
| Kategori : TASAVVUF / TASAVVUF VE TARÎKATLAR | Okunma Says: 6658 |
Yllar önce, sosyal bilimcilerin “dinî uyan” tarttklar bir paneli izlemitim. u anda CHP milletvekili olan bir kadn sosyal bilimci, irticann ne kadar ileri gittiini, filan yerde neler olduunu, falanca kiinin ne dediini söyleyerek neredeyse alamakl bir ses tonuyla dindarlardan ikâyet ediyordu. Onun arkasndan söz alan, fakültede derslerine de girmi olduum bir sosyal bilimci “Arkadalar yapmayn! Gazete kupürlerinden yola çkarak sosyal analizler yaplmaz. Bu söyledikleriniz hangi aratrmaya, gözleme ya da incelemeye dayanyor?” diye çkmt.
Modern Türkiye’de sosyologlarn en az anlayabildii ey, herhalde din ve dini tezahürlerdir. nsan düman olduu eyi nasl anlayabilir ki? 19. yüzyl pozitivisit zihniyetin esaretinden kurtulamayan cumhuriyet sosyologlar dini geçmie ait, zayflamas gereken ve olumsuz bir olgu olarak gördüler. Kendilerini tepeden inmeci ve zorba laikletirici devlet aygtnn hizasna geçip, dine ve dindarlara kalplam seküler pencerelerden baktlar.
1950’ye kadar ne rahatt! Ceberrut devlet din eitimini yasaklam, tekke ve zaviyeleri kapatm, bir çok camiyi ahra ve depoya çevirmi, ezan Türkçeletirmi, din adamlarnn üzerinden silindir gibi geçmiti. Kadnlar çaraflarndan çkarlm, önce mantoya sonra da döpiyese ve nihayet mayoya doru yönlendiriliyordu. Kur’an eitimi, zikir ve sohbetler gizli ve jandarma korkusuyla yaplabiliyordu. Evet, “Galiba baardk!” diye düünmü olmal devletli sosyal bilimciler.
Ama ne zaman ki göreceli özgürlük dönemi balad ve dindarlar üzerindeki cendereler gevedi, o zaman dini tezahürler toplumsal hayatta görünmeye balad. Türkiye’nin sosyal bilimcilerinin yapmad eyi dünyann öbür ucundan Muslim World gibi dergiler ve aratrmaclar yapmaya çalt. “Modern Türkiye’de nasl oldu da dinî cemaatler ve tarikatlar canl kalabildi?”
Türk sosyologlarn cevab çoktan hazrd. Aratrmadan, incelemeden, bilimsel yöntemleri uygulamadan kolay açklamay buldu: “Siyasetçiler yüzünden!” Onlara göre, oy avcl yapan siyasetçiler dinî cemaatleri eskiden olduu gibi ezmek yerine onlarn önünü açyor, destekliyorlard. O yüzden Kemalist sosyal bilimciler 1950’yi bir milat olarak gördüler hep. “1950’den önce ne güzeldi. Ne olduysa 1950’den sonra oldu” dediler. Devlet gibi onlar da insanlarn devlet zoruyla “modern”letirilmesinden yanayd zira. Anlamak yerine karsnda olmak, aratrmak yerine ekillendirmek, gözlemlemek yerine yaftalar yaptrmak tercih edilegeldi.
Bu ana akm yaklamn istisnas saylabilecek tek örnei erif Mardin’den geldi. Said Nursî hakkndaki kitab, Türkiye’deki laik bilim camiasn hayrete düürdü. Çünkü içinde ne dine, ne Said Nursi’ye dorudan saldr, eletiri veya yaftalama saylabilecek türden ifade bulunmuyordu. Okuyanlar bilir, kitapta aslnda Nursi’nin akl salna ilikin “ince” üpheler, onun güya mekanik bir evren anlayna sahip olduu iddias vs. gibi eletirilecek çok ey vardr. Ama bunlar vulgar ve saldrgan bir üslupla yaplmaz. Bir taraftan bilim camiasn dier taraftan da kitab yazmak için yllardr görütüü cemaati küstürmemeye çalan bir üslup sezilir kitapta. Yine de, erif Mardin allm tavrdan sapt, dinî tezahürleri arkaik ve çad olarak yaftalamad için Türk sosyal bilimcilerini o kadar rahatsz etti ki, onu TÜBA denilen kuruma kabul etmediler.
