
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayýsý: 671 |
Batýlýlar, son iki asýrda, Ýslâm dünyasýnda akademide uygulanmak üzere üç büyük yýkýcý proje geliþtirdiler. Kýsaca bu üç büyük oryantalist proje þunlar:
Birincisi, Ýslâm düþüncesinin Gazâlî’yle bittiði masalýný yaymak.
Ýkincisi, Osmanlý’yý unutturmak.
Üçüncüsü de, Hz. Peygamber’in (sav) konumunu sarsmak.
Gerçek Hayat’ta bu üç sorunu ayrýntýlý olarak mercek altýna alan yazýlar yazdým geçtiðimiz haftalarda. Burada kýsa bir özetleme yapmak istiyorum. Dileyen okuyucularým sözkonusu yazýlarý Gerçek Hayat’tan okuyabilirler.
ÝSLÂM’IN “KURUCU” TEMELLERÝNÝ YIKMAK!
Burada tedirgin edici mesele þu: Bu üç hedeften ilk ikisini gerçekleþtirmeyi -büyük ölçüde- baþardý Batýlýlar ve içimizdeki “Ýrlandalýlar”!
Þimdi Efendimiz’in (sav) konumunu sarsmak için hadislere, sünnete, mezheplere, 1400 yýllýk Ýslâm ilim, irfan ve hikmet birikimine karþý büyük, yýkýcý saldýrýyý hayata geçirmekle meþguller Batýlýlar ve uzantýlarý! Batýlýlarýn bu üç mesele üzerinden Müslüman toplumlarý hedef tahtasýna yatýrmasýnýn baþlýca nedeni, Osmanlý’nýn da, Gazâlî’nin de, Efendimiz’in (sav) de buluþtuklarý çok hayatî ortak bir noktanýn olmasý.
Üç’ü de farklý açýlardan, kendilerine göre, “kurucu” konuma sahipler: Hz. Peygamber (sav), akîdevî açýdan, Gazâlî fikrî açýdan, Osmanlý da genelde medeniyet tarihi açýsýndan özelde siyâsî açýdan hem dün “kurucu” roller oynadý; hem de daha önemlisi de yarýn yine bu kurucu rollerini oynayacak...
HZ. PEYGAMBER’ÝN KONUMU, DEÐÝÞKENLERÝN SÂBÝTELERÝ YUTMASINI VE DÝNÝN HAYATTAN UZAKLAÞTIRILMASI TEHLÝKESÝNÝ ÖNLÜYOR...
Kur’ân’ýn hitabý, Sünnet’le muhatabýný buldu. Sünnet-i Seniyye, Kur’ân’ýn ve hitabýnýn, sýrasýyla, Mekke sürecinde hayat bulmasýný, Medine sürecinde hayat olmasýný, Mekke ve Medine süreçlerinin hâsýlasý demek olan Medeniyet sürecinde ise bütün insanlýða ve varlýða hayat sunmasýný saðladý.
Ýki asýrdýr yaþadýðýmýz medeniyet buhranýn anlaþýlmasýnda, anlamlandýrýlmasýnda ve aþýlmasýnda Kur’ân’ý ve hitabýný muhatabýna ulaþtýran Efendimiz’in (sav), dolayýsýyla Sünnet-i Seniyye’nin hayatî, belirleyici bir rolü olduðunu idrak edebilecek bir ufka, derinliðe sahip deðiliz, ne yazýk ki.
Kur’ân asýl, Sünnet usûldür çünkü. Unutmayalým ki, usûlsüz vusûl / varýþ gerçekleþmez. Usûl yoksa, fusûl / sapma ve savrulma gerçekleþir yalnýzca.
Sünnet-i Seniyye, Ýslâm’ýn Kur’ân’da ifade edilen tenzîlî âyetlerini, Efendimiz vasýtasýyla tekvînî âyetlere dönüþtürüyor: Kur’ân’la doðrudan ve doðurgan bir irtibatýn yol ve yöntemlerini bizzat, bilfiil gözler önüne seriyor.
KÝTAB’A UYMAZSANIZ, KÝTABINA UYDURMANIZ KAÇINILMAZLAÞIR!
Efendimizin konumu, bu yüzden çok hayatî. O yüzden bu üç saldýrýnýn nihâî hedefi, Efendimiz’i devre dýþý býrakmak. Oysa Hz. Peygamberi devre dýþý býrakan bir din, kýsa devre yapar; önüne gelen, din’i, kendi kafasýna göre anlamaya kalkar; sonunda, ortada dinden eser kalmaz; herkes din’i kafasýna göre yorumlamaya, eðip-bükmeye (protestanize ederek, sekülerleþtirerek, dine uyacaðýna, din’i kendine uydurmaya) kalkar.
