
| Kategori : / DİL KALESİ | Okunma Sayýsý: 3174 |

Abdurrahman DÝLÝPAK
(Savaþ için geri sayým! – 26 Ocak 2012 – Yeni Akit)
“Böyle bir durumda Ýsrail Hizbullah’a saldýrabilir.. Bu tabii bir felaket senaryosu.. Bakalým, gün doðmadan neler doðar..”
DÝLÝPAK’ýn yukarýdaki “Bu tabii bir felaket senaryosu...” cümlesi iyi kurulmamýþ, bu yüzden de cümlenin manasý durulmamýþ...
Bu cümleyi muðlak hâle getiren faktör, DÝLÝPAK’ýn isabetli kullanamadýðý “tabii” kelimesi...
DÝLÝPAK bu kelimeyi sýfat olarak mý, yoksa zarf olarak mý kullanmýþtýr?
Zarf olarak kullandýðýný diðer cümlelerinden tahmin ediyoruz ama bundan emin olamýyoruz. Belki DÝLÝPAK, Ýsrail’in Hizbullah’a saldýrmasýný, beklenen, sýrasý gelen, “tabii bir felaket” olarak görüyordur.
Eðer böyle deðil de – tahmin ettiðimiz gibi – zarf olarak kullanmak istediyse cümleyi þu þekillerde kurmalýydý:
“Bu tabii ki bir felaket senaryosu...”
“Bu elbette bir felaket senaryosu...”
***
“Bu arada Fransa’ya verilecek ders, ‘alemi ibret’ bir ders olmalý.”
Bu cümlede “ibret-i âlem” sözünün tersi dönmüþ.
Þapkasýnýn düþmesi de cabasý...
TDK ve devletin gözünden düþen iþaretin hâlâ ayakta kaldýðý son yerlerden biri bu “âlem” kelimesiydi. DÝLÝPAK’ýn “alem”inde onu da göremiyoruz...
Fakat ona teþekkür de borçluyuz: TDK’nin “eskimiþ” saydýðý “ibret-i âlem” sözünü kullandýðý için...
Bir de doðru kullanabilseydi...
***
(12 yýl zorunlu eðitim mi? – 10 Ocak 2012 – Yeni Akit)
“Kur’an-ý Kerim’de okur isterse, Tevrat’ta..”
Bilen bilir ki ben muharrirlerin imla hatalarýna pek bakmam. Hele ufak tefek ve ehemmiyetsiz olanlarýna...
Ancak burada DÝLÝPAK’ýn hatasý meramýný doðru anlatmasýna engel olmuþ.
Onun meramýný þu imla doðru anlatýrdý:
“Kur’an-ý Kerim de okur isterse, Tevrat da...”
Hatta kelimelerin diziliþini de deðiþtirelim:
“Ýsterse Kur’an-ý Kerim okur, isterse Tevrat...”
***
“Keþke bu iþi süreden çok bilgi seviyesi olarak belirlenebilse..”
Yine çalakalem yazmak, dikkatsizlik, acelecilik...
DÝLÝPAK bu cümle üzerinde tekrar düþünebilseydi aþaðýdaki doðru ifadeleri bulabilirdi:
“Keþke bu iþ süreden çok bilgi seviyesi olarak belirlenebilse..”
“Keþke bu iþin süresinden çok bilgi seviyesine baksak...”
Keþke muharrirler söyleyeceklerinin uzunluðundan ziyade özüne ve doðruluðuna baksalar...
***
“Mesela internet eðitiminde tarih dersi diyince, Türkiye tarihi tamam da, ama onun dýþýndaki kýsmý dönem olarak öðrenciler kendileri seçebilirler.”
DÝLÝPAK – köþe muharrirlerinin yüzde doksanýnda görüldüðü gibi – sabýrsýzlýk, acelecilik, acemilik veya kafa karýþýklýðý ve dalgýnlýk yüzünden dolaþýk ve yavan bir cümle kurmuþ.
Önceki tarihlerde de onun böyle cümlelerine örnekler vermiþtim.
***
“Ýnternet eðitimine bu vesile ile özel bir ayrýcalýk, öncelik verilebilmeli.”
DÝLÝPAK bu cümlesinde “ayrýcalýk” sözünü tek baþýna býrakamamýþ, önüne “özel bir” desteði getirmiþ. Bununla da yetinmemiþ, – herhâlde, ne olur ne olmaz diyerek – sonuna da bir “öncelik” payandasý dayamýþ. Hâlbuki TDK tarafýndan “imtiyaz” karþýlýðýnda çýkarýlan “ayrýcalýk” kelimesi zaten bir yönden “özel” olma hâlini anlatýr. Nitekim “Güncel Türkçe Sözlük’te “ayrýcalýk tanýmak / ayrýcalýk vermek” sözü þöyle açýklanmýþtýr:
“1. birine özel hak vermek 2. birini kayýrmak”
TDK þu “ayrýcalýk”ý Türkçemize keþke hiç sokmasaydý... Bir zamanlar herkesin Türkçesi “imtiyaz”lýydý ama hiç kimse “husûsî bir imtiyaz” falan demiyordu.
Mesela Mustafa Kemal’in Nutuk’unda bu kelime 23 yerde geçiyor ama hiçbiri böyle deðil...
Bu "ayrýcalýk" benzeri kelimeler her kullanýldýðýnda Türkçenin "imtiyaz"ý biraz daha unutuluyor...
Niçin?..
Muharrirler buna kafa yormalý.
TDK kendine bunu sormalý...
Yazar: C.Yakup ÅžimÅŸek |
28-01-12 |
||
|
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com Yazar Hakkýnda Bilgi ve Diðer Yazýlarý |
Tweet | ||
| uÄŸurlu | |||
'İmtiyaz'lı |
Tarih : 28-01-12 | ||
'İbret-î âlem' nadiren de olsa güzel türkçemizin ; doÄŸru, yerli yerinde ve kıvamında akıcı rahat anlaşılabilir uslûbuna alâka uyandırma gayreti içersinde olanlar: İyi ki varlar... |
|||