HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-Ý KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-Ý ÞERÝF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayýsý: 572
Yazar: Mustafa Kutlu
Akıntıya karşı... Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim

1970'LERDEKÝ SÝYASÎ, FÝKRÎ, SANATSAL ÇABANIN YOÐUNLUÐUMillet ve devlet olarak artýk kendi hikâyemizi yazmanýn zamaný gelmiþtir denildi. Buna niyet edenler koca Yunus’un yazýya baþlýk olarak aldýðýmýz mýsralarýndan hareket edebilir, bu hikmet her þeye yeter. Ýsteyen ardýndan gelen mýsralarý da hatýrlayabilir.

Hem felsefî hem fikrî; hem dünyevî hem uhrevî meselelerin anahtarý bu mýsralardadýr.

Bu mýsralar bir dünya görüþünün, bir hayat tarzýnýn açýk, berrak, gürbüz ifadesidir. Suyu bulandýrmanýn lüzumu yoktur.

Varlýk-yokluk, zenginlik-fakirlik, ilerilik-gerilik, mutluluk-mutsuzluk ancak bu mýsralar içinde anlam kazanýr.

Âmentü’ye inanananlar için baþka bir fikre, filozofa, ideolojiye baþvurmak yersizdir. Baþka bir þairimiz bunu þöyle dile getirmiþti: “Yol varsa budur, bilmiyorum baþka çýkar yol”. Dileyen bu mýsranýn üstünde yer alan mýsrayý da hatýrlayabilir.

“Tüketim Toplumu”nun girdabýna düþmeden önce bizler Anadolu topraklarýnda bu ilkelerin oluþturduðu hayatý asýrlarca yaþadýk.

Ferdimiz, ailemiz, cemiyet ve milletimiz; yaþadýðýmýz þehirler, inancýmýz çerçevesinde inþa ettiðimiz mahalleler, evler, çarþýlar, medreseler, mabetler, hanlar, hamamlar, atölyeler, imalathaneler, bahçeler, baðlar, daha düne kadar ayakta idi. Çok deðil yarým asýr öncesini görenler bu hayatý yaþadý. O günleri özlüyoruz. Bu özlemi hafife alanlar “nostalji” diyor.

Asla.

O günlerin kýyas kabul etmez bir ruhaniyeti, insaniyeti, merhameti ve bereketi vardý.

O günlerin üretim ve tüketimi sanayi toplumunda yaþananlarla bir tutulamaz.

Bunu çok yazdým, yine yazýyorum. Köyden Erzincan’a 1950 senesinde geldik. Geçen 25 yýlda bu þehirde tek bir cinayet iþlendi. Kahveci Yaþar’ý vurmuþlar. Kimi kazaen dedi, kimi husumet. Dedelerinizden, ninelerinizden duymuþsunuzdur. Kapýlarý açýk býrakýr öyle yatardýk, derler. Ben de bir dedeyim, ben de ayný þeyi söylüyorum.

Düzeni saðlayan, cemiyette sýnýf farkýna fýrsat vermeyen ahlâk idi, ahlâkýn adaleti. Her siyasetin bir ilahiyatý vardýr. Bizimkisi malumdur.

Þehircilere söylüyorum: Bizim þehirlerimiz (Msl: Konya, Kayseri, Malatya, Amasya, Manisa vb.) tarým toplumunun þehirleridir. Biz sanayi kuramadýk, Batýlý mânada kapitalizme geçemedik. Hududullah buna manidir. Baþta Ýstanbul olmak üzere kadim þehirlerimizi yýktýk, yerine karman-çorman bir karmaþa yýðýný býraktýk.

Hangi þehrimizde bir mimarî vasýf var söyler misiniz? Olanlar hayattan soyulmuþ, turistik hale konulmuþ dünden kalan adacýklar.

Maziden kalanlara bakarsak bu apaçýk görünür. Safranbolu’dan Amasya’ya, Eðin’den Saraybosna veya Travnik’e, oradan Arnavutluk’un Berat þehrine kadar.

Bu þehirler ve bu þehirlerde yaþayanlar topraktan kopmamýþtý. Hepsinin civarýnda “Baðlar” diye bir semt bulunurdu. Yaþayan en canlý þahit Kayseri’nin “Talas”dýr. Konya’da da “Meram” vardý ama sanýyorum içinden buldozer geçti.

