Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : İKTİBAS (Alıntı Yazılar) / ÂKİF EMRE
Okunma sayısı: 142
 
 
KEMALİSTLERİN İSLÂMCILARLA BARIŞI?
 
 

 

Bir önceki yazıda Cumhuriyetin Osmanlıyla barışmasının mahiyeti üzerinde durmuştuk. Kemalist elitin Osmanlıyla barışması, aslında 'Osmanlıyı deforme eden' bir yaklaşımdı. Devrimlere tarihsel bir arkaplan sağlayarak meşruiyet sorununun aşılması, bu vesile ile kitleselleşmenin amaçlandığı söylenebilir. Tarihi tümden redderek var olmanın, ne kadar radikal olursa olsun hiçbir devrim için mümkün olmadığını geç kavradı Kemalist elit. Bir zamanlar her türlü menfiliğin, geri kalmışlığın nedeni olarak gösterilen Osmanlıya karşı sergilenen anakronik durumun aşılması amaçlandı. Özellikle din bağlamında itirazlar seküler bir tanımlamayla formüle edilerek yeni bir Osmanlı yorumu kullanışlı hale getirilebildi. Deforme edilmiş bir Osmanlı tanımı yaygınlaştırılarak varılan uzlaşı ile aslında devrimlere tarihsel bir geçmiş kazandırılacağı düşünüldü. Bu dönemde özellikle televizyonlardaki tarih programlarının, tarihi sevdirmekten çok yeni Osmanlı tanımını geniş kitlelere kabule yönelik içeriği dikkat çekicidir. Bu vesile ile toplumla da ortak bir dil yakalama, daha doğrusu yeniden tanımlanmış Osmanlı üzerinden ideolojik meşruiyetin sağlanması amaçlandı. Tarih sohbetleri sofistike bir endoktrinasyon aygıtına dönüştü.

Daha önce yapılan başarılı barış hamlesi sisteme, tarihsel süreklilik anlamında bir meşruiyet sağlarken, batılılaşma sürecine itiraz olarak öne çıkan tarih ve özellikle Osmanlı imajı deformasyona uğratılarak yeni bir tarih yazımı üzerinden ideolojik inşa gerçekleştirilmiş oldu.

Kemalist seçkinlerin aradıkları tarihsel süreç bu şekilde halledildikten sonra bugüne ilişkin en önemli adımı atmaları beklenirdi. Bu aşamada sorun batılılaşma sürecinin devamı ve benimsetilmesiydi. Yani bugün ve yarına yönelik süreklilik, meşruiyet unsurlarının sağlanması gerekiyordu. Rejim adına ortaya çıkanların başvurduğu sürekli gerginlik politikalarının sürdürülebilir olamayacağını kavramış oldukları varsayılabilir.

Postmodern darbenin sonuçları bir bakıma Türkiye'nin de postmodern bir süreçten geçtiği gerçeği pek çok söylemi, projeyi hatta otoriter yapıyı, bu arada sistemin dokunulmazlarını da tartışma alanına çekmekte gecikmeyecekti.

Nasıl tarihsel süreklilik iddiasını mümkün kılmanın yolu Osmanlıyla “barışmak”tan geçiyorsa, yarınlara ilişkin olarak da toplumsal desteğin sağlanması, en azından muhalefetin kırılması gerektiği geç de olsa fark edildi.Gelişmeler bir kez daha teyit etmiştir ki, bu ülkede İslamcı kadrolar en dinamik unsurları oluşturuyordu. Sistem dışı İslamcı unsurlarla uzlaşmak için elde bir tarihi uzlaşma tecrübesi vardı ve bundan model çıkartılabilirdi: Bu da “deforme edilmiş İslamcılık”la uzlaşmak anlamına geliyordu. Zira bu toplumda her türden düşünce, eylem, toplumsal projenin bir şekilde İslam'la yüzleşmesi kaçınılmazdı.

Bu gerçek,zorunlu olarak Kemalist elitleri “İslamcılarla uzlaşma” ya itti. Bunun pek de hoşlandıkları bir tercih olmadığı çok açıktı. Gerek uluslararası konjonktür, gerekse iç dinamikler; merkezin dışladığı, ancak lüzumlu görülen durumlarda sistemi pekiştirmeye yönelik işlevi olduğu sürece sınırlı olarak dikkate alınan İslâmî unsurlarla uzlaşmaya, dikkate almaya zorluyordu. Türkiye'nin iç dinamikleri tekelci- buyurgan biçimlendirmelerin, toplum projelerinin uzun süre sürdürülebilir olmadığının söylüyordu.

Bu durumda, İslamcıların da Kemalistlere yaklaştığı ölçüde İslamcılıklarından, iddialarından uzaklaştıkları, vazgeçtikleri bir vakıa.

Sistemin merkezine çekilen ya da sistemin merkezini işgal eden/oturan bu “sorunlu kesim” artık ne kadar İslamcıydı? Buna verilecek cevap, Kemalist elitin barıştığı Osmanlı ne kadar Osmanlı ise uzlaşılan İslamcılar da artık o kadar İslamcı olabilirdi.

Orta yerde “deforme bir Osmanlıcılık” olduğu kadar “deforme bir İslamcılık” türetilmişti.

Üstelik İslamcılık iddialarından vazgeçerek.


Yazının tamamı için tıklayınız.


NOT: Vurgular bize âittir. (Doğruluş)


 



 
 
Yazar: Akif Emre
17-09-09
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KEMALİSTLERİN İSLÂMCILARLA BARIŞI? / ÂKİF EMRE Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
1c570
 
Kodu Gir

Online Kişi: 12
Bu Gün: 44 Bu Ay: 306 Toplam Ziyaretçi: 36376 Toplam Tıklanma: 519516
Copyright © 2009 AlanJaweb