Gelgelelim, ayn erif Mardin bir süredir ince üslubuyla dinî gelimelere ilikin tesbitlerde bulunuyor. Dindarlarn baskc olduunu iddia eden “mahalle basks” terimi, meselâ, Mardin tarafndan ortaya atld. Yine, Taraf gazetesinden Nee Düzel’le yapt görümede ilginç eyler söylüyor erif Mardin. Mardin’in “ince” üslubu kimi zaman yerini korkutucu bir dile brakyor.
Mardin slâmî diriliten bahsederken Cuma’ya gidenlerin saysnn artmasn örnek olarak verirken sözü hemen bu insanlarn yapt para bana ve “sahtekârlk” konusuna getiriyor. Uluslar aras alanda tannm bir sosyal bilimcinin Türkiye’deki dinî gelimeleri ele ald çerçeve ite bu. Dindarlama sahtekârl arttrr!
“slamiyet’teki bu dirili ve enerji art toplumun hayatna nasl yansyor peki?” sorusuna cevab ise “Yasaklar!” eklinde. Mardin hzn alamayp TV programlarndaki dinî tonun artndan ikayet ediyor, Babakan’n üç çocuk tavsiyesini slâmî bir tavsiye olarak niteliyor. Dinî dirilii ise bir takm odaklarn dinî merak kkrtmasna balyor.
Ama Mardin’in Türk sosyoloji tarihine geçecek asl sözleri hemen sonra geliyor. Yabanc bir antropologun Türkiye’deki aratrmalarndan bahsedip “Tarikatlara canllk veren ey, bizim hiç üzerinde durmadmz ve önemsiz bulduumuz bir ey” deyip heyecanla soruyor: “O ey ne biliyor musunuz?” Ve heyecanla cevab veriyor: “Sohbet!”
Acar bir muhabirin zamannda yapt “Bu sene Kurban Bayram Hacca denk geldi!” türünden haberiyle yaracak bir tesbiti yllarn sosyologu böyle aktaryor. Hem de bir Batl aratrmacnn tesbiti olarak. Türkiye gibi ifahî kültürün hâlâ hakimiyetini koruduu, slâm’n ilk günlerinden itibaren dinî hayat ekillendiren sohbeti Mardin yeni kefediyor! Tekrar edelim, kendisi aratrarak veya gözlemleyerek deil, yabanc bir bilim adamnn dikkat çekmesinden sonra!
Devamnda tarikatlarn “propaganda” ile gelitiini söyleyecek kadar ileri giden erif Mardin’den daha fazla “bilimsel tesbit” aktarmayacam, rahat olabilirsiniz! Ama sadece soracam. Türkiye’nin parmakla gösterilen sosyologu böyle yaparsa, dierleri ne yapmaz? Ya da öyle soralm. Mardin, “günah” çkartarak TÜBA’ya m göz krpyor yoksa?
Yazar: Murat Çiftkaya |
04-11-11 |
||
| E mail: haber7.com. | Tweet | ||
| hatice... | |||
yaþasýn Amerika yeniden keþfedilmiþ! |
Tarih : 10-11-11 | ||
Serif Mardin'i yeni yeni tanýmaya baþladýðým bir yazar. Öncelikle bu tespiti bir yabancýya býrakmayýp kendin yapsaydýn keþke üstadým demek istiyorum. Sen müslümansan sen yap. Ýkinci olarak cemaati ayakta tutan tek þey "sohbet" mi yani? Yabacý biri ancak bu kadar görür. kardeþlik ve aidiyet duygusu nerede, paylaþým nerede, o insanlarý sohbet halkasýnda kenetleyen sebep ne? Derdi ne bu insanlarýn? sohbet bir ailenin yemekte ayný masa baþýnda toplanmasý gibidir bence. Bir aileyi ayakta tutan akþam yemeði midir? Baþka deðerler yok mu sizce? ben mi yanýlýyorum? | |||