
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayýsý: 592 |
Bu cuma Ayasofya’dayýz! Cumanýz mübarek olsun, Allah kabul etsin!
Sanmayýn ki Ayasofya’nýn resmî açýlýþýna davetliyim.
Cuma namazýna davetliyim! Ezaný duyduðum an, davet vicahiye dönüyor, icabet mecburî hale geliyor.
Bu cuma “Ayasofya cumasý”. Dünyanýn neresinde olursak olalým, biz o cumanýn cemaatiyiz. Ayasofya yönünü tekrar kýbleye çevirdiði gün, milyonlarca Müslümanýn cumasý Ayasofya ile birleþti. Malazgirt’ten Kosova’ya bütün þüheda ervahýnýn ruhlarý þâd oldu.
Ayasofya bugün bütün camilerin imamý oldu!
1970’lerde çok sayýda “Ayasofya açýlsýn” gösterisine katýldým, birçoðunu da seyrettim. Türkiye’nin her yerinden binlerce gencin bir ideal uðruna her türlü zahmete katlanarak Ýstanbul’a aktýðýný, Ayasofya’nýn açýlmasý için dualarýný bir de Fatih’in mahzun mabedinin karþýsýnda imanla tekrarladýklarýný gördüm.
Bu kadar dua, bu kadar yýl, en az üç nesil süren kararlýlýk…
Ümit, heyecan ve sabýrla bekleyiþ.
Hakikat þu idi: Ayasofya’nýn açýlmasý Türkiye’nin devlet kimliðini gerçek zeminine oturtmasýnýn iþareti olacaktý. Alparslan, Sultan Aleaddin, Osman Bey, Fatih, Yavuz’dan günümüze bir bütünleþme hissiyatý yürürlüðe girecekti. Osmanlý düþmanlýðýndan beslenen mesnetsiz ve kýsýr Cumhuriyet tezleri tedavülden kalkacaktý.
Türkiye yarý-hükümranlýk safhasýndan tam hükümranlýk safhasýna geçecekti.
Türkiye’yi yönetenler Lozan’ýn tam baðýmsýzlýðýmýzý saðladýðýný iddia ettiler.
Öyle zamanlar geldi ki, Çanakkale zaferi kutlanamadý, ama “Lozan Zaferi” kutlandý. Çanakkale zaferini neden kutluyamýyorsak, Lozan’ý o sebepten kutluyorduk. Dünya hükümranlarý Türkiye’nin neyi yapýp neyi yapmayacaðýný, neyi sevineceðine ve neye üzüleceðini, Ayasofya’nýn cami olup olamayacaðýný kararlaþtýrýyordu.
Lozan kat kat sýnýrlarla tahdit edilmiþ, bin yýllýk haklarýndan vazgeçmiþ bir Türkiye Devleti’nin yolunu açtý. Hükümranlýðýmýz 1936’ya kadar Boðazlar’da bitiyordu.
Türkiye bir akrep kýskacý ile çevrildi. Türkiye denizden hapsedilmiþti. Denize açýlmak mümkün deðildi. Burnumuzun dibindeki adalar Yunan’a verilmiþti. 1911’de Ýtalyanlara geçenler de 2. Dünya harbinden sonra Yunan’a verildi. Buna derler emeksiz yemek! Türkiye hiçbir hak iddiasýnda bulunmadý. Yunan’a bu adalar batý emperyalizminin 2. Dünya harbi tuhfesi oldu!
Bugün, 24 Temmuz 2020, inþallah Lozan maðlubiyetinin zafere dönüþtüðü gündür. Ayasofya’da kendi kararýmýzý vermek Sevr’in hafifletilmiþi olan Lozan’ýn reddidir. Sevr de ölüm gösterildi, Lozan’da sýtmaya razý edildik. 24 Temmuz ilk defa bugün bayram olarak kutlanýyor. Türkiye’nin üzerindeki tahditler bugün tarihin çöplüðüne atýlýyor. Bugünden sonra 24 temmuz “Ayasofya fetih günü”dür!
Bugün taþkýnlýk yok, gösteriþ ve nümayiþ yok. Bugün milli vakarýmýzý gösterme günü.
Ayasofya’nýn camiliðinin tabiî olduðu idrakiyle sükunetimizi muhafaza edip, kaldýðýmýz yerden devam edeceðimiz gün. Asla taþkýnlýk, patýrtý gürültü, þamata yapmayacaðýz. Millî vakarýmýzýn icabýný yapacaðýz.