Þehir ahalisinin; esnafýn, tüccarýn, memurun, zenaat erbabýnýn bu “Baðlar” semtinde evi ve bahçesi bulunurdu. Olmayanlar kiralardý. Yazönü baðlara göçülür, þehir ahalisi kadýný ve erkeði ile toprakla uðraþýrdý. Þehirle-Baðlar arasýnda burnu uzun eski otobüsler çalýþýrdý. Daha önceleri faytonlar, atlar, merkepler, talika arabalar falan.

Refik Halit “Þeftali Bahçeleri” adlý hikâyesinde bu sabah þehre gidip akþam dönüþleri çok güzel anlatýr.

Reçel-pekmez kaynatýlýr, tarhana-eriþte dökülür, un-bulgur tedarik edilir, meyveler sebzeler kurutulur, salçalar yapýlýr, turþular kurulur, marmelatlar, þerbetler. Bu þehirde yaþayan nüfusun kendi iaþesini kendinin üretmesidir. Bu tutum kainatýn ahengine, mevsimlerin ritmine göre yaþamaktýr.

Bu üretim ve tüketim anlayýþý hayatý “fabrika ayarýna” göre düzenlenmiþ “Sanayi Toplumu”ndan tamamen farklýdýr. Formül þöyle: Az yiyecek, az konuþacak, az uyuyacaksýn. Nimete þükredecek, sýkýntýya sabredeceksin. Üretim ihtiyaca göre, tüketim kanaat ile.

Kimsenin evinde gösteriþli mobilyalar, beyaz eþya, mutfak robotu yoktu. Yer yataðý yünden evde yapýlýr, zemine el halýsý veya kilim serilirdi. Kimsenin dolabýnda tek kiþi için 25-30 gömlek, 5-10 çift ayakkabý bulunmazdý. Mahallenin zengini ile fakiri arasýnda fark görülmezdi. Asalet ahlâk ve takva ile ölçülürdü.

“Bizim hikâyemiz”in öngördüðü hayat elbette “kanaat” kavramýndan doðacak.

Bunlar geçti gitti. Köprülerin altýndan çok sular aktý. Ey Mustafa Kutlu sen bizi geriye döndürmeye, suyu tersine akýtmaya mý çaðýrýyorsun? Bu þehirleri yýkacak, bu fabrikalarý kapatacak mýyýz? Bu dijital çaðda bize masal anlatma. Ýyi ama ‘korona’ya söz geçmiyor. Ýnsanlar en zengin ülkelerde bile patýr patýr dökülüyor. Kimi korkudan evden dýþarý çýkamýyor. Ekonomi çöküyor, istikbal kararýyor.

Uzatmayalým, etrafýmýza bakalým. Ýnsanlar bu süreçte þehirden kaçmanýn yollarýný aradý. Ýmkâný olanlar (ilerideki muhtemel felaketleri düþünerek) içinde suyu olan bir toprak parçasý satýn aldý.

Bunca varlýk, güvenlik, zenginlik içinde bu panik neyin nesidir.

Ha, bir de þu var.

Dünyanýn en zengin adamý, ABD’li Amazon þirketinin sahibi, dünyaya bir þey olursa Mars’a gitmek, orada bir hayat kurmak için projeler yaptý. Ýnsanoðlu kadimden bu yana ölümsüzlüðü aramýþtýr. Bunlar öte dünyaya inanmayanlar.

Ben bu yazýlarý âhýrete inananlar için yazýyorum. Onlar zaten Hakk’ýn rýzasýna ugun bir hayat yaþarlarsa ebedî hayata kavuþacaklarýný biliyorlar.

Peki Hakk’ýn rýzasýna uygun bir hayat nasýl yaþanacak?

Madem bu soruyu sorduk, cevap verelim.

“Bizim hikâye” bu soruya verilecek cevaplarla yazýlacak. Yazým iþi kimbilir kaç yýl sürecek?

Önce þu içinde çýrpýndýðýmýz “Tüketim Toplumu”nun ek yerlerini bulalým, þu hýzla akýp giden nehirde “akýntýya karþý” çýkalým. Gerisi Allah kerim. Mutluluk seküler dünyada muðlak bir kavramdýr. Ýnananlar için öyle deðil. Ruhun, kalbin, nefsin itminana eriþmesidir. Bunun hazla, hýzla alâkasý yok.

Yazýnýn kaynaðýna ulaþmak için týklayýnýz.

Yazar: Mustafa Kutlu
16-09-20
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Akıntıya karşı... Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim
Online Kiþi: 18
Bu Gün: 372 || Bu Ay: 6.351 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.682 || Toplam Týklanma: 58.629.933