HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / YAZI VE YAZMAK ÜZERİNE
Okunma Sayısı: 122
Yazar:
OKUMADAN YAZMAK KİŞİYİ TÜKETİR

Türkiye 2. Genç Yazarlar Kurultayı’nın ikinci günü 11 Eylül 2018 tarihinde 09:30’da başladı.

2007 yılında yayınlanan “Yerlere Göklere“ adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın öykücüsü seçilen, son dönem edebiyatımızın en önemli öykü yazarlarından Abdullah Harmancı  “Aslında ne yazıyoruz” konu başlığında bir konuşma yaptı.

Genç yazarların büyük bir ilgi ile dinlediği Harmancı; edebiyata dahil olma sürecini anlatırken şunları söyledi: “Anadolu’da büyük çoğunlukla yerel basına yazarak edebiyata dahil olunur. Ben de önce yerel basına sonra şiir yazarak edebiyata dahil oldum. Herkese bir marifet verilmiş, bir yeteneğin içinde doğarız. Böyle olunca zaman içinde kendi yeteneğinizi keşfediyorsunuz. Bu bağlamda size hangi yetenek verildiyse bunu en iyi şekilde yapmalısınız. Yeteneğinizin bedeli onu icra etmektir. Bir meslekte ısrar eder de uzun zaman orada sebat ederseniz başarılı olursunuz ve insanlar size değer vermeye başlarlar.”

Yazı hayatına şiirle başlayıp öykücülükte karar kıldığını söyleyen Harmancı; “Öykü, hayata doğrudan bağlanan bir edebi türdür. Gerçeklik duygusu yaratmadan iyi bir öykü yazamazsınız. Peki, bu gerçeklik duygusunu nasıl yaratacaksınız? Okuduklarımız ve yaşadıklarımız bize bir fikir verir. Edebi değeri olan bir öykü nasıl yazılır, bunun cevabı hayatın içinde olan ve ancak o hayat bilgisine vakıf insanların bildiği detayları metne yansıtarak yazılır.”

Konuşmasında, Türkiye’de edebiyatın dergiler üzerinden yürüdüğünü, günümüzde de yazar ve şairlerin dergilerden çıktığını ve ilk öyküsünün Dergâh dergisinde yayınlandığını hatırlatan Harmancı, yazma konusunda Mustafa Kutlu’dan büyük destek gördüğünü belitti.

Abdullah Harmancı’nın konuşmasından sonra kurultay, genç yazarlar oturumu ile devam etti.

Oturumu TYB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kurtoğlu yönetti.

Kurtoğlu yaptığı konuşmada kitap tavsiyeleri konusundaki görüşlerini gençlerle paylaştı.

Ne okumalı konusunda sorular sorulduğunu ifade eden Kurtoğlu; “İnsanların hangi tür kitaplarla içli dışlı olması gerektiği kendi meşrebiyle yakın ilgilidir. İsteyen Cemil Meriç, isteyen Necip Fazıl okur. Her okuma, sizlere ayrı bir pencere açacaktır.” diye konuştu.

Bu oturumda söz alan genç yazarlar, “Edebiyatta gelenek, usta çırak ilişkisi, yazmak için hangi kitaplar okunmalı konularında görüşlerini ifade ettiler.

İkinci günün öğleden sonraki bölümünde “İnatçı Leke” eseriyle 2015 TYB Öykü Ödülü’ne layık görülen günümüzün önemli öykü yazarı Handan Acar Yıldız, “Genç Edebiyat” konulu bir konuşma yaptı.

Genç yazarlara çok önemli mesajlar veren Yıldız, bir metnin kalıcı olması ve yarınlara ulaşılabilmesi için mutlaka metnin bir meselesi olması ve bu meseleyi anlatırken iç dökmeye, anıya, hatırata asla dönüşmemesi gerektiğine vurgu yaptı.

