İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / EDEBİYAT
Okunma Sayısı: 2372
Yazar: Hüseyin Akın
KÖTÜLÜĞÜN SAATTEKİ HIZI

Edebiyat dünyasında kötülük kök salmaya devam ediyor.

Edebiyat ürünlerinde kötülüğün bir dinamik olarak bulunmasından bahsetmiyorum. Kötülük edebiyattan ziyade edebiyatçıların üzerine tutunarak yaşıyor.

Geçen gün Atatürk Kitaplığı’nda konuşan Haydar Ergülen de aynı şeyden dert yanıyordu. Özellikle şairleri işaret ederek, korkutacak derecede kötülüğün yayılmacı hale geldiğinden bahsetti Ergülen.

Yıllar önce de bu konudaki ıstırabını dillendirdiğini çok iyi hatırlıyorum. Radikal gazetesinde kaleme aldığı bir yazıda “şairlerden bıktım, artık hikâyecilerle arkadaş olmak istiyorum” diye yazmıştı.

Anlaşılan o ki o günden bugüne olumlu anlamda değişen çok fazla bir şey yok.

Marazîlik hâlâ şairliğin en belirgin vasfı olarak kabul ediliyor.

İşin garip tarafı bu kadar çok kötülüğün hiç birisinin şu ana dek çiçek açıp meyve verdiği görülmemiştir.

Zira kötülüğün böyle bir tarafının –çiçek verdiğinin-olduğu da bir gerçektir. İsviçre’de neden büyük roman olmadığı sorulduğunda Andre Gide’nin verdiği cevap şaşırtıcıdır: “Çünkü orada cinayet yok!”

Bir edebiyatçı kötülüğün içerisinden çok işe yarar malzemeler devşirebilir; tabii ki kötülüğe bulaşmadan.

Kötülüğün gittikçe iyilik üzerinde sulta kurmaya başladığı edebiyat dünyasında hikâyecilerin ve de romancıların-popüler olanlar hariç- bu yönleriyle şöhret buldukları pek duyulmamıştır. Zannımca bunun sebebi egonun hikâye ve anlatıda çok sivrilmemiş olması, hikâye metninin bir çırpıda hüküm vermeye müsait olmaması ve de şairliğin dünyevi bir mertebe kabul edilerek iyilik dışı olan şeylerin mistikleştirilmesidir.

Kötülüğün neden daha çok şairlerin yakasına yapıştığını anlayabilmek için şiirin birbirine zıt iki özelliğini bilmek gerekiyor. Birinci özellik uyandırmak, diğeri uyutmak, yani sarhoş etmektir.

Eğer şiir bir uyandırma vasıtası ise şair yaşadığı vehmin farkına varmakta gecikmez. Kendisini yerleştirdiği yerden makul seviyelere indirmeyi bilir.

Nefis balonunun içersini ihtiraz soluğu ile doldurmaz.

Yok, eğer şiir uyutma görevi görüyorsa bir şairde kötülüğü hoyratça kullanıp ortalığa saçması beklenebilir bir durumdur.

Bugün niye edebiyat adına verilen ürünlerden ziyade şahıslar üzerinde konuşulup, hararetli tartışmalar yapılmaktadır sanırım cevabı bu uykunun içersinde gizlidir.

Yüreğini iyilikle dolduranlar için şiir bir temiz kalma vasıtasıdır. Bu anlamda şiir insanı yalandan ve dedikodudan alıkoyar.

İnsanı kötülük adına kirleten şey, şiirle birlikte gelen değil, şiirden sonra vücut bulandır. Her şair şiirsel yoğunluk taşıdığı anda fıtratı yaşayan çocuk gibidir.

Şiir yazılmaya başladıktan sonra şairde bir tür kendine kitap inmiş yalvaç vehmi başlar. Kendini yalan ve hayalle dolu uykunun kucağına bırakır.

Şuara suresinin son ayetleri uyuyan şairlere karşı tembih ve ikaz olduğu kadar şiiri “Salih amel” cihetine çıkaranlara bir taltiftir.

Bu satırları Emel Özkan’ın Profil yayınlarından yeni çıkan ilk şiir kitabı “Dar Zaman”da okuduğum “Kötülüğün Saatteki Hızı” şiirinin çağrıştırıp hatırlattığı bir sürü şey üzerine yazdım. Yolunuzun üstüne çıkan kötülüğü kovmak için iyisi mi bu şiiri okuyun:

                 “Kıyısı dahi derin şimdi denizin,
                  Uzak-yakın akraba dört hane,
                  Eline bakıyor güneşin.

                   Bir ağacı buruşturup atıyorlar çöpe,
                   Duvarda biten ot omuz verir yeşile.
                   Ağrına gidiyor eski toprağın
                   Satılması bir müteahhide, arsa diye.

                   Çağrılırız ayağına döşeği toplanmış ölümün,
                   Bir o durdurur yoldan çıkmış arabayı.

                   İyilik kazazede, çünkü dalgındı
                   Artıyor saatteki hızı kötülüğün.

                   Çekilmiyor, akıyor son nefeste
                   Kirlenmiş diye insanın kanı.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Akın
19-11-11
E mail: haber7.com.
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KÖTÜLÜĞÜN SAATTEKİ HIZI
Online Kişi: 34
Bu Gün: 177 || Bu Ay: 5.649 || Toplam Ziyaretçi: 1.780.320 || Toplam Tıklanma: 44.709.624