Müslüman bir kere ýsýrýldýðý delikten ikinci kez ýsýrýimaz " diyorlar. Hakikat baðýnýn bülbüllerinin ikazlarýnýn doðruluðuna tarih ve 1970 li yýllarýn nesli þahittir. Davut Özgül ün "Bir Ýnsan Biriktirdim" isimli kitabýnda yer alan sözler, o neslin itirafýdýr. Selam ve muhabbetlerimle.

 
Mustafa Özgen
Teþekkür
Tarih : 13-05-13

Haricilik Hz. Ali’ye karþý huruç eden bir topluluðun ismi olmaktan çok, eðitimsizliðin körüklediði idraksizliðin, þuursuzluðun ve Allah’ýn rahmetinin bolluðuna güvensizliðin oluþturduðu bir ruh halinin ismidir. Cennete daha fazla insan girerse kendine daha küçük parsel düþeceði, belki de Allah’ýn “Rahim” sýfatýndan alýnacak payýn azalacaðý endiþesinin tezahürüdür. O ruhun sahibi, baþta Hz. Ali olmak üzere birçok sahabeyi tekfir etmekten kaçýnmadýðý gibi bu gün ayný yoldan gidenleri de tekfir edip cennetin dýþýnda býrakma kaygýsýný taþýr, düþünce zenginliðini tefrika olarak görüp herkesin kendisi gibi düþünmesini ister çünkü ya farklý düþünecek kadar kapasiteli deðil, ya da kasýtlý olarak bölme gayesi vardýr. Deðerli yazar, nefis bir aþure tatlýsý lezzetindeki yazýnýza teþekkür niyetiyle biraz tarçýn eklemek istedik. Elinize saðlýk, kelimelerinize bereket.

 
Yakup BAYRAK
AYNA
Tarih : 13-05-13

Bu yazý eski ulaþtýrma bakanýný çok haklý çýkartýyor.

 
Ý. TUNCER
Muhasebe yapabilmek
Tarih : 13-05-13

Sanýrým bütün zamanlardaki en büyük eksikliðimiz, Allah rýzasý için kendimizi ve bizimle olanlarý bizim dediklerimizi insaflýca eleþtirememek. Bu hastalýklý bir durumdur. Malesef bu anlayýþ gün geçtikçe dahada sýkýntýlý bir hal almaktadýr.Mutlaka birilerinin büyük bir vazife þuuruyla bu gidiþata dur demesi lazým. gerek yazarak gerek söyleyerek.Etrafýmýzdaki niteliksiz kalabalýklara bakarak her þeyi mükemmel yaptýðýmýzý sanmak kolaycýlýktýr.Bu gün her zamankinden daha çok ihtiyacý var ümmetin,Sünneti Rasulullahý bihakýn yaþayan ve bunu yüksek sesle günümüz insanýna anlatabilenlere.Ýçine kapanarak teblið mümkün mü?At izinin Ýt izine karýþtýðý bu günlerde her konuda hakký haykýracak,sünnetin bir milim saptýrýlmasýna fýrsat vermeden anýnda cevap verebilecek iyi yetiþmiþ donanýmlý kaç ilim adamýmýz var acaba?Herkesin kendi konumunu koruma derdine düþtüðü ve hakikatlarýn adeta hiçe sayýldýðý böyle bir zamanda her alanda kopukluklar devam edecektir.

 
Uðurlu
Neslimizin serencamý
Tarih : 12-05-13

Hakîkat arayýþýnda olanlarýn, olduðunu iddia edenlerin ya da bir vakitler o caddeden geçenlerin düþünce vadisinde esen kendine göre çýkýþ yolu aranan bir mesele. Rasülüllâh (sav), Sahabe, Silsile-i saadat'a baðlý olmayan bir yol nasýl yol olur. Olsa olsa çýkmaz yol olur.

 
ÝSLÂMCILARIN KOPUKLUÐU
Online Kii: 22
Bu Gn: 144 || Bu Ay: 6.126 || Toplam Ziyareti: 2.929.332 || Toplam Tklanma: 58.622.743