Bunun önü alýnamaz... Hýristiyanlýk, bu þekilde hayattan uzaklaþtýrýldý ve bitirildi. O yüzden önüne gelen Ýncil yazýyor Batý’da: Feministler, eþcinseller, ateistler vesaire... Din’i hurafelerden temizleyeceðiz diye yola çýkan Luther ve þürekâsý, dini hayattan uzaklaþtýracak yapý taþlarýný döþemekten, insanlarý çaðdaþ hurafeler çöplüðünün kölelerine dönüþtürmekten baþka bir þey yapmadýlar. Sonuçta, insanlar din’e uyacaklarýna, din’i kendilerine uydurdular. Böyle bir sonuç kaçýnýlmazdý elbette.
Tam bu noktada Efendimizin hayatî önemini tek bir cümleyle özlü bir þekilde þöyle ifade edebiliriz burada: Efendimiz (sav) Kur’ân’ýn sâbitelerinin deðiþkenler tarafýndan yutulmasýný ve deðiþkenlerin sâbite katýna yükseltilmesini önlemiþtir: Âlemlere rahmet olarak gönderilmesinin sýrrý da iþte burada gizlidir.
KRÝZÝ AÞMANIN YOLU...
Ýþte Gazâlî, Grek, Hint, Mýsýr ve Mâverâünnehir havzalarýnda düþünce ve inanç geleneklerinin Ýslâm’ý dönüþtürme tehlikesini görerek, deðiþkenlerin sâbiteleri yutmamasý için bir ümmîleþme çabasý baþlatmýþ, özgün Ýslâm düþüncesinin temellerini atmýþ, gelmekte olan krizin aþýlmasýnda kurucu, konumlandýrýcý ve koruyucu roller üstlenecek sütunlarý dikmiþti.
Selçuklular, Eyyûbîler, özellikle de Osmanlýlar’ýn Ýslâm’ýn kurucu kaynaklarýna sýmsýký tutunarak gerçekleþtirdikleri uzun soluklu yolculuk, deðiþkenlerin sâbiteleri yutmasýnýn önündeki bütün engelleri bertaraf eden, sâbitelerin deðiþkenleri yorumlamasýnýn önünü sonuna kadar açan Ehl-i Sünnet Omurga’nýn inþasýyla gerçekleþtirilen, bin yýl Ýslâm dünyasýný dimdik ayakta tutan ve dünya tarihini Müslümanlarýn yapmasýný mümkün kýlan bu ümmîleþme çabasýný sarsýlmaz bir ümmetleþme gerçeðine dönüþtürmüþ, yeryüzünde yaklaþýk bin yýllýk Müslüman Dünya Düzeni’nin hâkim olmasýný saðlamýþtýr.
Özetle... Batýlýlar, Ýslâm dünyasýný, dolayýsýyla Ýslâm’ý nereden vuracaklarýný çok iyi biliyorlar: Kurucu temelleri yýkmak.
Biz biliyor muyuz?
Hayýr!
Biliyor olsaydýk, Ýslâm’ýn insanlýða sunduðu diriltici ruhun usulünü gösteren Hz. Peygamber’e, onun izinden giden Ehl-i Sünnet omurgaya, cemaatlere, tarikatlere yapýlan saldýrýlarýn amacýnýn Ýslâm’ýn altýný oymak, Ýslâm’ý devletten ve toplumdan uzaklaþtýrmak olduðu gerçeðini görebilirdik!
Ýkinci medeniyet krizinin aþýlmasý, Ýslâm’ý hayattan, kültür, sanat, düþünce dünyasýndan uzaklaþtýracak Ýslâm’ý Protestanlaþtýrma projesinin püskürtülenilmesine ve zihnimizin çaðdaþ hurafeler çöplüðüne dönüþtürülmesinin önlenebilmesine baðlý.
Bunlarýn yolu da, Ýslâm’ýn kurucu kaynaklarýný ve taþýyýcý vasýtalarýný iyi koruyup çaðýn sorunlarýný vahyin ýþýðýnda anlayýp aþabilecek güçlü bir medeniyet fikriyatýnýn ve külliyatýnýn ortaya konulmasýna baðlý -fikirden sanata, kültürden edebiyatýn bütün alanlarýna kadar- her alanda...
Vesselâm.
Yazar: Yusuf Kaplan |
14-09-20 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||