
| Kategori : / AKTÜALİTE | Okunma Sayýsý: 3683 |
Bir Türk'ün çocukluk yýllarýnda her sabah 'Türk'üm' diye baþlayan andýmýzý tekrarlamasý ne anlama geliyor?
Bir Kürt'e, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' dedirtmekten daha kötüsü, ayný sözü bir Türk'e söyletmek. Zira bir Kürt bu lâfý ne kadar tekrarlarsa tekrarlasýn Türk olamaz. Ama bir Türk'ün zihninde ve ruhunda meydana gelen hasarý kim düzeltecek?
Andýmýz, Türk'ü ve Türk olmayý yüceltmiyor. Türk olmayý, sadece otoriteye itaatin bir gerekçesine, bahanesine dönüþtürüyor. Nasýl mý? Andýmýzda vurgulandýðý üzere eðer Türk iseniz ve tekrarladýðýnýz bu hitabýn muhatabý veya sahibi siz iseniz, yurdunuzu ve milletinizi 'özünüzden çok' sevmek zorundasýnýz. 'Yurt ve millet' ise bildiðimiz vatan veya mensubu olduðumuz millet deðil; bambaþka bir þey. 'Özümden çok' derken, demokrasiden, özgürlüklerden vazgeçmek, iktidar sahiplerine kayýtsýz itaat etmek dýþýnda bir sonuç ortaya çýkmýyor. Varlýðýnýzý adayacaðýnýz 'Türk varlýðý'nýn ne olduðu hiçbir anlam taþýmýyor. Önemli olan 'adanmak', yani hem kendiniz hem de baþkalarý için temel insan haklarýndan vazgeçmek. Türk olduðunuz için adanmýyorsunuz, adanmak için Türk oluyorsunuz.
Andýmýzýn kaldýrýlmasý talebine itiraz eden Türk milliyetçilerinin bu durumu kavramasý gerekiyor. Andýmýzdaki Türk, mensubu olmaktan þeref duyduðumuz millet deðil; saf, yalýn, arý bir þekilde Türklüðü temsil etme ve Türklük adýna neyin doðru, neyin yanlýþ olduðuna karar verme üstünlüðüne sahip birkaç tane Türk. Dünyaya Türk olarak gelmemizin yegâne anlamý ise onlara itaat etmekten ibaret.
Hissettiðimiz ortak duyguyu ve tecrübeleri hatýrlayalým. Bizim kuþak hayatýnýn beþ yýlýný, 28 Þubat'tan sonraki nesil sekiz yýlýný her sabah andýmýzý tekrarlayarak geçirdi. Peki kaçýmýz andýmýzýn sözlerini eksiksiz hatýrlýyor? Küçük çocuklarýn her sabah soðukta, okul bahçesinde andýmýzý okumak için toplanmasý, geç kalanlarýn azarlanýp hizaya çekilmesi ve toplu olarak sýnýflara daðýlmalarý þeklinde tekrarlanan ritüel, andýmýzýn içeriðinden daha önemli deðil mi? Çocuklara bunu neden yaptýrýyoruz? Bir sebep düþünün.
Andýmýz kimsenin etnik aidiyetini deðiþtiremedi. Ama bu anlamsýz sözleri her sabah toplu halde tekrarlayarak 'yükselmek ve ileri gitmek'ten vazgeçmiþ olmadýk mý? Türk milliyetçileri için tekrarlayalým: Andýmýzdaki 'Türk' bir milletin adý deðil, yönetme ayrýcalýðýný sürdürmek isteyen zorbalarýn kendilerine meþruiyet kazandýrmak için kullanýlan bir bahaneden ibaret. Çünkü andýmýz Türk'ü yüceltmiyor; andýmýzdaki Türk, hiyerarþi ve disiplinle var olan diktacýlýðý kutsuyor. Týpký, vatandaþlýðý tanýmlayan Anayasa'nýn 66. maddesindeki 'Türk'ün, gerçekte bir milletin adýyla bir ilgisinin olmamasý gibi. Dikkatle okunursa fark edilir: Bu madde 'vatandaþ'ý deðil, 'Türk'ü tanýmlýyor. Bu maddede 'vatandaþ kimdir?' sorusunun karþýlýðý yoktur; 'Türk kimdir' sorusuna cevap verilir. Kýsaca 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaþlarý Türk'tür' gibi bir tanýma ulaþýlýr. Bir tanýmýn efradýný cem etmesi, aðyarýný da men etmesi; yani tanýmladýðý þeyi içermesi, diðerlerini de dýþarýda býrakmasý gerekir. Dýþarýdakileri, tanýmýn mefhum-ý muhalifinden çýkartabiliriz. Þayet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaþlýk baðý ile baðlý olanlarý Türk olarak kabul ediyorsanýz, bu baða sahip olmayanlarýn da Türk olmamasý gerekiyor. Kýsaca bu tanýmla Türk vatandaþlarý dýþýnda yeryüzünde Türk olmadýðýný iddia etmiþ oluyorsunuz. Peki doðru mu?
Ýdeolojik formüller, gerçeði gizlemek için yapýlýr. Andýmýz gibi, toplumu ideolojik bir þartlanmaya tabi tutmayý amaçlayan formüller içeriðiyle deðil, iþleviyle anlam kazanýr. Ýçeriðine eðildiðiniz zaman hep, bir delinin kuyuya attýðý taþla uðraþmak zorunda kalýrsýnýz. Öyleyse içeriðe deðil iþleve eðilmek gerekir. Andýmýza sahip çýkan Türk milliyetçilerinin de iþlevsel bir gerekçeye sahip olmasý gerekir: 'Andýmýzýn Türk milliyetçiliðine bir katkýsý var mý?' 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözünü herkese söylettiðiniz, daða taþa yazdýðýnýz zaman Türk milleti ne kazanýyor? Mantýklý soru: Gerçekte ne kaybediyor? Milli Eðitim Bakanlýðý'nýn 'Türklüðe zarar veren' bu andý hemen kaldýrmasýný Türk milliyetçilerinin de talep etmesi gerekmiyor mu?
Yazar: Mümtaz'er Türköne |
27-01-12 |
||
| E mail: zaman. com.tr | Tweet | ||