HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Sayısı: 104
Yazar: Faruk Arslanın Sema Maraşlı ile mülâkâtı
SEMA MARAŞLI: "KADIN YERİNDEN KOPARILIRSA TOPLUM BOZULUR"

SEMA MARAŞLI:

Batı merkezli olarak hemen her ülkeye sirayet eden feminizm, kadınları fıtrat dışına çıkararak tüketiyor, aileleri tek tek dinamitliyor. Kadını metalaştıran ve erkek karşısında güç yarışına sokan kapitalizm ise toplum düzenini bozuyor, insan psikolojisi üzerinde kapanmaz yaralar açıyor. Kadını aile ve toplum düzenine karşı silah olarak kullanan şer şebekelerine karşı örnek mücadeleyi ise yine kadınlar veriyor. Bunlar arasında öncü bir konuma sahip olan Davranış Bilimleri Uzmanı ve Yazar Sema Maraşlı, gazetemize yaptığı değerlendirmelerde kadının toplum nezdindeki müstesna yerine vurgu yaparken “güç” odaklı olarak feminizm ve kapitalizm tehlikesine dikkat çekti. Büyük yankı uyandıran “Güçlü Kadınlar Neden Mutlu Değil?” isimli yeni kitabı üzerine yaptığımız söyleşide, Maraşlı, hem kadınlar hem de erkekler için ufuk açıcı tespitlerde bulundu...

Hedef ‘saliha’ olabilmek

-Kitabınızda vermek istediğiniz mesajı biraz açar mısınız?

Modern dünya kadının önüne güçlü olma hedefi koydu. Kadınlar güçlü olmak için koşturup duruyorlar. Allah ve Rasulü kadından güçlü kadın olmasını değil “saliha kadın” olmasını istiyor. Mümin kadının hedefi “saliha kadın” olabilmek için gayret etmek olmalı.

-Güç konusunda kadın ile erkek arasındaki fark nedir?

Kadın zaten güçlü bir varlık ama gücü erkeğin gücünden daha farklı, daha gizli, daha gizemli bir güç. Kadının gücü yumuşaklığında, merhametinde, şefkatinde, anneliğinde kısaca kadın olmasındadır. Toplumu doğurup büyütmekten daha büyük bir güç olabilir mi?

-Buradaki sorun kadınların maddi güç elde etmesinde mi?

Problem kadınların maddi gücü elde etmesinde değil, güçlü kadın algısında. Erkekle mücadele et yoksa ezilirsin gibi baskılar kadını yarışa itiyor. Ezilme korkusu, baskın olma hatta üstün olma arzusuna dönüşüyor. Erkek sesini yükseltse kadın “eziliyorum” zannediyor fakat kendi çok rahat kocasına bağırabiliyor. Güçlendikçe mutsuzlaşıyorlar, yalnızlaşıyorlar ve öfkeli oluyorlar.

Kadın bozulursa toplum da...

-Kitabınızda kadınlara vermek istediğiniz ana mesaj nedir?

Kitapta sadece kadınlara değil erkeklere de “cinsiyetimize sahip çıkalım” mesajı var. Hak adı altında kadınları erkeklere karşı kışkırtan feministler, kadınları cinsiyet ozelliklerinden soğuttular, rollerinden uzaklaştırdılar. Kadın bozulduğunda toplum bozulur!

-İş hayatının kadınları tükettiği gerçeğine vurgu yapıyorsunuz. Aile kurumu bundan nasıl etkileniyor?

Kadın erkeğe göre daha naif yaratılmış olduğu için, iş hayatı da genel olarak yorucu olduğundan ve bir rekabet ortamı içerdiğinden kadınları tüketiyor. Tam gün mesai ile dışarıda çalışan bir kadının, evine geldiğinde eşine ve çocuklarına güler yüz gösterecek enerjisi kalmıyor. Yaptığı işleri zoraki yapıyor bu da onu õfkeli hale getiriyor.

-İş hayatı anne-çocuk ilişkisine nasıl yansıyor?

İş hayatında kadınlar genel olarak yetersizlik ve değersizlik hissi yaşıyorlar. Hiçbir şeye tam olarak yetişememe; anneliği, eş rolü, evlat rolü, ev hanımlığı, her şey yarım kalıyor hissi yaşıyorlar. Çalışan anneler çocuklarını bırakmanın vicdan azabını hep içlerinde hissediyor. En güzel zamanlarını göremiyorlar, çocuklarının gözlerinde gördükleri kırgınlık onları mutsuz ediyor.