Bu öyle bir açýlýþ olmalý ki, Ayasofya’ya açan Türk’ün vakarý görünmeli.
Büyük zaferlerin nasýl büyüklüðüne yakýþýr þekilde karþýlanacaðýna dair muhteþem örneklerimiz var.
Biri var ki, tevazuun, vakarýn þahikasý. Mýsýr fatihi Yavuz Sultan Selim, uzun süren seferi tamamlayýp ordusuyla Ýstanbul yoluna düþmüþtür. Ýstanbul bu þanlý serdarý karþýlamak için günler süren hazýrlýk içindedir. Mýsýr fatihinin gelmesi yaklaþtýkça heyecan da artmaktadýr. Koca serdar Üsküdar’a vasýl olur. Beklenir ki sabah karþýya geçsin ve büyük merasimlerle karþýlansýn…
Sultan Selim’in hazýrlýklardan haberi vardýr. Gece bir kayýkla sessizce karþýya geçer ve Topkapý Sarayý’nda istirahate çekilir…
Buna zaferine karþý zafer kazanmak denilir!
Ayasofya’nýn fetih hakký olarak camiye çevrilmesi, tabiî bir uygulama idi. Bu Ýstanbul Fatih’inin tasarrufudur, Ýstanbul’u alan irade, Ayasofya’yý da almýþtýr. Fatih onu cami olarak vakfetmiþtir. Rum Patrikhanesi’nin varlýðýný sürdürmesi de Fatih’in bir tasarrufudur. Tamamen ilga edebilirdi, etmemiþtir. Yeni patriðin seçilmesini saðlamýþ, seçilen patriðe asasýný ve tacýný vermiþtir. Eðer Patrikhane Fatih’in Ayasofya üzerindeki tasarrufu doðrultusunda camiliðini yanlýþ sayýyorsa, kendi varlýðýnýn devamýný da doðru bulmuyor demektir!
Hukukun temel prensiplerini devrim mantýðý ile devirenler bugüne kadar vakýf, mülkiyet gibi kavramlarý yok saydýlar. Ayasofya’nýn Fatih Sultan Mehmed Vakfý olduðundan þüphe mi var? Olsa idi iþ kolaydý. “Ayasofya devletin malýdýr üzerinde her türlü tasarruf devletçe yapýlýr”, denilirdi. Böyle olmadýðý biliniyor. Ayasofya’yý vakýflýktan çýkarmak, tapusunu iptal etmek ayrý bir hukukî deðilse de kanunî iþlem gerektirir ki bunun dahi ne kadar meþru olabileceði tartýþýlýr.
Böyle yapýlmamýþtýr, Ayasofya bir kararname ile müzeye dönüþtürülmüþtür. Bu kararname nihayet hukuk icabý ilga edilmiþtir. Bu durumda Ayasofya aslî ve tabiî haline dönmüþtür. Kaldýðýmýz yerden, diðer camilerle iliþkilerimiz ne ise, Ayasofya ile de iliþkimiz o olmalýdýr.
Ayasofya açýldý diye Sultanahmet’te sýrt dönmemeliyiz!
Gelelim bize unutturulmuþ, Ayasofya gibi müzeleþtirilmiþ “vakar” kelimesine…Onu da müzelikten kurtarmanýn tam zamaný!
vakar(وقار). [A.i.] 1. Aðýrbaþlýlýk, haysiyetini koruma, temkin. Bütün vakarý bu mülâhaza üzerine tuðyan etti-H.Ziya 2. Sabýr. 3. Heybet. Hâlinde gizli bir azamet, haklý bir vakar-Faruk Nâfiz
Vakar-i millî: Millî vakar. Lisanýn olmalýdýr bir vakar-ý millîsi-Âkif
Bize vakarlý olmak, vakur olmak yakýþýr!
vakarlý(وقارلی). [A.T.s.] Aðýrbaþlý, ciddî, temkinli, vakur. Vakarlý ve merhametli idi, doðru adamdý-Topçu
vakarsýz(وقارسز). [A.T.s.] Vakarý olmayan, ciddiyetsiz, haysiyetsiz.
vakarsýzlýk(وقارسزلق). [A.T.i.] Vakarý olmama hâli, ciddiyetsizlik, haysiyetsizlik.
Yazar: D. Mehmet DoÄŸan |
25-07-20 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||