ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Sayısı: 2193
Yazar: Ceylan Ergin
ENTELEKTÜELİMİZ DİNDAR MÜHENDİSE DÖNÜŞTÜ

Abdurrahman Arslan Cumartesi Sohbetleri’nde “modern Müslüman”ı anlattı.

İnkılâp Kitabevi’nin Cumartesi Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu araştırmacı-yazar Abdurrahman Arslan oldu. Yazar “Sabra Davet Eden Hakikat” isimli kitabının söyleşi ve imza gününde modern dünyaya karşı bakış açımızı değerlendirdi.

Liberalizm, kapitalizm, demokrasi, modernizm, laiklik gibi kavramlara Müslüman olarak bakmaktan ziyade bu kavramları birer Batılı gibi karşılayışımız ve yaşayışımız çokça dile getirilen bir sorun. Yaşama biçimimizi değişen dünyada sabit tutmak ve değerlerimizden taviz vermemek, sağlam bir duruş ve anlamlandırma kabiliyeti istiyor. Bu duruşu kazanma konusunda istifade etmek için Abdurrahman Arslan’ı dinledik.

Kur’an bize Kitabın değişmeyeceğini söylüyor, Müslümanların değil

Abdurrahman Arslan, konuşmasına, genel anlamda dış dinamiklerin belirlediği serüvenlerin bizde, dini yanlış yorumlama, dini gerileme sebebi görme gibi geçerliliğini yitiren tezlerin savunulmasına sebebiyet verdiğini anlatarak başladı. Şartları anlamlandırmayışımızı temel sorun olarak gören yazar,  bizi, kendi geçmişimizi, inancımızı sorgulamamıza iten modernleşmenin, zamanla geleceğimize neyle sahip çıkacağımızı bilemez hâle getirmesinden şikâyet etti.

“Değişimi sadece iktidarın el değiştirmesi olarak görüp siyaset odaklı düşünüyoruz. Kur’an bize kitabın değişmeyeceğini söylüyor. Ama Müslümanların değişmeyeceğini söylemiyor.” diyerek yeni durumlar karşısında konumlanırken yeryüzündeki alt üst dengelere girip, onları yaşayıp, buna rağmen değişmeyeceğimizi düşünüyor olmamızı eleştirdi. Sadece Müslüman olup bazı ritüelleri yerine getirmenin bizi endişeden kurtaracağı fikrinin yanlışlığını dile getirdi.

Başörtüsünü kimi zaman mini etekle kimi zaman kravatla aynı cümlede kuranların, Müslümanların da birtakım dönüşüm ve değişimlere adapte olması gerektiğini savunanların arttığını göz önünde bulundurursak liberal söylemlerle çok sıcak ilişkiler içinde olduğumuzu görürüz. Abdurrahman Arslan, bu ve buna benzer bakış açılarının da yanlış olduğunu aktarıp entelektüellerimizin, ticareti öven ayetleri kapitalizmle karıştırıp postmodern sloganlarla dindar mühendislere dönüşmelerini örnek verdi. Görünüşte benzerlik olmasının mahiyette de benzerlik olacağı anlamında gelmediğini belirtti. Değişen dengelere karşı hazırlıksız yakalanmamızla birlikte Müslüman aydınlarımızın da öncü olamadığını vurgulayan Arslan, “Müslüman toplumların önderleri âlimler olmalıdır” dedi.

Müslüman olmak, Müslümanca yaşamak değil

İslâm’ın bir zaman sonra kandillere, cumalara indirgenip mahiyetinin göz ardı edilmesi ihtimalinden bahseden Abdurrahman Arslan, muhteva olarak fakirleşip,  fizikî olarak da artan hayat standartlarıyla zenginleştiğimizi aktardı: “Batının materyalist kültürünün getirdiği bakışla dünyaya bakıyoruz. Bundan dolayı da biz Müslümanlar, artık dünyaya Müslümanca bakamıyoruz. Müslüman olmak, dünyaya Müslümanca bakmak garantisini vermez. Bugünün bazı Müslümanlarının gözünde dünya fazlasıyla değerli ve ayaklar altına alınamıyor.

Müslümanlar hayatlarını sünnete göre değil, ‘öteki’ne göre tanzim ediyor.”

Konuşmasında, ecdadımızın ticarete bakışına emsal olan anekdota yer veren yazar, esnafına, “Ben siftah ettim, falanı da komşudan alın.” dedirten bir mantığın kapitalizmi üretip üretmeyeceğini sorguladı. Sadece şekle bakıp aldanmamamız gerektiğini, aslında içten içe çürüdüğümüzü söyledi. Devletin aklı temel alan yasalarının, bizi ahlâkı temel alıp yaşantımızı buna göre düzenlemekten ne kadar uzaklaştırdığını fark ettirdi.

Abdurrahman Arslan, çocuklarımızın isimlerinden dahi sorumlu olduğumuz aşikârken devletin din eğitimini alkışlamamızın, güvenliği mahremiyetten üstün tutan kameraların her an bizi gözetlemesine razı oluşumuzun, devleti cemaate yeğleyip kurumlarca güdülmemizin garipliğine dikkat çekerek konuşmasını sonlandırdı.

Ceylan Ergin haber verdi

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ceylan Ergin
14-02-13
E mail: dunyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ENTELEKTÜELİMİZ DİNDAR MÜHENDİSE DÖNÜŞTÜ
Online Kişi: 11
Bu Gün: 239 || Bu Ay: 7.750 || Toplam Ziyaretçi: 2.240.141 || Toplam Tıklanma: 52.351.346