
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 777 |
Dün “mankurt darbesi” teÅŸebbüsünün üçüncü yıl dönümü idi…
15 Temmuz 2016’da milletçe büyük bir varta atlattık. Millet devletine sahip çıktı, “bu topraklarda hür irademizle varolmaya devam edeceÄŸiz!” dedi, darbecilerin eli böÄŸründe kaldı.
Bu darbeyi başından itibaren “Mankurt darbesi” olarak nitelendirdik. “MankurtlaÅŸma” kavramı büyük Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un zihin dünyamıza armaÄŸanı. Bizim gibi toplumlar “mankurtlaÅŸma” kavramını iyi bilmek mecburiyetinde.
KöleleÅŸtirilerek kendi halkına karşı kullanılmak istenen kiÅŸinin kazınmış başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları baÄŸlı olarak kızgın güneÅŸe bırakılır… Deve derisi kurudukça kafatasını sıkar ve beyni küçültür. Böyle bir kiÅŸi sadece sahibinin emirlerini yerine getiren bir köle hâline gelir. Ne ana, ne baba, ne kardeÅŸ ve de vatan, millet tanır. Sadece ve sadece kendisine verilen emirleri dinler, buyruklara itaat eder. Muhakeme yapamaz, doÄŸruyu yanlışı tefrik edemez.
MankurtlaÅŸma burada fizikî temelli bir hâdise olarak anlatılıyor. Modern dönemlerde kimsenin kafasına deve derisi sarılıp kızgın güneÅŸin altına bırakılmıyor. MaaÅŸallah fiziÄŸimizde bir deÄŸiÅŸiklik yok, kalıbımız kıyafetimiz yerli yerinde. MankurtlaÅŸtırılmak için ille de kafasına ıslak deve derisi sarılmak gerekmez. Fizikî mankurtlaÅŸtırma bir efsane olabilir, manevisi ise her an yaÅŸanabilecek bir gerçekliktir.
Türkiye gibi ülkelerde çeÅŸitli ÅŸekillerde mankurtlaÅŸtırma uygulamalarının devreye sokulduÄŸunu söyleyebiliriz. Bu milletin zihnine ciddi müdahaleler olduÄŸunu yakın tarihimizi doÄŸru okuyanlar kolaylıkla kavrayabilir. Saptırılmış zihinler/mankurtlaÅŸma gerçeÄŸi, Türkiye’de darbeye yatkın zümrelerin varlığı ile tescil edilmiÅŸtir.
1960 darbesinden İtibaren bütün darbelerin böyle bir zeminden beslendiÄŸini söyleyebiliriz.
Çocuk yaÅŸta 27 Mayıs 1960 darbesini alkışlayanları gördük. Rakip partinin tabelalarını indirip üzerinde hora tepenlere ÅŸahit olduk. Darbecilerin safında olmayan milletin ana kitlesi “gerici” ve “kuyruk” olarak nitelendirildi. Elbette 12 Mart’ın ve 12 Eylül’ün de destekçileri vardı. Asıl önemlisi, 28 Åžubat örtük darbesine gösterilen utanç verici destektir.
Herkesin gözü önünde seçilmiÅŸ partilerin kurduÄŸu hükümet baskı kullanılarak yönetimden uzaklaÅŸtırıldı. Bunun için çeÅŸitli mankurtlaÅŸtırma cihazları kullanıldı ki, en baÅŸta iletiÅŸim araçları gelir.
Eğitim sistemi de bu mankurtlaştırma ameliyelerine hizmet etti.
15 Temmuz darbecilerini heveslendiren zemin iÅŸte bu zemindir.
“Yurtta Sulh Konseyi”…Tam da bu zemine uygun bir adlandırmadır. Bu konsey adına okunan bildiri, yine bu zihnin kodları kullanılarak yazılmış bir bildiridir.
Her ÅŸeye raÄŸmen milletin büyük çoÄŸunluÄŸu darbeye karşı tavrını fiilen göstermiÅŸ ve darbeden medet umanların heveslerini kursağında bırakmıştır.
Üç yılı geride bıraktık. Milletin zihnini kayıt altına alacak her türlü faaliyete, uygulamalara karşı uyanık olmalıdır. MankurtlaÅŸma zeminleri kurutulmalı, yenilerinin oluÅŸmasına izin verilmemelidir.
Olumsuzluklardan da olumlu sonuçlar çıkabilir. Bu topraklarda her ne olursa olsun itaatle deÄŸil, hür irademizle var olabileceÄŸimizi göstermesi 15 Temmuz’un en önemli sonucudur.
Yazar: D. Mehmet DoÄŸan |
16-07-19 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||