Her yazarın  “Yazdıklarımı birileri okuyacak.” düşüncesini hep hatırında tutması gerektiğine dikkat çeken Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsan vücudunun içinde kan ne ise, metinde de dil odur. Bir şair, cümlelerini/dizesini nasıl titizlikle seçiyorsa öykücü de cümle kurarken o kadar titiz olmalı. Burada lirizme boğulmuş öykülerden bahsetmiyorum. Kurgusu ve vurgusu olmayan, lirizme boğulmuş bir metinden söz etmiyorum elbette. Naçizane benim bir öyküyü okurken beklentim budur.”

Genç yazarların sorularını da cevaplandıran Handan Acar Yıldız öykünün nasıl olması gerektiğine dair de şunları söyledi:  Öykünün kısa ve öz olması, çarpıcı bir şekilde hayattan kesitler sunması, zihinde canlandırmaya elverişli olması gerekir.

Kurultayın öğleden sonraki genç yazarlar oturumunu İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı yönetti.  Genç yazarlar yaptıkları konuşmalarda eserlerin yayınlanmasında karşılaşılan zorlukları, yazarlık konusunda yeni yazarlara yol gösteren, onlara tavsiyeler verebilecek bir sisteme ihtiyaç duyduklarını ifade ettiler.

Kurultayın ikinci gününün diğer bir  konuşmacısı olan Hüseyin Akın,  “Okumanın ve Yazmanın Gücü” başlığı altında genç yazarlara açıklamalarda bulundu.

Akın yaptığı konuşmada yazmanın çileli bir yolculuk olduğunu, ancak bir derdi olanın yazma çabası içine gireceğini belirtti

Genç yazarların büyük bir ilgi ile dilediği Akın sözlerini şöyle sürdürdü: “ Okumuyorsan, yazmıyorsan, olup bitenlerin farkında değilsen bir sıkıntı, bir problem yok. Ancak, meseleler karşısında söyleyecek bir sözü olanlar yazar. Yazmazsanız uçup gider, bir kalıcılığı olmaz. Ama yazarsanız da onun bir sorumluluğu, bir kalıcılığı ve muhatap olunurluğu var. Okumak nasıl ki idrak etmek ve anlamayı gerektirirse yazmak da bir bedel ister, yazan bu bedeli ödemeye hazır olmalıdır. Yazmak gerekir, günümüzde dünyada o kadar çok adaletsizlikler var ki, savaşlar, gözyaşı, açlık kıtlık devam ediyor. Ölmeden önce işte bu adaletsizlikler için dünyaya söyleyecek bir çift sözümüz olmalı. Ama tüm bunları yapabilmeniz için çok okumanız gerekir. Okumadan yazmak insanı tüketir.”
 
Genç yazarlara konuşan Mustafa Aydoğan, “Yılında Bugün Konuştuklarımız” kitabıyla TYB’nin 2012 yılın şairi ödülünü almıştı.

Aydoğan gençlere yaptığı konuşmada, okumanın önemli olduğu kadar ne okunmasının da önemli olduğunu söyledi.

Batı hayranlığının devamında Batı edebiyatının da hala devam ettiğini belirten  Aydoğan şunları söyledi:

“Okuma insanların duygu ve düşüncelerinde değişiklik, farkındalıklar ortaya koyar.  Son yüz elli yıldır bu anlamda biz kapılarımızı Batı’ya açmışız. Bugün hemen hemen her evin kütüphanesinde Batılı yazarların çevirilerinden oluşan kitaplar var. Bu durum ülkemizdeki kitap evlerinde de aynı. Önemli Türk yazarların eserlerini bulmak için biraz gayret göstermeniz gerekecek çünkü onlar daha gözden uzak bir yerdedir. Edebiyatın dünyayı değiştireceğine inanan Batılılar bunu bilerek ve planlayarak yapıyorlar.  Ancak bu böyle sürüp gitmemeli, siz gençlere tavsiyem mutlaka Mevlana, Yunus Emre’yi okuyun, dünyaya, olaylara ve insanlara onların gözünden bakmayı öğrenin.”

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar:
12-09-18
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OKUMADAN YAZMAK KİŞİYİ TÜKETİR
Online Kişi: 36
Bu Gün: 46 || Bu Ay: 5346 || Toplam Ziyaretçi: 1134495 || Toplam Tıklanma: 30886083