Kısa mutluluk tüketiyor

-Kadınların işgücüne katılım oranından övgüyle bahsediliyor. ‘Kadın mı güçlendi nefsi mi?’

Güçlü kadın vurgusu, nefsine hoş geliyor. Zira maddi güç dünyadır ve nefis dünyayı sever. Kadın güçlendikçe dünyevileşmesi artıyor. Güçlülük hissi nefsi kabartıyor ve kadında iktidar arzusunu körüklüyor bu da ailede çatışmaya sebep oluyor. Kadın dünyanın peşinde koştukça aile saadetini, dünyanın mutluluğunu da kaçırıyor. Dünyevi şeyler; alışveriş, gezmek, dolaşmak, nefse kısa süreli mutluluklar yaşatsa da uzun vadede kişiyi tüketiyor.

-Peki kadınların güçlenmesi problem unsuru mudur?

Hayır, problem kadının güç sahibi olması değil, dış güçlerin etkisiyle sahip olduğu güçleri yanlış kullanması ya da gücü elde etmek için özünden uzaklaşmasındadır. Dünyaya para kazanmak için gelmedik. Kadınların olması gereken pek çok alan var, Allah rızası için hizmet bekleyen kadın ailesini ihmal etmeden eğitim ve hizmet alanlarında olmalı. Kadın istihdamın bir parçası değil toplumun mimarıdır. Bu gücünün farkında olması ve ona göre donanımlı olması kadının yaratılışına en uygun olandır. Allah ve Rasulü’nün gösterdiği yol en doğru yoldur.

Ev hanımlığı aşağılanıyor

-Bir firmada 100 kişiye yemek yapan kadın mı daha özgürdür, yoksa eşine çay ikram eden mi?

Evde çay veren kadın köle gibi, işyerinde çay dağıtan kadın õzgürmüş gibi çizilen bir tablo var. Bu mesajlar pek çok kadını olumsuz etkiliyor. Oysa kadın fıtratı ev işlerine uyumludur. Fakat hem eğitim hayatı ile erkekle yarışan kadın, ev işlerinden uzak büyüğü hem de dış dayatmalar kadına ev işi yapma mesajı verdiğinden evde eşinin en küçük isteğini bile emir görüp yapmayan kadın, iş yerinde hizmetçilik yapıyor.

Kapitalizm aile istemez

-Kapitalist sermaye grupları neden ev hanımlarına iş hayatını özendirme gayretindedir?

Kapital sermaye kadınları iş hayatında istiyor çünkü çalışan kadın daha çok harcıyor, her gün evden çıkan bir kadının daha çok giysi daha çok ayakkabı ihtiyacı oluyor. Bu ihtiyaçlar pek çok konuda artıyor.

-Bu durum ‘mutsuz kadın’ profiliyle de doğru orantılı değil midir?

Evet. Kapitalist sistem kadının mutlu olmasını istemez. Çünkü mutsuz kadın daha çok harcar, mutsuzluğunu satın aldıkları ile gidermeye çalışır. Kapitalist sistem aile istemez. Yalnızlık demek, boşanmak demek daha fazla harcama demektir. Açılan her ev daha fazla masraf ve kapitalist sisteme daha fazla hizmet etmek demektir. Kapitalist sistem bu yüzden boşanmaya teşvik edecek bütün yolları kullanır sonra da bunu kadınlara iyilik maskesi ile sunar.
Mutlu kadın kimdir?

-Peki hanımlar mutluluğu nerede aramalı?

Kadını gerçekten mutlu edecek olan şey sevmek ve sevilmektir. Çalışma hayatı içinde kadının evliliği ve anneliği geç kalıyor. Kadının önceliği ev ve aile hayatı olmalı ki kadın mutlu olsun. Kadın fıtratının sesini dinlemeli.

Fıtrata uygun iş

"Bütün gün ayakta çalışan kadınlar da var. Ayrıca masabaşı işi de kadını çok tüketen bir iş. Kadınlar çalışma hayatında fıtratlarına uygun işleri tercih etmeliler. Õğretmenlik gibi, sağlık ve iletişim alanı gibi. Yine iş ortamları da huzurlu çalışması için düzenlenmeli."

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Faruk Arslanın Sema Maraşlı ile mülâkâtı
27-11-18
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
SEMA MARAŞLI: "KADIN YERİNDEN KOPARILIRSA TOPLUM BOZULUR"
Online Kişi: 27
Bu Gün: 25 || Bu Ay: 3052 || Toplam Ziyaretçi: 1149939 || Toplam Tıklanma: 31291035